Posts tagged Ilk
JAPONYA’DA KURBAN BAYRAMI COŞKUSU
0Asya’nın en uzak noktası Japonya’da yaşayan Müslümanlar, başkent Tokyo’da Kurban Bayramını coşkuyla kutladı. Türkiye tarafından yaptırılan Tokyo Camisi ve Türk Kültür Merkezi’nde bir araya gelen bu ülkede yaşayan Japon, Türk ve farklı milletlerden her yaşta Müslüman camiyi, caminin sosyal tesislerini ve avlularını doldurdu.
Bayram namazının öncesinde Kur’an-ı Kerim tilaveti yapılırken, Kurban Bayramı hutbesi 3 dilde yapıldı. Namaz ve hutbenin ardından birçok milletten Müslüman, caminin içerisinde ve dışında farklı dillerde bayramlaşırken güzel görüntüler oluşturdu.
Namazın ardından caminin külliye ve sosyal tesis kısmında Müslümanlara kavurma ikram edildi.
Japonya’da kanunlar gereği lisansı olmayan yerlerde kurban kesilemiyor ve bu ülkede genelde Müslümanlar kurbanları başka ülkelere göndererek kestiriyor. Müslüman cemaati özellikle Kurban bayramlarında bu anlamda sıkıntı yaşadıklarını aktarıyor.
Tokyo Cami
Japonca, İngilizce ve Türkçe yapılan üç dilde hutbe sistemi Tokyo’da Cuma namazları başta olmak üzere onlarca milletten Müslümanın anlaması için yap ılan yıllardır uygulanıyor.
Japonya’da İslamiyet çok da eski tarihlere dayanmıyor. Uzmanlar, Japonya’ya İslamiyetin Rusya’daki Bolşevik ihtilalinin ardından Orta Asya’da yaşayan Müslümanların bazılarının küçük topluluklar halinde gelerek bu ülkede yayılmaya başladığını belirtiyor.
Tokyo Camisi, Tokyo’ya göç ederek gelen Türk-Tatar grupları tarafından ilk kez şu anda bulunduğu yerde 1938 senesinde hizmete girmiş. Ancak ilk inşa edilen caminin 1986 senesinde yıkıldığı kaydediliyor.
Caminin arsasının daha sonra geleneksel Osmanlı-Türk mimarisinde inşa edildiği ve Japonya’nın Türkiye Cumhuriyeti’ne cami yapılması şartıyla hibe ettiği ifade ediliyor. Mimari bir şaheser olan Cami Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı ve Tokyo Camisi Vakfı tarafından 2000 yılında tekrar inşa edilmiş.
Caminin inşasında Türkiye’den getirilen ustalar sayesinde sedef kakmalı kapılarından, duvarlarını süsleyen hatlarına kadar Osmanlı kültürünü yansıtan ve Tokyo’daki güzide bir mimari eser olarak dikkati çekiyor. Bilim adamlarına göre, Japonya’daki Müslüman sayısının diğer milletlerden olan Müslümanlarla birlikte 300 bin civarında olduğu kaydediliyor.
Popularity: 1% [?]
Yetenek sizsiniz Türkiye
0Yetenek Sizsiniz Türkiye Ekibi Bu Hafta Trabzonda ! Yetenek Sizsiniz Türkiye, Acun Ilıcalı, Ali Taran ve Hülya Avşardan oluşan dev jürisiyle, Show Tv ekranlarında her Cumartesi izleyicisiyle buluşuyor. Yayınladığı ilk sezonda büyük ses getiren, izlenme rekorları kıran Yetenek Sizsiniz Türkiye ikinci sezonunda da bomba gibi devam ediyor… Büyük ilgiyle izlenen yarışma Yetenek Sizsiniz Türkiyede, yeni yarışmacılar yarı finale geçmek için sırayla sahne alacak ve jüriyi etkilemeye çalışacak. Yetenek Sizsiniz Türkiye Karadeniz Teknik Üniversitesinden yayınlanacak yeni bölümüyle 29 Ocak Cumartesi akşamı saat 20:00da Show Haberden hemen sonra sizlerle olacak… İyi Seyirler
Popularity: 1% [?]
KPSS 2010/2 Tercihleri ÖSYM Bilgilendirmesi
0BASIN DUYURUSU
(19 Ocak 2011)
Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Kadro ve Pozisyonlarına
Yerleştirme Yapmak İçin Adaylardan Tercih Alınması
Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik hükümleri uyarınca bazı kamu kurum ve kuruluşlarının kadro ve pozisyonlarına yerleştirme yapmak amacıyla adaylardan tercih alınacaktır.
Bu amaçla hazırlanan Kamu Personel Seçme Sınavı KPSS-2010/2 Tercih Kılavuzunda, ortaöğretim, ön lisans ve lisans düzeyleri ayrı olmak üzere tercih yapılabilecek kadro ve pozisyonlar yer almaktadır.
Kılavuz 24 Ocak – 2 Şubat 2011 tarihleri arasında ÖSYM’nin http://www.osym.gov.tr internet adresinden yayımlanacaktır. Kılavuz ayrıca basılmayacak ve dağıtılmayacaktır.
Kılavuzda yer alan kadro ve pozisyonlardan tercih yapabilmek için, 10-11 Temmuz 2010 tarihlerinde yapılmış olan 2010-KPSS Lisans veya 28 Kasım 2010 tarihinde yapılmış olan 2010-KPSS Ortaöğretim/Önlisans’a girilmiş ve ortaöğretim mezunları içinKPSSP94, ön lisans mezunları için KPSSP93 ve lisans mezunları için KPSSP3 puanının alınmış olması gerekmektedir.
Adaylar tercihlerini 24 Ocak – 2 Şubat 2011 tarihleri arasında, kılavuzda yer alan kurallara göre, internet üzerinden TC Kimlik Numaraları ve şifrelerini kullanarak kendileri yapacaklardır. ÖSYM’ye posta yoluyla gönderilen veya elden verilen tercih listeleri geçerli olmayacaktır. Tercih alınma süresi kesinlikle uzatılmayacaktır.
KPSS-2010/2 Tercih Kılavuzuna göre yapılacak yerleştirmeye başvuracak adayların kılavuzu dikkatle incelemeleri gerekmektedir.
Adaylara ve kamuoyuna duyurulur.
ÖSYM BAŞKANLIĞI
Popularity: 2% [?]
UYKUDA DİŞ SIKMA NEDENLERİ VE TEDAVİSİ
0Günü stresli geçirmesi nedeniyle kişinin, gece uyurken dişlerini sıkmasının baş, boyun, bel ağrılarına yol açtığı bildirildi.
Ege Üniversitesi (EÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Nurselen Toygar, yaptığı açıklamada, birçok rahatsızlığın ana nedeni olarak bilinen stresin çeneye ve dişlere de zarar verdiğini anlattı.
Prof. Dr. Toygar, stresli gün geçiren kişinin uyurken bilinçsizce dişlerini sıktığını, bunun da hem dişlere hem de vücudunun diğer bölgelerine zarar verdiğini ifade etti.
Birçok kişide stresin yöneldiği ilk yerin çiğneme kasları olduğunu, gün içerisinde çenenin sıkılabildiğini ancak bu durumun gece uykuda daha sık yaşandığınıanlatan Toygar, şöyle konuştu:
“Derin uykuya dalma sırasında, duyuların iletildiği beyin bölgesine stres ne kadar yoğun iletilirse çiğneme kaslarının o oranda sıkımı güçleşir ve kişi farkında olmadan dişlerini gıcırdatmaya, sıkmaya başlar. Kişi ancak uyandığında çenesindeki ağrıdan bunu fark edebilir. Diş sıkma, çocukluk çağında başlar, erişkinlikte artar. Yaşanan stres nedeniyle de devam eder. Yapılan araştırmalar bir kişinin diş sıkma gücünün 5 tona kadar ulaşabildiğini gösteriyor. Çene kasları çok güçlüdür. Diğer kaslara göre yorulmaz. Bu kasın histolojik yapısı farklıdır. Kasılma gücü fazladır. Bu kadar güçlü ısırma kuvveti dişlerde aşınmalara, çene kemiğinde kırılmalara, travmalara neden olur. Çiğneme ekleminde de deformasyon oluşur.”
Ağrılar
Stres sonucunda derin uykuda yaşanan çene sıkmanın, hastanın sosyal yaşamını bozduğunu, rahat kaliteli uykuyu engellediğini, yaşam enerjisini düşürdüğünü dile getiren Prof. Dr. Toygar, bu rahatsızlığın özellikle “hassas, endişeli, içine kapanık ve duygularını dışa vuramayan kişilerde” görüldüğünü kaydetti.
Prof. Dr. Toygar, şöyle devam etti:
“Strese bağlı olarak uyurken bilinçsiz yapılan diş sıkmaları baş, boyun, bel ağrılarına neden oluyor. Baş ağrıları migrenle karıştırılmamalı. Çoğu kişi migrenden kaynaklı sanır baş ağrısını ama stres nedenli çene sıkması da bunun nedenlerinden biridir. Bu kişilerin çene hareketlerinde kısıtlılık olur. Rahat çiğneyemez. Şakak bölgesinde, omuz ve sırtlarda ağrı yapar. Kulak çınlaması, yüzde asimetri, denge bozukluğu, depresyon, bulanık görme, gözde seğirme olarak kendisini gösterir.”
Diş sıkmanın önüne geçebilmenin en etkin yolunun “stresten uzak durmak” olduğunun altını çizen Toygar, günde iki kez 20 şer dakika çene eklemine, triger denilen tetik noktasına sıcak havluyla masaj yapılabileceğini, gülerken, esnerken ağız açıklığının kontrol edilmesi gerektiğini dile getirerek, “Şeker ve kafein tüketiminden uzak durulmalı. Yumuşak gıdalarla beslenmeli ve bunlar ufak parçalı olmalı” dedi.
Popularity: 1% [?]
KADINLARDA İDRAR KAÇIRMA SORUN VE TEDAVİSİ
0İdrar Kaçırmanın Tedavisi Nasıl Olmaktadır?
KONSERVATİF TEDAVİ:
En çok kullanılan yöntemler Kegel egzersizleri, Biofeedback, FES ve Manyetik tedavidir.
Kegel egzersizi:
Bu egzersizin uygulanmasının amacı gülme, öksürme ve aksırma ile olan idrar kaçırmalarınızın kontrol altına alınması için bu bölgede görev yapan adalelerin güçlendirmektir.
- Uygulamayı Öğrenme: Tuvalette klozete oturunuz. Bacaklarınızı normal rahat pozisyonda birbirinden uzak konumda tutunuz. İdrarınızı yapmaya başladıktan sonra bacaklarınızı oynatmadan idrarınızı tutmaya çalışınız. İlk denemede başarılı olamazsanız, tekrarlayınız. İdrarınızı tuttuğunuz esnada kasılmalarını hissettiğiniz adale grubu egzersizde kullanılması istenilen adalelerdir. Böylece egzersiz esnasında yapılacak hareketi ve kasılacak adaleleri saptamış olacaksınız.
- Uygulama: İstenilen adale kasılmasını sağlayan hareket doğru olarak öğrenildikten sonra, bu adaleleri kasınız ve yavaşça 10′a kadar sayılarak kasılı tutunuz. Takiben adaleleri gevşetiniz ve bu halde tekrar 10′a kadar yavaşça sayınız. Sonra egzersize bu işlemleri tekrar ederek devam ediniz. Zaman içinde yavaş yavaş bu kasılma periyotlarını artırarak günde 3 kere 50-75 kasılma olacak şekilde egzersize devam ediniz. Egzersiz esnasında sayı saymak elverişli olmuyorsa yeterli egzersiz için 15-20 dakika egzersiz yapmanız uygundur. Egzersizin etkinliğini ancak 3-6 ay süre ile düzenli uygulama sonrasında görebilirsiniz.
Bu eksersizleri uygularken gün içinde zaman zaman kısa süreli (2-3 saniyeyi geçmeyen) maksimum kuvvette adale kasılmaları yaparak egzersize katkıda bulununuz. Egzersize bu kısa süreli kuvvetli kasılmaların eklenmesi ağır kaldırma, öksürük ve aksırma durumlarında idrar kaçırmanızın önlenmesi açısından size yararlı olacaktır. Bu eksersizler; mesanenizin dolu olduğunu hissettiğiniz dönemde uyguladığınızda,daha etkili olmaktadır. Diğer bir deyişle, günlük yaşantınızda idrar kaçırmanıza neden olan durumlara benzer koşullarda uyguladığınız egzersizlerle adalelerinizin güçlenmesini gerçekleştirecek; gerçekte ihtiyaç duyduğunuz durumlarda onların daha etkin kasılmasını sağlayacaktır.
- Öneriler: Bu egzersizleri günün herhangi bir zamanında yapabilirsiniz. Düzenli uygulamanız ve unutmamanız için bu egzersizlere her gün daha önceden planladığınız belirli bir zamanı ayırmanız uygun olacaktır. Bu egzersizi yatarken, otururken veya ayaktayken uygulayabilirsiniz. Ancak günde uyguladığınız üç eksersiz küründen en az birini ayaktayken yapmanız yerinde olur. Çünkü günlük yaşamda idrar kaçırma daha çok ayakta dururken gerçekleşmektedir. Aylar süren egzersize ve tedaviye rağmen idrar kaçırma şikayetinizde hiçbir düzelme olmuyorsa, daha ileri düzeyde değerlendirilmeniz gerekmektedir.
Biofeedback terapi:
Sıkışma tipi ve / veya stress tipi idrar kaçırma şikayeti olan kadınlarda elektromyogram elektrodları ile pelvik taban kaslarının fizyolojik fonksiyonlarının ölçümünü içerir.Sinyaller pelvik taban kasları güçlendiğinde yada karın içi kalça kasları gevşediğinde hastayla ilgili bilgiler anında, eş zamanlı olarak ve yükseltilerek kaydedilir. Mesane eğitimi esnasında hasta idrar günlüğüne alınır ve idrar yapma aralıkları tedrici olarak arttırılarak idrar torbası kapasitesi yükseltilir. Biofeedback eğitimi esnasında genel rahatlama ve pelvik kas eksersizleri de öğreltilmelidir.
Manyetik innervasyon:
Manyetik innervasyon adı verilen manyetik dalgalarla tedavide pelvis taban kasları ve sinirleri aralıklı olarak manyetik dalgalarla uyarılır. Hasta tedavi süresince pelvis kaslarının kasılıp gevşediğini hisseder. Bu uyarı üretral ve anal sfinkter fonksiyonlarını artırır, mesane kasılmasını azaltır ve pelvik taban kaslarını güçlendirmektedir.
İLAÇ TEDAVİSİ:
En sıklıkla östrojenler ve antikolinerjik olarak isimlendirlen ilaçlar kullanılmaktadır. Stres tipi ve sıkışma tipi idrar kaçırması bulunan hastalar cerrahi öncesinde mutlaka ilaçlar ile tedavileri denenmelidir. Bazen idrar kaçırma problemi cerrahi uygulama ile azalabilir; bununla birlikte cerrahi ayrıca sıkışma tipi idrar kaçırmasını daha da ağırlaştırabilir.
Östrojen terapisi:
Stres yada sıkışma tipi nedeniyle oluşan idrar kaçırma şikayeti bulunan menopoz sonrası kadınlarda faydalıdır. Vajinal östrojen terapisi kan akımını arttırır, vaginal mukozanın doku matürasyon indeksini yükseltir ve maksimum uretra kapanma basıncını arttırır. Östrojen 6 hafta gece yatarken 1-2 gram intravaginal olarak uygulanır, devam dozu da haftada 2-3 kezdir.
Antikolinerjik ilaçlar ya da trisiklik antidepresanlar:
Bu ilaçlar kullanılarak özellikle sıkışma ve taşma tip idrar kaçırma tedavi edilebilinir. Antikolinerjik ve trisiklik antidepresanlar idrar torbasının genişleme ve kapasitesini arttırıp idrar torbasının istemsiz kasılmasını baskılarlar. Trisikliklerin ayrıca üretral kapanma basıncını da arttırma etkisi vardır.Sıkışma tipi idrar kaçırması olan hastalarda östrojen tedavisi de faydalı olmaktadır.
CERRAHİ TEDAVİ:
Sadece stress tipi ve sfikter yetmezliği olan idrar kaçırmalarında yapılmalıdır. Tüm bu prosedürlerde bir jinekolok tarafından yapılan cerrahi onarımın ana prensibi mesanenin idrar yoluna (üretra) bağlandığı bölgeyi karın içindeki olması gereken yere yükseltmektir.
Popularity: 1% [?]
HAMİLELİKTE YAZ TATİLİ
0Gebelere Yaz Tatili Önerileri, Rahat bir yaz dönemi geçirmek için gebelere öneriler.
Sıcak Yaz Ayları Özellikle Son Aylarındaki Gebeleri Zorluyor
Gebelikte oluşan fizyolojik değişiklikler, anne adaylarını çevre koşullarına daha duyarlı hale getirmektedir. Bu dönemde vücut ısısı artar. Özellikle hamileliğin ilk aylarında olan anne adaylarında halsizlik şikayeti, terleme ile oluşan sıvı kaybına bağlı olarak daha belirgin olabilir. Gebeliğin son aylarındaki anne adayları için sıcak yaz ayları daha zorlu geçecektir. Vücutlarında oluşan değişime ve alınan kilolara bağlı olarak solunum sayısında artış, nefes darlığı, efor kapasitesinde azalma ve sıcağa tahammülsüzlük daha sık görülür. Bu durumda bol su (yaklaşık 2.5 lt/gün) tüketilmesi ve özellikle sıcak öğle saatlerinde dışarıya çıkılmaması önerilir.Bu aylarda günün sıcak saatlerinin klimalı ortamlarda geçirilmesi daha konforlu bir ortam yaratabilir. Sıvı alımındaki yetersizlik, tansiyon düşüklüğüne neden olabildiği gibi; kabızlık, idrar yolu sorunları ve bebeğin amniyotik sıvı miktarında azalmaya da yol açabilir.
İnce ve Pamuklu Giysiler Tercih Edilmeli
Giysi olarak mutlaka sentetik olmayan kumaşlardan yapılan ve ısıyı yansıtan açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Gebelikte vücut ısısının yükselmesi ve efor kapasitesinin azalması terlemeyi artırır. Pamuklu, cilde nefes aldıran kıyafet seçimi, anne adaylarını cilt mantarları ve genital mantardan koruyacaktır. Terlemeye bağlı ciltte oluşabilecek sorunları sık duş alma ve doktor önerisiyle kullanılan kremlerle gidermek mümkündür.
Gebeler Seyahat Edebilir mi?
Yaz aylarında en sık sorulan soruların başında gelmektedir. Gebelikte özellikle ilk on haftaya kadar düşük riski %10 civarındadır. Bu nedenle, gebeliğin ilk haftalarında ve 34. gebelik haftasından sonra uzun ve yorucu olabilecek seyahatler önerilmez. Bu süreler dışında sorunsuz takip edilen bir gebenin seyahatinde genellikle bir sakınca yoktur. Ancak uzun kara yolculuklarında mutlaka sık mola verilmelidir. Uzun süre hareketsiz kalınca bacaklarda ödem gelişebilir ve damarlarda pıhtı oluşumu riski artar. Uzun karayolu seyahatlerinde varis çorabı kullanımı riski azaltacaktır. Araba yolculuğunda gebelerin mutlaka emniyet kemeri takması gereklidir. Gebelikte 24. haftadan sonra araba kullanılması önerilmez. Gebelerin uçak ile seyahatinde sakınca yoktur. Ancak özellikle gebelik takibini yapan doktordan onay alınması ve uçuş iznini ifade eden bir raporu anne adayının yanında bulundurması gerekir. 34. gebelik haftasından sonra uçuş izni olsa da bazı hava yolu şirketleri gebeleri uçağa kabul etmemektedir. Uzun uçuşlarda uçakta dolaşmalı ve mümkünse varis çorabı giyilmelidir.
Gebelik Döneminde Havuz ve Denize Girmekte Bir Sakınca Yoktur
Gebelikte havuza girilebilir ancak havuzların mutlaka temiz ve bakımlı olmasına dikkat edilmelidir. Havuz temizliğinde kullanılan kimyasal maddeler ciltten emilir. Bu nedenle havuzda kalış süresi uzun olmamalı ve çıkınca mutlaka duş alınmalıdır. Islak mayo ile durmak genital florada bulunan mantarların enfeksiyona yol açmasına neden olur ve akıntı, kaşıntı görülür. Bu, hamilelerde en sık görülen enfeksiyon çeşididir. Denizde hamile bir kadın yanlız yüzmemelidir. Gebelikte artan magnezyum ihtiyacı bacaklarda kramplara neden olabilir. Bu nedenle derinde özellikle yalnız yüzmek tehlikeli olabilir. Yüzmek için sıcak saatler tercih edilmemelidir.
Hamilelerde vücuttaki hormonal değişim nedeniyle ışığa duyarlılık artar. Cilt rengi koyulaşır, yeni benler oluşabilir. Özellikle yüzde çiller artar ve “gebelik maskesi” denilen lekeler olabilir. Bu nedenle güneş ışığından korunmalı, en az 25 faktörlü koruyucu kremler kullanılmalıdır.
Gıda Zehirlenmesine Dikkat!
Yaz aylarında dışarıda yenilen gıdalara bağlı olarak gıda zehirlenmeleri daha sık olabilir. Bu nedenle gebelikte daha dikkatli olunmalıdır. İshal, kusma, bulantı gibi şikayetlerde doktora başvurmalı ve özellikle sıvı açığı oluşmaması doktorların önerileri doğrultusunda tedavi olunmalıdır.
Popularity: 1% [?]
RAHİMDE KÜÇÜLMEYEN KİST
2Rahimdeki kist küçülmüyor, ameliyat şart mı?
Rahimde 6 aydır kist var. Bunun için Diane 35 kullanıyorum. Hiç küçülme olmadı. Son ilacımı alıyorum. Bu ay küçülme olmazsa doktorum kapalı ameliyat olmam gerektiğini söylemişti. Bu kapalı ameliyat nedir, nasıl yapılır? Bu ameliyattan sonra çocuğum olur mu?
CEVAP Kapalı ameliyat, karın cildine açılan bir santimlik 3 delikten sokulan aletlerle yapılan ameliyattır. Bu tip cerrahiye endoskopik cerrahi denilmektedir. Karna önce gaz verilerek şişirilir ve sonra bir ışık kaynağı ile iki tane de ameliyat yapmak için kullanılan alet karın içine sokulur. Bu şekilde karın içi net olarak bir ekranda görüntülenebilir. Yumurtalıktaki kist karına sokulan ince aletler yardımı ile ekranda görülerek kesilir. Bir torba içine alınıp o torba içinde kistin içi boşaltılarak deliklerden dışarı çıkarılabilecek şekle getirilir. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Giderek kullanımı artmaktadır.
Hâlâ adet görmedim, neden?
13.5 yaşında bir genç kızım. Sorunum hâlâ adet görmemek. Benim yaşıtlarımın çoğu adet gördü. Bu durum beni psikolojik olarak etkiliyor. Annem genetik olduğunu iddia ediyor. Ama ben çok üzülüyorum. İleride çocuk sahibi olamayacak mıyım?
CEVAP Anneniz haklı da olabilir. İlk adet yaşı güney ülkelerde 9-10 yaşına kadar düşerken kuzey ülkelerinde 16-17’ye çıkabiliyor. Benim tavsiyem bir kadın doğum uzmanına muayene olmanız. Adet olmamanın genetik dışında da pek çok nedeni vardır. Hormonal nedenler, yapısal nedenler (Rahmin, yumurtalıkların gelişmemiş olması, kızlık zarının tam kapalı olması) ve kromozomal nedenler akla ilk gelenler. Zaten bu yaştaki her genç kız Avrupa ve Amerika’da (daha doğrusu gelişmiş ülkelerin hepsinde) mutlaka bir kadın doğum muayenesinden geçiyor. Bence ihmal etmeyin. Sevgiler.
Adet sırasında çektiğim ağrılar kesildi ama akıntı başladı
24 yaşındayım, 2 yaşında bir çocuğum var. Doğumdan sonra adetim çok ağrılı geçiyordu. Hastaneye gidip iğne yaptırıyordum. Bir kadın doğum doktoruna gittim ve bana ağrı kesici ile doğum kontrol hapı verdi. Yaklaşık iki aydır ilaçlarımı düzenli kullanıyorum ama sarı renkli, kokulu kaşıntılı bir akıntı başladı. Hiç kesilmiyor. Eşimle ilişkiye girmiyoruz. Bazen rahim bölgemde yaralar çıkıyor. Şimdi adet sırasında çektiğim ağrılarım yok ama akıntı hiç kesilmiyor.
CEVAP Sancılı adet için doktorunuzun verdiği doğum kontrol hapı bu sancıların azalması hatta geçmesi için çoğu kere yeterlidir. Başlangıçta kullanmanız için verdiği ağrı kesici hap ise ancak gerekli olursa kullanılmalı. Bahsettiğiniz akıntı şikayetinin bu ilaçlarla bir ilişkisinin olduğunu sanmıyorum. Herhalde bir enfeksiyon söz konusu. Bunun için tekrar doktorunuza başvurursanız gerekli testleri yapar ve uygun ilaçları size verir.
Gebelik sırasında ilk 4 hafta önemli. Çünkü bu dönemde annenin aldığı zararlı madde bebeği de etkilerse o gebelik sona erer. Eğer hamilelik devam ediyorsa büyük olasılıkla bebek etkilenmemiştir. Buna da hep veya hiç kanunu denir.
Smear testi yaptırmaktan korkuyorum
28 yaşındayım. Rahimde ağrı hissettiğim için doktora gitmiştim. Doktor bana smear testi uygulamıştı. Test sonucunda herhangi bir bulguya rastlamamıştı. Ancak son zamanlarda rahim ağzı kanserinden pek çok kadının hayatını kaybettiğini okudum. Daha önce doktorun yaptığı test sırasında çok acı çektiğim için test yaptırmaktan korkuyorum. Smear testi yapılmadan rahim ağzı kanseri testi yapan bir cihaz olduğunu okudum. Haberde cihazın 2 dakika içerisinde sonuç verdiği yazıyordu. Bu cihazla yapılan test sizce güvenilir mi? Bu cihazla test yaptırabilir miyim?
CEVAP Smear testi yapılması kesinlikle acı veren bir olay değildir ve 5-10 saniyelik bir iştir. Kesinlikle korkmanıza gerek yok gidip testinizi yaptırın. Bugün için rahim ağzı kanseri taraması için dünyada smear testinden daha kolay, ucuz ve güvenilir başka bir test yok. Her sene bu testi yaptırmanızı içtenlikle tavsiye ediyorum. Dünyada çok kullanılan bu smear testinin yerini tutabilecek pek çok metod zaman zaman gündeme gelmektedir. Ama bunların hiçbiri henüz smear testinin yerini dolduramamıştır. Siz doktor kontrollerine ve smear aldırmaya devam edin.
Bebeğim radyasyondan ne kadar etkilenmiştir?
37 yaşında, 2 çocuk annesiyim. Bir hastanede ortopedi bölümünde hemşire olarak çalışıyorum. Çalıştığım yerde skopi cihazı sık olarak kullanılıyor. Adetim 3 gün geciktiği için kan verip test yaptırdım. Ultrasonda 5 haftalık gebe olduğum görünüyor. Acaba skopi cihazının yaydığı radyasyon bebeğe ne gibi bir zarar vermiştir? Aldırmam gerekir mi? Eğer bebeği doğurursam engelli olma ihtimali var mı?
CEVAP Hemşire hanım, sorunuzu cevaplamak zor. Çünkü sizin ne kadar ışın aldığınızı bilmiyoruz ve sanırım bilemeyeceğiz de. Röntgen ışınlarının bebek üzerindeki kötü etkisini biliyorsunuz. Alınan ışın miktarı belirli seviyenin üzerine çıkması bebekte çeşitli bozuklukların görülme oranını artırıyor. Sizin için kesin olmayacak ama gebe kaldığınızdan itibaren günde kaç skopi çekildi ve siz bu çekimlerde ne kadar yakındaydınız gibi tahmini bir hesap çıkarıp hastanenin radyoloji uzmanı ile görüşmeniz belki yol gösterici olabilir. Şunu da ilave etmeliyim, gebeliğin ilk 4 haftasında anneyi etkileyen zararlı bir madde çocuğu da etkilemişse o gebelik devam etmez yani bebek düşer. Buna hep veya hiç kanunu deniyor. Gebelik devam ediyorsa çok büyük olasılıkla bebeğin o zararlı maddeden etkilenmediğini söyleyebiliriz.
Dünya üzerindeki pek çok kadın vajinal akıntı şikayetiyle kadın doğum uzmanlarına başvuruyor. Bu durum öyle çok abartılacak bir şey değil, tedavisi var. Ancak doğru ilacı bulmak ve gerektiği kadar tedaviyi uygulamak önem taşıyor.
Siğiller hiç geçmiyor sürekli çıkıyor
10 yıl önce Papylloma adlı bir virüs çıktı. Özellikle sıkıntılı ve stresli olduğum dönemlerde çıkıyor. Doktor “Vücuduna bir kere yerleşti, üzüntü ve sıkıntı bu şekilde kendini dışarı vuruyor” dedi. Hayatım boyunca çıkacağını da belirtti. Koterle yakıldı. Ben bu virüsten kurtulamayacak mıyım? Hiç zararı yok mu? Ya da iyileşmesi için krem kullanabilir miyim? Ne yapmam gerekiyor?
CEVAP Sizin de belirttiğiniz gibi dış genital organlarda siğil tarzında oluşumları yapan HPV virüsüdür. Bunun yüzden fazla tipi var ama bunların içinde bazıları (Düşük riskli grup) siğilleri oluştururken bazıları da rahim ağzı kanserine neden olabiliyor. Bunun tedavisinin mutlaka bir doktor kontrolünde yapılması gerekir. Ayrıca tedaviden sonra bu virüsten korunmak çok önemli. Virüsten korunmak için prezervatif kullanmak şart (Bu dahi korunmak için yüzde 100 yeterli olmayabiliyor). Mevcut siğillerin elektrokoter ile yakılması ve bazı kremlerin kullanılması (Antivirütik ve kemoterapatik ilaçlarla) ile tedavi sağlanabilir. Hastalığın tekrarlaması sizin de yeterli ölçüde kendinize özen göstermediğinizi gösterir. Bu konuda doktorunuzla görüşün.
Hamileyim, doktorum antibiyotik verdi kullanayım mı?
2 aylık hamileyim ve idrar yollarımda iltihap çıktı. Doktorum bir antibiyotik verdi. Sizce kullanmamın bir sakıncası var mı?
CEVAP Bu ilaç için gebelerde yapılmış geniş bir çalışma yok. Size ya da bebeğinize zararlı olacağını sanmıyorum ama doktorunuzla konuşun. Kullanılabilecek daha emin ilaçlar var.
Korunmamamıza rağmen çocuğumuz olmuyor, neden?
33 yaşında, evli ve 2 kız çocuğu olan bir kadınım. En küçük kızım 9 yaşında. Yaklaşık 2 yıldır korunmamamıza rağmen çocuğumuz olmuyor. Benim bildiğim herhangi bir hastalığımız yok ama hipotiroidim var. Ancak bebeğimin olmasına engel olur diye ilaç kullanmıyorum. Şu an tek isteğimiz çocuğumuzun olması. Bu konuda ne yapabiliriz?
CEVAP Sevgili okuyucumuz, vücudumuzda hormon salgılayan tüm bezler birbiri ile ilgilidir ve birbirinin çalışmasını etkileyebilir. Sizde gebeliğin olmayışının nedenini kesin bilemem. Ama tiroid bezinin fonksiyon bozuklukları pek çok şeyi, bu arada yumurtalıkları da etkileyerek gebe kalmamanıza neden olabilir. Doktorunuza başvurun. Gebe kalabilmek için hormonların normal çalışması lazım. Ayrıca gebe kalamamanıza neden olan belki başka problemler vardır.
Popularity: 1% [?]
Football Manager 2011 İndir,Download (Full)

| Oyun Adı : | Football Manager 2011 |
| Oyunun Sürüm Adı : | * |
| Oyunun Çıkış Tarihi : | 5 Kasım 2010 |
| Oyun Türü : | Spor |
| Dosya Türü : | İSO [Sanal sürücülü oyunları açmak için tıklayınız] |
| Dosya Boyutu : | 2.5 GB [7 PART] |
| Oyun Dili : | İngilizce Yama Konuda Mevcut |
| Rar Şifresi : | www.ahmetturan.org [Klavyeden Elle Yazınız] |
| Crack : | Gerek yoktur. |
| Oyun Puanı : | - |

Football Manager 2011 Sistem Gereksinimleri
o İşletim Sistemi: Windows XP/Vista/W7
o Pİşlemci: XP : 1.4 GHz veya daha hızlı, Vista/W7 : 2.0 GHz veya daha hızlı
o Bellek: XP : 512 MB RAM, Vista/W7 : 1.0 GB RAM
o Grafik: 128 MB Destekleyen kartlar- Nvidia FX 5900 Ultra veya daha iyi; ATI Radeon 9800 veya daha iyi; Intel 82915G/82910GL veya daha iyi.
o DirectX: Versiyon 9.0c
o HDD: 2 GB
o Ses: DirectX 9.0c uyumlu
http://www.ahmetturan.tk/football-manager-2011-resimli-oyun-kurulumu-t-464.html
FM 2011 İNGİLİZCE YAMA
Oyun normal dili rusçadır.Aşağıdaki dosyayı indirin,rarı açın içindeki dosyaları oyunun kurulu olduğu yerdeki data/languages içine atın
http://hotfile.com/dl/79634249/64673b4/Ingilizce.yama.fm.11-ahmetturan.org.rar.html
veya
http://netload.in/dateiwdnWZ16e3l/Ingilizce.yama.fm.11-ahmetturan.org.rar.htm
fm2011v11_1_0_pc_patch.exe çalıştırarak kurun.
Crack klasörünün içeriğini kopyalayın
http://hotfile.com/dl/80681745/8eee214/ff.guncelleme-ahmetturan.org.rar.html


| Linkler Görmek İçin Sağdaki Butona Tıklayın | |
|---|---|
|
Şuan mevcut değil |
|

| Linkler Görmek İçin Sağdaki Butona Tıklayın | |
|---|---|
Önceden indirmeye başlayanlar için linkler
| Linkler Görmek İçin Sağdaki Butona Tıklayın | |
|---|---|





| sdsd | ||
Popularity: 1% [?]
DOÇ.DR. CANFEZA SEZGİN KİMDİR?
0Doç.Dr.Canfeza SEZGİN
1970 tarihinde Bursa’ da doğdu.
İlk, orta ve lise öğrenimini sırası ile Beş Eylül İlkokulu (Sarıköy/ Gönen), Şehit Süleyman Bey Orta Okulu (Bandırma), Edirne Lisesi (Edirne)’ nde tamamladı.
1987-1993 yılları arasında Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF)’ nde okudu.
1993-1999 yılları arasında EÜTF İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ nda ihtisas yaparak İç Hastalıkları, 2001 yılında da aynı hastanede üst ihtisasını tamamlayarak Tıbbi Onkoloji Uzmanı oldu.
13 Mart 2006 tarihinde Tıbbi Onkoloji Doçenti oldu. Halen akademik hayatına EÜTF Tıbbi Onkoloji BD’ nda devam etmektedir. Akademik hayatında yüzü aşkın bilimsel yayın ve tebliği bulunmaktadır.
Ayrıca Avrupa ve ABD’ de çeşitli bilimsel toplantı ve kurslara katılmıştır. Kanser tedavisinde tamamlayıcı tıp tedavilerinin önemine inanması nedeni ile hipnoz ve fitoterapi eğitimi almıştır.
Çok sayıda onkoloji derneği yanı sıra tamamlayıcı tıp dernekleri olan Enerji Tıbbı ve Uygulamaları Derneği ile Klinik ve Uygulamalı Hipnoz Derneği’ nin üyesidir. Ülkemizin en önemli fitoterapi dergilerinden olan Fitomed Türkiye’ nin yayın danışma kurulunda görev almaktadır.
Alternatif ve tamamlayıcı tıp ile kanser tedavisi, akciğer kanseri, baş-boyun kanseri, jinekolojik kanserler, meme kanseri, mide-barsak kanseri, yumuşak doku ve kemik tümörlerinin tedavisine özel ilgisi vardır. Günümüzde kanser hastaları tarafından yaygın olarak kullanılan ve Alternatif Tıp olarak isimlendirilen yöntemlerin kemoterapi tedavisi ile etkileşerek tedavi sonuçlarını olumsuz etkileyebileceği bilinmektedir. Bu nedenle özellikle Alternatif Tıp ve Kemoterapi arasındaki olumsuz etkileşimlerin araştırılması ve bu konuda hastaların bilinçlendirilerek tedavinin başarılı olma şansının arttırılması konusunda araştırmalar yapmaktadır
Popularity: 1% [?]


