Posts tagged Iyi
MUAZZEZ ERSOY, SOMALİYE YARDIM ÇAĞRISI YAPTI
0Hatay’ın Dörtyol ilçesine bağlı Payas Beldesinde düzenlenen ramazan şenliklerinde sahneye çıkan Türk Sanat Müziği sanatçısı Muazzez Ersoy, halka nostaljik bir gece yaşattı. Birleşmiş Milletler iyi niyet elçisi olan Sanatçı Muazzez Ersoy, konser öncesi ise Afrika ülkelerinde yardıma muhtaç insanlara el uzatılması çağrısında bulundu.
Payas Belediye Başkanı Bekir Altan, Türkiye’nin en büyük ve en geniş kapsamlı Ramazan şenliklerini düzenlediklerini belirterek, “Elimizden geldiğince gerek yurt içi gerekse yurt dışına da belediye olarak yardımlar yapıyoruz. İnşallah kısmet olursa 20 Ağustos’da Uganda’da açacağımız çadırla oradaki muhtaç insanlarımıza sizlerin de desteği ile yardım elimizi uzatacağız” dedi.
Sanatçı Muazzez Ersoy da Birleşmiş Milletlerin iyi niyet elçisi olduğunu ve Afrika’da açlık, sefalet ve ölümle yaşayan insanlara yardım edilmesi gerektiğini belirterek, “Bizler Türk halkı olarak her zaman muhtaç insanlara yardım elimizi uzatmanın manevi hazzını yaşamış toplumlarız.
Bu bağlamda Somali, Uganda ve diğer Afrika ülkelerine de el birliği ile yardım etmeliyiz” diye konuştu. Payas Belediye Başkanı Bekir Altan sanatçı Muazzez Ersoy’a Osmanlı Tuğrasından oluşan bir tablo da hediye etti. Payas halkı ise Muazzez Ersoy’un söylediği nostaljik şarkılarla coşku dolu anlar yaşadı.
MÜRSEL SEHER
Popularity: 1% [?]
Yetenek sizsiniz Türkiye
0Yetenek Sizsiniz Türkiye Ekibi Bu Hafta Trabzonda ! Yetenek Sizsiniz Türkiye, Acun Ilıcalı, Ali Taran ve Hülya Avşardan oluşan dev jürisiyle, Show Tv ekranlarında her Cumartesi izleyicisiyle buluşuyor. Yayınladığı ilk sezonda büyük ses getiren, izlenme rekorları kıran Yetenek Sizsiniz Türkiye ikinci sezonunda da bomba gibi devam ediyor… Büyük ilgiyle izlenen yarışma Yetenek Sizsiniz Türkiyede, yeni yarışmacılar yarı finale geçmek için sırayla sahne alacak ve jüriyi etkilemeye çalışacak. Yetenek Sizsiniz Türkiye Karadeniz Teknik Üniversitesinden yayınlanacak yeni bölümüyle 29 Ocak Cumartesi akşamı saat 20:00da Show Haberden hemen sonra sizlerle olacak… İyi Seyirler
Popularity: 1% [?]
Mernis Sistemine Ulaşılamıyor. Daha Sonra Tekrar Deneyin Hatası
Son günlerde Nufüs sisteminde sorunlar oluşmaktadır. Bu sorunlar nedeniyle hastane randevu sistemleri , ssk işlemleri, eczane işlemleri gibi çoğu işlemlerde aksaklıklar çıkmaktadır. Bu hatanın çözümü için sizin beklemekten başka yapabileceğiniz hiç birşey yok.
Bu durumu anlayışla karşılamalı ve sabırlı olmalıyız. Daha iyi bir sistem için..
Popularity: 1% [?]
Vicdan Çorbası İle Formunuzu Koruyun
0Dilara Koçak’tan kurtarıcı öneriler.
Mesela çok içki içtik ve yedik. Sonrasında ne yapmalıyız? -Benim “vicdan çorbası” tarifimi yapabilirsiniz.
Diyet yapmadık, tembeliz; yağlarımızı aldırdık. Böyle bir operasyondan sonra nasıl beslenmeli ki sonucu koruyalım? Ama unutmayın, çok sıkıya gelemiyoruz. Her şeyden yemek, ama az yemek veya egzersizle denge sağlamak. Peki, ölçüyü kaçırmamanın bir püf noktası var mı? Evet, yarısını yemek. Kahveyi çok içtik, içkiyi de… Tabii cildimiz nem kaybetti. Daha az su kaybına yolaçacak bir yöntem var mı? Evet, aynı anda bol su içmek. Karnitin gibi yağ yakıcılar kullanmak ne kadar doğru? Doğal yoldan yağ yakmayı hızlandırmak mümkün mü? Süt ve yoğurt içinde de karnitin bulunur, bu besinlerin tüketimi artırılabilir. Dilara Koçak ne sever ne sevmez? Kahve mi, sıcak çikolata mı? Kahve. Siyah çay mı yoksa yeşil çay mı? İkisini de içerim.
2010 iyi yaşam günlüğü
Uzm.Diyetisyen Dilara KOÇAK ’ın hazırladığı “İyi Yaşam Günlüğü”’yle hala tanışmadıysanız, bu yıl tanışmanın tam zamanı. Yiyecekler sizi değil, siz yiyecekleri kontrol edin. Hem de kendinizi fazla zorlamadan, eğlenerek. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak’ın hazırladığı “İyi Yaşam Günlüğü” dördüncü yılına girdi. Eğer hala önceki yıllardan bir bilginiz yoksa, bu yıl mutlaka edinmenizi tavsiye ederim. Elinizin altında sürekli size rehberlik edecek, sizi motive edecek bir kişisel günlüğünüz olmasının faydasını mutlaka göreceksiniz. Günlükte kolesterol nedir, özel günlerde beslenme, suyun yaşamdaki önemi, posalifin önemi, hangi yağlar tüketilmeli, sık kullanılan besinlerin kalori değerleri, değişim listeleri, alternatif listeler, hangi aktivitelerle ne kadar kalori harcandığı gibi konulardan tutun da, neyi, ne kadar, ne zaman yiyeceğinize, etiket okumanın önemine kadar tüm bilgileri öğrenmeniz mümkün.
Bu günlüğe sahip olmak, yaşam koçunuz ve diyetisyeninizi çantanızda taşımak gibi. Üstelik diyet yaparken ya da kilonuzu kontrol ederken karşılaşılacak zorlukların, baştan çıkarmaların, ayartmaların nasıl üstesinden geleceğinizi de yine bu günlükte bulabilirsiniz. Artık bir günlüğünüz var ve tabii bunun en önemli özelliği, tüm günlüklerdeki gibi izlenebilir olması. Sağlıklı ve ölçülü beslenmeyle ilgili yapılan araştırmalarda tükettikleri besinleri kaydeden kişilerin daha dikkatli ve sağlıklı oldukları görülen ve kabul edilen bir gerçek. Aynı şey, günlük harcamalarını yazan insanlar için de geçerli. Yazmayanların daha müsrif oldukları kesin. Yani otokontrol mekanizmasını harekete geçirmek için aslında ne yaptığınız ya da ne yapmadığınızla sizi tatlı tatlı yüzleştirecek bir günlüğünüz olması, kesinlikle diyeti işkence olmaktan çıkaracak; adeta sizin kazanacağınız bir oyun haline getirecektir. İşte “İyi Yaşam Günlüğü”nde bunlar var. Bir de benim merak ettiklerim vardı ki Dilara Koçak’ı yakalamışken sormadan geçemedim.
Doğru sözcük diyet mi, yoksa beslenme alışkanlığı mı? Bu çok tartışılan bir konu. Diyet kelimesini kullanmak, daha en başından moral bozmuyor mu?
Uzm.Diyetisyen Dilara KOÇAK : Zayıflama diyetleriyle ilgili en önemli yanlşı anlama, diyet yapmanın birçok yiyecekten mahrum kalmak, hatta bazı yiyeceklerin yasaklanması demek olduğunu düşünmektir. Kilo verme döneminde bazı yiyecekler sınırlı yenebilir ama bu belli bir süre içindir. Yasaklar bireyin suçluluk ve vazgeçme duygularını körükler; ama hedef bu değildir.
Kilo verme dönemi içinde geçen süre, yeni yeme davranışının alışkanlık haline gelmesi için önemlidir. Okuduğum bir kitapta, davranışları birer düğüm attığınız uzun bir ip gibi düşünmek öğütleniyordu. Tekrarlanan her davranış için bir düğüm daha. Bu şekilde baktığımızda 20 yıl boyunca attığınız düğümü çözmek biraz zaman alabilir ama sabırlı olmak ve vazgeçmemek mutlaka sizi başarıya götürecektir. Diyette yasaklar başarısızlığa sebep olur; önemli olan tüm besin gruplarını içeren ve her şeyin ölçülü miktarda yenildiği bir beslenme ve yaşam düzenine geçebilmektir. Bu yüzden diyet kelimesi yerine, yeni beslenme biçimi veya yeni yaşam biçimi şeklinde bir kullanım daha doğru diye düşünüyorum. Yapılan bir çalışmaya göre gerçekten diyet yapanların sayısı son 16 yıldır en düşük seviyede. Yani bundan 16 yıl önce insanlar daha fazla ve bu işi ciddiye alarak diyet yapıyordu. Oysa şimdi diyet yapma fikri çok yaygın ama bu çaba sadece dile getirmekle sınırlı kalıyor. Diyet yapmayı ciddiye alıp başarılı olanların sayısı çok az. Diyet kelimesi ve diyet listeleri artık insanlara sıkıcı geliyor.
İdeal kilo hesabı, boyu, kiloyu çarpıp bölerek bulunacak kadar standart bir şey midir? Kişinin kemik yapısına göre değişiklik göstermez mi?
Uzm.Diyetisyen Dilara Koçak: Çok doğru. Bireyleri boyuzunluğuna ve yaşına göre standardize edemeyiz. Genetik yapı, kas kemik yapısı, fiziksel aktivite düzeyi, daha önce yapılan diyetler, bireyin sağlık durumu gibi çok ek faktör belirler ideal kiloyu. şöyle bir örnek verebilirim? Boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve yaşı aynı iki arkadaş var. Ama birisi 36 beden, diğeri 38 beden kıyafet giyiyor. Bu nasıl olabilir?
Olabilir, çünkü beden tipimizde kilo ve boydan daha önemli olan belirleyici, vücudumuzdaki kas miktarı ve yağ oranıdır. Şöyle açıklayayım, Mine ve Naz, yaşları 23, boyları 163 cm, kiloları ise 56 kg. Her ikisi de benzer özellik gösterse de vücutlarındaki yağ oranına baktığımızda fark var: Birinin vücudu %20, digerinin %28 yağ oranına sahip. Mine’nin vücudunun %20’si yağsa, bu 11 kg yağ demektir toplamda. Geriye kalan bölüm yani 56-11= 45 kg kas, kemik, su ve iç organlardan oluşan yağsız doku kitlesidir. Biz bundan kısaca “kas” diye bahsedeceğiz Mine, spor yaptığı için daha kuvvetli ve yoğun kasa sahip; bu yüzden aynı kilodalar ama Mine’nin daha az yağı, daha çok kası var. Bu yüzden 36 beden. Naz, spor yapmıyor ve az yiyerek aynı kiloda kalmayı başarıyor. Bu yüzden daha az kası var ve yağ oranı yüksek bir vücudu olduğu için de 38 beden kıyafet giyiyor. O zaman sadece kilo odaklı olmak doğru değil. Bazen aynalar veya kıyafetler daha sağlıklı ve doğru cevabı verebiliyorlar. Bu yüzden kilo verirken aynaya bakın, eğer yüzünüz küçülüyorken, yağlı bölgeler aynı kalıyorsa yağ değil, kas ve su kaybediyorsunuz demektir
Yerleşmiş fazla kilosu olan kişiler, genelikle her çeşit diyeti deneyip, bir süre için başarıya ulaşıp, sonra vazgeçip eski kilolarına dönen insanlar. Gerçekten herkesin zayıflaması gerekli mi? Eğer sağlık problemleri yoksa ve öyle mutlularsa, medya ve çevre baskısıyla zayıflamaya çalışıyorlarsa, bir diyetisyen “Sen böyle mutlusun, boşver zayıflamayı” der mi? Bence dese ne güzel olur.
Uzm.Diyetisyen Dilara Koçak : İdeal kilo kavramına elveda deyin. Maalesef birçoğumuz “ideal kilo” kavramıyla üzülerek yıllarımızı geçirmiş olabiliriz. Her yerde boya göre uygun kilo tabloları bulabilirsiniz, birçok diyet programı insanlara tablolara göre ideal kilo hedefi verir. Ancak bu tablolar çoğu zaman “ideal” olmaktan çok uzakta kalabiliyor. Artık bu düşünceyi bırakın. Bilimsel verilerin büyük bir kısmı önemli bir konuda fikir birliğine sahiptir ki o da şu: En iddiasız miktarda kilo kaybı bile sağlık açısından büyük yarar sağlayabilir. Yüksek tansiyon, diyabet, yüksek kolesterol, uyku bozuklukları ve birçok tıbbi sorun, en iddiasız kilo kaybıyla bile düzelme göstermiştir. Bu gerçek her şeyi değiştirir. Hemen herkes kendini daha iyi hissettiği ve sağlık sorunları riskini azalttığı daha sağlıklı bir kiloya ulaşmayı başarabilir. Bu yüzden gerçekçi olunmalı. Son 5 yılı değerlendirin ve çok iddialı hedefler yerine hayattan keyif alıp her şeyi ölçülü yiyebileceğiniz daha kabul edilebilir hedefler koyun. Herkes çok ince olmak zorunda değil; önemli olan “beden kitle indeksi”nizin normal aralıklar içinde olması ve sağlığınız. İnce ama mutsuz olmak, sağlıklı olmak değildir. Sağlık, bedenen ve ruhen iyilik halidir. Hayatın keyfini kaçırmayın.
Genellikle aşırı yemek yiyen kişilerrin, bir şeylerin yerine yemek yemeyi koyduklarını görüyorum ve şişmanların arasında gerçekten gurme olan kişi de az. Çoğunluk şuursuzca ve çokça tüketiyor, açıkçası pek de seçici değiller. Diyetisyenden önce psikolloğa gittmeleri gerekmez mi? Yani ilk durak diyetisyen mi, dahiliyeci mi, yoksa psikolog mu olmalı?
Uzm.Diyetisyen Dilara Koçak : Yapılan araştırmalar gösteriyor ki çoğu insanın normalin üstünde yemek yemesinin sebebi %75 duygusal durumuna bağlı. Yani başka bir deyişle duygularla başa çıkmak için yemeği kullanmaktalar. Yemeğin yarattığı iyi duygular genellikle kısa sürelidir ve sonuçta kilo aldırdığı için üzüntü, mutsuzluk, stres, kaygı, pişmanlık gibi olumsuz duyguların daha fazla hissedilmesine sebep olur. Önemli olan fizyolojik açlıkla psikolojik açlığı ayırt edebilmektir. Fizyolojik açlık, mide tarafından beyne yemek yeme zamanı olduğuna dair sinyal gönderdiği zaman hissedilir. Fiziksel açlık semptomlarından bazıları midede kazınma hissi, gurultu ve hafif baş dönmesidir. Psikolojik açlıktaysa bu işaretlerden hiçbirisi yoktur. Duyguları beslemek için yemek yenildiği zaman, yemek bir teselli olarak kullanılmaktadır, dolayısıyla böyle durumlarda kişi “teselli yemekleri”ne yönelir. Bu yemeklerin genelde şeker ve yağ oranı yüksektir. Duyguya bağlı yemek yeme sendromundan kurtulmanın en önemli anahtarı, farkındalıktır. Bu farkındalığı kazanmak için kişinin kendini tanıması, hangi duyguların yemek yeme ihtiyacına sebep olduğunu anlaması gerekir. Diyet bir yarış değildir yolculuktur, keyfinizi kaçırmayın.
VİCDAN ÇORBASI2 orta boy kabak, 2 orta boy soğan, 2 orta boy domates, 2 yemek kaşığı bulgur, 1 tatlı kaşığı zeytinyağı, 1 demet nane, 1 demet maydanoz, 3-4 diş sarımsak, kuru nane, tuz, kekik, kimyon. Tüm malzemeler az suyla (1-2 su bardağı) haşlanıp blender’dan geçirilip servis edilir.
ÇOK YEDİĞİNİZ VE PİŞMAN OLDUĞUNUZ GÜNLERİN ERTESİNDE VİCDANINIZI VE KİLONUZU HAFİFLETMEK İÇİN DENEYİN..
Popularity: 1% [?]
Mavi Marmara olayı, Kurtlar Vadisi’nde
0
Mavi Marmara olayı, Kurtlar Vadisi’nde Yer Aldı
Merakla beklenen Kurtlar Vadisi’nin 4. filminin negatifleri yandı. Yeni çekimler yapılacağı için, vizyon tarihi daha önce 5 Kasım olarak açıklanan filmin seyirciyle buluşması gecikebilir.
Kurtlar Vadisi Irak, Muro ve Gladio’dan sonra, 5 Kasım’da vizyona girmesi beklenen serinin 4. filmi Filistin’in başına talihsiz bir olay geldi. Filmin bir bölümüne ait negatiflerin yandığı, bu nedenle film ekibinin yeniden çekime gireceği açıklandı.
Pana Film’den Bahadır Özdener, NTV’de kazayı ve bundan sonrasını anlattı:
“Bu olay, Türkiye’de bazı işlerin gayri ciddi yapılması nedeniyle başımıza geldi. Bu kadar çetrefilli ve aksiyon sahnesi olan bir filmin başına gelmesi de ayrı bir talihsizlik. Adana’da 50 derece sıcakta çalışan ekip, aynı sahneler için yeniden sahaya çıkacak. Ama, fedakar arkadaşlarımız üstesinden geleceklerdir.”
Olayın neden kaynaklandığını araştırdıklarını söyleyen Özdener, “Sorun, film materyallerini ve banyo edilmesini sağlayan ekipmanları veren film şirketi Kodak’tan ya da bu işi yapan Türk firmasından kaynaklanıyor” dedi.
Film için zor şartlarda çalışıldığını ve baştan bir Filistin yaptığını söyleyen Özdener, “Büyük aksiyon sahneleri var ama biz söylenmiyoruz ve işimize bakıyoruz. Allah daha beterinden korusun. Ayrıca, yüzümün güldüğüne bakmayın; maliyet artacak ama bundan daha önemlisi, büyük meblalar olsa da, çalışanların motivasyonunun yeniden sağlaması ve onların toparlanması olacak. Ayrıca eminim ki filmi daha iyi çekecekler” şeklinde konuştu.
MAVİ MARMARA DA OLABİLİR?
Özdener, İsrail’in saldırısıyla 9 kişinin hayatını kaybettiği Mavi Marmara gemisinin kiralanmasıyla ilgili haberlere de, “Arkadaşlarımız İHH ile görüştüler. Sağolsunlar, onlar da film nedeniyle mutlular.
Gemi, yakın zamana kadar İsrail’in elindeydi. Şu anda soruşturma sürüyor. Eğer savcılığın incelemeleri çekim tarihi olan Eylül ortalarına kadar tamamlanabilirse, hedefimiz Mavi Marmara’yı ölümsüzleştirmek. Bunun olacağını zannediyorum” dedi.
“KASIM RİSKE GİRİYOR”
Özdener, filmin bir bölümünü banyoda yanmasıyla vizyon tarihinde gecikme olup olmayacağı konusunda da, “Çekimleri tamamlamadan bir şey söylemek güç. Ama sanırım 5 Kasım riske giriyor. Net tarihi, çekimler bittiğinde, uzun ve çileli olan teknik kısım da hesaplanarak açıklanacak. 5 Kasım mı yoksa başka bir tarih mi olacak o zaman karar vereceğiz” şeklinde konuştu.
SERİ DEVAM EDECEK GİBİ
“Bin kere de yansa milyon kere de çekmek zorunda kalsak, bu filmi çekip vizyona sokacağız” diyen Özdener, serinin devamıyla ilgili de, “Pusu televizyonda devam ediyor. Ayrıca dünyada da büyük yankılar uyandırıyor. 30’a yakın ülkede izleyicisi var. Keşke bu bölgede çatışmalar bitse de, biz anlatacak başka hikayeler bulsak. Ama bu sürdükçe, biz bu serileri daha çoğaltırız diye düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Popularity: 1% [?]
Ramazan’da kilo almamak için öneriler
0Ramazan’da kilo almamak için öneriler
Genellikle herkesin kilo aldığı Ramazan’da bu sorundan kurtulmanın birinci yolu, iftar ve sahur arasındaki zamanı iyi değerlendirmekten geçiyor.
1- İftardan sonra öğün sayısını 4 veya 5′e yükseltin. Bunlar; sahur öğünü, iftar öğünü, iftardan 1 saat sonrasında bir ara öğün, yatmadan 1 saat önce yapılacak bir ara öğün şeklinde olmalıdır.
2- Posa gün içerisinde kan şekerini dengeler ve tok tutma özelliği vardır. Bu yüzden tükettiğiniz besinlerin posa miktarının yüksek olmasına dikkat edin. Örneğin;
Tam tahıllı, çavdar, yulaflı veya kepekli ekmekleri alın.
Makarna, pilav gibi besinler tüketecekseniz kepekli olanlarını tercih edin.
Sahurda ve iftarda bol miktarda yağsız salata tüketin.
Günlük en az 3-5 porsiyon meyve yiyin.
İftar menüsünde mutlaka az yağlı bir sebze yemeği olsun.
Kabuklu sebze ve meyveleri kabuğunu soymadan tüketin.
3- Açlık süresini aşağıya çekmek adına sahur öğününüzü mutlaka yapın. Sahurda süt, peynir, yumurta, zeytin, domates, salatalık, yeşillik, tam tahıllı ekmekten oluşan sağlıklı bir kahvaltı iyi bir seçenek olacaktır. Veya çorba, etli sebze yemeği, yoğurt ve tam tahıllı ekmekten oluşan bir menü de hazırlayabilirsiniz. Bu örnekler çoğaltılabilir. Miktarlar kişiye göre değişim gösterdiği için diyetisyen kontrolünde ayarlanmalıdır.
4- İftarı bir bardak su ve yanında bir 1-2 zeytin veya 1 hurma ile açtıktan sonra küçük bir kâse çorba içilip tercihen 15-20 dakika kadar yemeğe ara verilmelidir. Bu süreç içerisinde kişinin aşırı açlık hissi azalacak, yiyeceklere saldırma isteği ortadan kalkacaktır. 15-20 dakika sonra normal bir akşam yemeği yenebilir. Izgara et, köfte, tavuk, balık, kurubaklagil, sebze yemekleri, bol yeşillikli salata, tam tahıllı/çavdar ekmeği, yoğurt, ayran, cacık gibi besinleri içeren bir menü hazırlanmalıdır.
5- İftarda çok tuzlu, çok şekerli ve çok yağlı hazır besinler, sakatatlar (beyin, karaciğer vb.), salam, sucuk, sosis, kavurma gibi işlenmiş ve fazla miktarlarda doymuş yağ içeren besinlerden uzak durulmalıdır. Kızartma gibi sağlık açısından zararlı olan pişirme yöntemleri kullanılmamalı; yemeklerin haşlama, kendi buharında, fırında ya da ızgara şeklinde pişirilmesine özen gösterilmelidir.
6- İftar yemeğinin hemen arkasından meyve ve tatlı tüketmeyin. Bunları 1-2 saat sonra ara öğünlerde yiyebilirsiniz. Akşam ara öğünlerinde tüketeceğiniz meyve miktarına dikkat edin. 1-2 porsiyonu geçmesin. 1 avuç içine sığacak kadar meyve ortalama 1 porsiyondur.
7- İftardan ortalama 1,5 saat sonra bir ara öğün yapılabilir. Bu öğünde 1-2 porsiyon meyve veya 1 küçük kâse sütlü tatlı tercih edilebilir. Haftada 2 kez tatlı hakkınızı burada kullanabilirsiniz; ama diğer günler bu öğünün meyve olmasına dikkat edin. Ramazan ayının tatlısı olan güllaç oldukça sağlıklı bir seçim olacaktır. Meyveli tatlılar, sütlaç veya dondurma da sağlıklı alternatiflerdir. Ama tabii miktarına dikkat ederek!
8- Bu ara öğünden yine ortalama 1-1,5 saat sonra bir ara öğün daha yapılabilir. Yatmadan 1,5 saat önce olacak şekilde. Bu son ara öğünde meyve tüketilmesi önemlidir.
9- Oruç tutan kişi normalden çok daha fazla miktarda ve daha hızlı yemek yer. Bu noktaya dikkat edilmeli ve öğünler yavaş yenmelidir. Sağlıklı bir sindirim sistemi için besinler iyi çiğnenmelidir.
10- Su tüketimine dikkat. Sahurda, iftarda, iftar sonrasında yeterli miktarda (ortalama 1,5-2 lt.) su içilmelidir. Sıvı alımı diğer içecekler vb. sıvı besinlerin tüketimi ile birlikte artırılmalıdır. Çorbalar, taze meyve suları, ayran, şekersiz kompostolar vb.
Cildinizin şimdi daha çok neme ihtiyacı var
Yaz aylarının bu son günlerinde güneş ışınlarının zararlı etkilerine maruz kalmış cildimiz, Ramazan ayı ile birlikte yanlış beslenme ile daha da yıpranıp cansızlaşabilir. Güneş ışıkları, cildimizde kuruma, kalınlaşma ve matlaşmaya neden olur. Aslında temel bazı beslenme yanlışları yapılmadığında ve bakıma dikkat edildiğinde oruç ile cildimize bir anlamda detoks sağlayabiliriz. Bol su içilmeli, antioksidan gıda tüketmeli, lifli gıdaları soframızdan eksik etmemeliyiz. Su, canlı ve sağlıklı bir cilt için son derece önemlidir. Sonbaharın ilk günlerinde olduğumuz göz önünde bulundurulduğunda cildimizin nemlendirici ihtiyacı da artmaktadır. Cilt temizleme işleminde tahriş edecek ve kurumayı artıracak deterjan içeren temizleyiciler kullanılmamalıdır. En doğrusu bir uzmanın önereceği cilt tipimize uygun nemlendiricilerdir. Sadece yüz değil, eller, ayaklar ve tüm vücut doğru şekilde nemlendirilmelidir.
Diğer Konulara da Göz Atabilirsin
- 10 Ağustos 2010 — Tok tutan ve kilo aldırmayan ramazan menüsü (0)
- 03 Ağustos 2010 — Ramazan Diyeti Hem Oruç Tut Hem Kilo Ver (0)
Popularity: 1% [?]
