Posts tagged Eden
Tatlandırıcılar Zararlı mı ?
0Yapay tatlandırıcılar zararlı mı, yararlı mı?
Günümüzde ABD’de onaylanan 3 çeşit enerji içermeyen yapay tatlandırıcı vardır. Diğer tatlandırıcılar üzerindeki araştırmalar ise halen sürüyor..
Vücudumuzun başlıca enerji kaynağını oluşturan karbonhidratlar sınıfında yer alan şeker vazgeçemediğimiz tatlardan biridir. Şeker ve şekerli gıdaları aşırı miktarda tüketmek ise bu besinlerin yüksek enerji değerleri nedeniyle obezitenin en önemli nedenlerinden biridir. Ayrıca obeziteyi takip eden şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp – damar hastalıkları da unutulmamalıdır. Diş çürüklerinin de altında yatan en önemli neden şüphesiz şekerli besinlerin çok tüketilmesidir. Özellikle obezite ve şeker hastalığı gibi durumlarda şeker tüketimi sınırlandırılmakta, şekerin yerine kalorisi düşük veya olmayan bazı yapay tatlandırıcılar kullanılmaktadır.
Enerji vermeyen bu tatlandırıcılar aynı zamanda besleyici değeri olmayan, çok düşük kalorili veya alternatif tatlandırıcılar olarak da bilinmektedir. Tatlandırıcılar tek başına veya besinlerin içinde kullanılmaya başlanmadan önce Besin ve İlaç Örgütü (FDA) tarafından yoğun olarak test edilmektedir. Her şeyden önce iyi bir tatlandırıcı nasıl olmalı derseniz; şeker gibi ağızda tatlı tat bırakmalı, herhangi bir şekilde ağızda acı – metalik tat bırakmamalıdır. Kolay çözünmeli ve çözündükten sonra renksiz, kokusuz, ısıya dayanıklı, kalorisi düşük olmalıdır. Tatlandırıcılar iki gruba ayrılmaktadır.
1 Enerji içerenler
Fruktoz, Sorbitol, Mannitol, Ksilitol
2 Enerji içermeyenler
Aspartam, Asesülfam-K, Sakarin, Siklamat
Günümüzde ABD’de onaylanan 3 çeşit enerji içermeyen yapay tatlandırıcı vardır. Bunlar aspartam, sakarin ve asesülfam K‘dır. Diğerleri hakkındaki araştırmalar ise beklenmektedir. FDA tarafından onaylanan sukralaz, alitama ve siklamat için ise araştırmalar mevcuttur.
Hangileri ölçülü alınmalı?
Sorbitol günlük alım miktarı 30 gramı geçtiğinde hazımsızlığa ve ishale yol açabilir. Ağızda metalik ve acı bir tat bırakan sakkarin 19 yy sonlarında ‘toluen’den sentezlenmiştir. FDA, 1977′de yüksek dozda sakarin alımının hayvanlarda üriner sistem tümörlerine neden olduğu ortaya çıkınca insanlarda sakarin kullanımının kanser ile ilişkisi olabileceği riski nedeniyle kullanımı yasaklamıştır.
Fakat daha sonraları Amerikan Tıp Konseyi, kısıtlı kullanımın (2,5 mg / kg / gün) sağlık üzerine güvenli olabileceğini bildirmiştir. Yine araştırmalarda sakarinin zararsız olmadığı, epitel dokuda yapısal değişikliklere neden olabileceği bulunmuştur. Aşırı siklamat alımı diareye neden olmaktadır.
HAFTANIN ÖĞÜDÜ
•Yapay tatlandırıcılar gebe ve emziklilik döneminde önlem olarak önerilmemektedir. Küçük çocukların beslenmelerinde kullanılmamalıdır. Dengeli ve yeterli beslenen iki yaşından büyük çocukların beslenmelerinde ise bu tatlandırıcıları içeren besinler belirli miktarlarda kullanılabilir.
•Aspartam içeren tatlandırıcıları fenilketonüri hastaları kullanmamalı.
•Bir tatlandırıcıyı yeni kullanmaya başlıyorsanız denemeye az miktarlarla başlanması daha sağlıklı olacaktır. Günde 25 adedi asla geçmemelidir.
•Tablet yapay tatlandırıcılar, yüksek ısıda acı tat meydana getirdiğinden ateşten indirdikten sonra besine eklenmesi ise daha doğru olacaktır.
Popularity: 1% [?]
AİHM’DEN İNSANLIĞA DARBE
0Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi insanlığı temelinden sarsacak bir karara imza atmaya hazırlanıyor. AİHM’nin; geçtiğimiz yıllarda kaçırılan bir bankerin oğlunu bulmak için zanlıyı konuşturmak maksadıyla işkenceyle tehdit eden komiser aleyhine verilen kararın yankıları dinmeden, ‘aile-insanlık’ kavramlarını yerle bir edecek bir karar alması bekleniyor.
AİHM’nin alması beklenen karar, kızkardeşiyle cinsel ilişkiye giren ve dört çocuk sahibi olan Patrick S. ile ilgili. Patrick ile kızkardeşinin sapık ilişkiden üçü sakat dört çocuk sahibi olması Almanya’yı oldukça sarsmış ve Patrick üç sene hapis yatmıştı.
Haksız yere hapis yattığını iddia eden Patrick S. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne Almanya’nın cezalandırılması için başvuruda bulunmuştu.
Almanya şimdi ‘enzest yasası’ konusunda büyük endişe taşıyor. AİHM’den sızan bilgiler doğrultusunda yorum ve haber yapan Alman medyası, mahkemenin alacağı kararın ilgili yasayı yerle bir edeceği kanaatini taşıyor.
Mahkeme büyük bir ihtimalle Patrick’in haksız (!) yere hapis yattığını onaylayacak ve kimin kiminle yatacağını, kimden çocuk sahibi olabileceğini kararlaştıracak.
AB ülkeleri Fransa, Portekiz, Lüksemburg, Belçika ve İspanya’da uzun yıllardan beri enzest ilişkiler takibe uğramıyor ve artık normal karşılandığı için kimse de şikayette bulunmuyor.
Popularity: 1% [?]
Konya Torku Şekerspor Kalecisi Öldürüldü
0
Konya’da iki grup arasında çıkan silahlı kavgada, aralarında Konya Torku Şekerspor’un kalecisinin de bulunduğu 2 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi yaralandı
Konya’da çıkan silahlı kavgada 2 kişi öldü, 3 kişi yaralandı.
Edinilen bilgiye göre, TFF 2. Lig Kırmızı Grup’ta mücadele eden Konya Torku Şekerspor’un kalecisi Gürsel Yaprakcı (24) ve Ahmet Marancı (27), merkez Selçuklu ilçesi Feritpaşa Mahallesi Gıda Toptancılar Çarşısı’nda Selahattin Ç, oğulları Sadık Ç. ve Cannur Ç. ile alacak verecek meselesi yüzünden tartışmaya başladı.
Kısa sürede kavgaya dönüşen olayda silahla ağır yaralanan Yaprakcı olay yerinde, Marancı ise kaldırıldığı Konya Numune Hastanesinde hayatını kaybetti.
Henüz belirlenemeyen bir nedenle yaralanan 3 şüpheli, Konya’daki çeşitli hastanelerde tedavi altına alındı.
2005 yılından beri Konya Torku Şekerspor forması giyen Gürsel Yaprakcı’nın 20 gün önce bir erkek çocuğu olduğu öğrenildi.
Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın devam ettiği bildirildi.
Popularity: 1% [?]
Sırp milletvekili Fena Yakalandı
0
Sırbistan’da evli ve 2 çocuk babası milletvekili Duşan Mariç’in sekreteriyle ilişkisinin görüntüleri, internet sitelerine düştü
Sırbistan’da aşırı milliyetçi Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) savaş suçlarıyla ilgili çıkışlarıyla tanınan evli ve 2 çocuk babası milletvekili Duşan Mariç’in sekreteriyle ilişkisinin görüntüleri, internet sitelerine düştü. Sırbistan’da yayımlanan günlük “Kurir” gazetesinin gündeme getirdiği seks içerikli görüntüler, daha sonra ülkedeki birçok internet haber sitesi ile Youtube video paylaşım sitesinde de yeraldı. Mariç, eşinden ayrı yaşayan 2 çocuk annesi sekreteriyle ilişkisinin internet sitelerinde kullanılmasının ardından herhangi bir açıklama yapmadı. Sekreter Tamara Rasiç ise Kurir gazetesine yaptığı açıklamada, görüntülerin kendisi tarafından çekildiğini doğruladı, ancak görüntüleri medyaya kendisinin vermediğini savundu. Milletvekili Mariç’in “son zamanlarda düşen popülaritesini kurtarmak için bu görüntüleri gazeteye verdiğini” iddia eden Tamara Rasiç, “Bu videoyu Mariç’in bilgisi dahilinde ben kaydettim, ama bunu tuzak kurmak ve medyaya vermek için yapmadım. Buna ihtiyacım yok, çünkü ona daha çok zarar verecek bilgilere sahibim. İlişkimiz olduğunu herkes bilirdi, saklamıyorduk” diye konuştu. Sırbistan Parlamentosunda, sık sık savaş suçlarıyla ilgili konuşmalarıyla gündeme gelen, olayları, gün, tarih ve bütün detaylarıyla ezbere anlatmasından dolayı “Suç ve Ceza” adıyla anılan Duşan Mariç, aynı zamanda Kültür ve Enformasyon Kurulu ile Kosova Meclis Kurulu üyeliği de yapıyor. Mariç’in üyesi olduğu SNS ise aşırı milliyetçi görüşleriyle biliniyor. Partinin lideri Voyislav Şeşely ise savaş suçu işlediği gerekçesiyle 2003 yılından bu yana Lahey’deki mahkemede tutuklu yargılanıyor.
İşte o Şok yaratan video
Popularity: 1% [?]
Cam’ı kırılan İphone 4 mahkemelik
0

![]() |
İphone 4 çıktığı günden beri hem popülaritesi artan hemde sorunlarıyla baş gösteren bir telefon çağımızın son teknolojik mobil ürünü olan iphone 4′ler ile ilgili en son Donald Lebuhn isimli bir baba. Kızının, iPhone 4′ü yere düşürüp camının kırılmasına neden olduktan sonra Lebuhn çözümü Apple’a dava açmakta buldu.
iPhone 4′ün yalnızca 1 metre yükseklikten serbest şekilde düştüğünü belirten baba çözümü, iPhone 4 camının helikopterlerde kullanılan malzemeden yapıldığını iddia eden Apple’a toplu dava açmakta buldu. Aynı yükseklikten düşen bir iPhone 3GS’e hiçbir şey olmadığını belirten Lebuhn, Apple’ın iPhone 4′ün tasarımının hatalı olduğunu kabul etmesini ve bu şekilde mağdur olan herkesin parasını geri almasını istiyor.
SquareTrade isimli bir firmanın yaptığı araştırmaya göre de, kaza sonucu hasar gören iPhone 4′lerin sayısı iPhone 3GS‘den yüzde 68 daha fazla.
İphone 4 hakkında blogumuzdaki diğer yazıları inceleyebilir sorularınızı bize iletebilirsiniz
Popularity: 1% [?]
ÇOCUKLARDA ÖKSÜRÜK VE YÜKSEK ATEŞ
0Çocuğunuzun öksürük nöbetleri ne sizi uyutuyor ne de onu! Anne-baba olarak içiniz sızlıyor. Çocuklarda öksürük kışın en sık görülen şikayetlerden biri. Peki öksürükle başa çıkmak için ne yapmak gerekiyor?
Öksürük gerçekte vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve solunum yollarının en üstünden (burun içi bir sorundan) en altına kadar herhangi bir noktadan kaynaklanabilir. Kişi öksürerek üst veya alt solunum yollarındaki enfeksiyon etkeni ve alerjik madde gibi yabancı cisimleri vücudundan atmaya çalışır. Bu refleks mekanizmanın baskılanması çocuklarda tehlikeli sonuçlar doğurabileceği için öksürük kesici ilaçlar çocuk yaş grubunda kullanılmamalıdır.
Çocuklarda tedavi uygularken amaç öksürüğü kesmek değil, öksürüğe neden olan sorunu oradan kaldırmak olmalıdır.
* Burun akıntısı
* Boğaz ağrısı
* Baş ağrısı
* Ateş
* Kusma
* Hırıltı, hışıltı
* Sık nefes alma
* Zor nefes alma öksürüğe eşlik edebilir.
YÜKSEK ATEŞ VARSA DİKKAT!
Öksürüğe eşlik eden bulgular arasında yüksek ateş (39 ve üzeri) zor ve sık nefes alma, morarma gibi sorunlar varsa acil doktora başvurmak gerekir. Özellikle yemek esnasında ani başlayan öksürük zor ve sık nefes alma eşlik ediyorsa yabancı cisim yutulması düşünülür, çok acil tanı konup tedavi edilmesi hayati önem taşır. Çok yüksek ateş (39 ve üzeri) ile birlikte görülen öksürüklerde alt solunum yolu enfeksiyonu (zatürree) riski olduğundan, acil tanı ve tedavi şarttır. 3 haftadan kısa süren akut öksürük nedenleri arasında kış aylarında başta üst solunum yolu enfeksiyonları gelir. (Farenjit, tonsilit, otit, sinüzit, krup-larenjit vs…) 3 haftadan uzun süren kronik öksürüklerde ise enfeksiyonlarla birlikte alerjik hastalıklar (alerjik bronşit, astım) ön planda düşünülür. Ülkemizdeki sıklığı göz önüne alındığında kronik öksürüklerde tüberküloz-verem hastalığı da unutulmamalıdır.
VÜCUDUNUN DİRENCİNİ ARTTIRIN
Özellikle yuva veya kreşe giden çocuklarda kış aylarında her ay hafif üst solunum yolu enfeksiyonları geçirilebilir. Öksürük kısa süreli ise, ateş ve solunum sıkıntısı eşlik etmiyorsa bu yaş grubundaki çocuklarda öksürük ilaçları kullanmaya gerek yoktur. Vücut direncini artırmak, dengeli bir beslenme düzeni sağlamak gibi önlemlerle kısa süreli öksürüklerde iyileşme sağlamak mümkündür.
Popularity: 1% [?]
ÇOCUKLARDA İNATÇI ÖKSÜRÜK
0Öksürük çocuğunuzun yakasını bırakmıyorsa.
Çocuğunuzun öksürük nöbetleri ne sizi uyutuyor ne de onu! Anne-baba olarak içiniz sızlıyor. Çocuklarda öksürük kışın en sık görülen şikayetlerden biri. Peki öksürükle başa çıkmak için ne yapmak gerekiyor?
Öksürük gerçekte vücudun bir savunma mekanizmasıdır ve solunum yollarının en üstünden (burun içi bir sorundan) en altına kadar herhangi bir noktadan kaynaklanabilir. Kişi öksürerek üst veya alt solunum yollarındaki enfeksiyon etkeni ve alerjik madde gibi yabancı cisimleri vücudundan atmaya çalışır. Bu refleks mekanizmanın baskılanması çocuklarda tehlikeli sonuçlar doğurabileceği için öksürük kesici ilaçlar çocuk yaş grubunda kullanılmamalıdır.
Çocuklarda tedavi uygularken amaç öksürüğü kesmek değil, öksürüğe neden olan sorunu oradan kaldırmak olmalıdır.
* Burun akıntısı
* Boğaz ağrısı
* Baş ağrısı
* Ateş
* Kusma
* Hırıltı, hışıltı
* Sık nefes alma
* Zor nefes alma öksürüğe eşlik edebilir.
YÜKSEK ATEŞ VARSA DİKKAT!
Öksürüğe eşlik eden bulgular arasında yüksek ateş (39 ve üzeri) zor ve sık nefes alma, morarma gibi sorunlar varsa acil doktora başvurmak gerekir. Özellikle yemek esnasında ani başlayan öksürük zor ve sık nefes alma eşlik ediyorsa yabancı cisim yutulması düşünülür, çok acil tanı konup tedavi edilmesi hayati önem taşır. Çok yüksek ateş (39 ve üzeri) ile birlikte görülen öksürüklerde alt solunum yolu enfeksiyonu (zatürree) riski olduğundan, acil tanı ve tedavi şarttır. 3 haftadan kısa süren akut öksürük nedenleri arasında kış aylarında başta üst solunum yolu enfeksiyonları gelir.(Farenjit, tonsilit, otit, sinüzit, krup-larenjit vs…) 3 haftadan uzun süren kronik öksürüklerde ise enfeksiyonlarla birlikte alerjik hastalıklar (alerjik bronşit, astım) ön planda düşünülür. Ülkemizdeki sıklığı göz önüne alındığında kronik öksürüklerde tüberküloz-verem hastalığı da unutulmamalıdır.
VÜCUDUNUN DİRENCİNİ ARTTIRIN
Özellikle yuva veya kreşe giden çocuklarda kış aylarında her ay hafif üst solunum yolu enfeksiyonları geçirilebilir. Öksürük kısa süreli ise, ateş ve solunum sıkıntısı eşlik etmiyorsa bu yaş grubundaki çocuklarda öksürük ilaçları kullanmaya gerek yoktur. Vücut direncini artırmak, dengeli bir beslenme düzeni sağlamak gibi önlemlerle kısa süreli öksürüklerde iyileşme sağlamak mümkündür
Popularity: 1% [?]
HAMİLELİKTE KARIN BÜYÜMESİ
0Hamile bir kadının belki de en önemli gurur kaynaklarından biri de gebelik sırasında büyüyen karnıdır. Pek çok kadın tanıdığı ya da tanımadığı herkesin karnına bakarak hamile olduğunu anlayacağı günü iple çeker. Karnı büyümeye başlayan hamileyi gören bir kişinin karnını göstererek bebek ile ilgili birkaç tatlı söz söylemesi genelde gurur okşayıcıdır. Öte yandan bunun tam tersi de doğrudur. Karnı nispeten küçük olan bir kadın hamile olduğunu bilen bir kişinin karnının küçük olduğunu söylemesi ile adeta yıkılır. Arkadaşlar arasında “bebek nerede”, “karnın çok küçük”, “bebek küçük mü olacak” şeklinde yapılan espriler anne adayında moral açısından çöküntüye neden olabilir. Oysa karnın büyüklüğü pek çok değişik faktörün etkisindedir ve her zaman bebeğin büyüklüğünü yansıtmayabilir.
Bir kadının dışarıdan bakıldığında hamile olduğu en erken 16. haftacivarında ve ancak çıplakken anlaşılabilir. Giyinik durumda ise büyüyen karın 20. haftalar civarında fark edilebilir. Hatta biraz iri yapılı kadınlar bol kıyafetler giyerek hamileliklerinin son dönemlerine kadar durumlarını gizleyebilirler. Gebelikte karın büyüklüğünü sağlayan temel faktör bebeğin içinde bulunduğu uterus yani rahimdir. Hamilelik öncesinde yaklaşık 70-80 gram ağrılığında ve armut şeklinde olan rahim bebekle birlikte büyümeye başlar ve gebeliğin sonunda ağrılığı yarım kiloyu geçer. Rahim hamilelikten önce leğen kemiklerinin arkasında yerleşmiştir ve karın üzerinden elle hissedilemez.
Hamilelik 12. haftaya ulaştığında büyümesine devam eden rahim kasıktaki tüy çizgisi civarına yükselir ve ilk kez leğen kemiklerinin üzerine çıkar. Bir başka deyişle gebeliğin ilk üç aylık döneminde pantolonların dar gelmesi bebeğe ve gebeliğe bağlı karın büyümesine değil annenin aldığı kilolara bağlıdır.
Büyüyen karın dışarıdan fark edilmeye başlayınca hamile kadınlar da kendilerini diğer hamile kadınlar ile kıyaslamaya başlarlar. Bunun sonucunda aynı gebelik haftalarında olmalarına rağmen kiminin karnı büyük kiminin daha küçük olduğu için endişeler de ortaya çıkar. Bu endişe özellikle karnı küçük olanlarda belirgindir. Hamile kadınların karnı toplumun o kadar ilgisini çeker ki karnın şekline bakarak bebeğin cinsiyetini tahmin etmek bir gelenek haline gelmiştir. Oysa karın şeklini ve büyüklüğünü belirleyen bebeğin cinsiyeti değildir. Pek çok faktör bu konuda etkili olabilir hatta bunlardan en önemlisi kadının genel vücut yapısıdır. Gebelikten önce zayıf olan kadınların karın duvarları ve karın bölgesindeki cilt altı yağ tabakası da ince olduğundan karın daha erken dönemde belirginleşir ve daha büyük ve sivri görünebilir. Bunun tam tersi şekilde iri yapılı, geniş kalça ve karına sahip kadınlarda ise karnın belirginleşmesi daha uzun zaman alabilir. Obez yani şişman kadınlarda ise gebeliğin sonlarına kadar kadının hamile olduğu anlaşılmayabilir. Zayıf bir kadında dıştan karın büyüklüğüne bakarak bebeğin boyutlarını tahmin etmek daha kolay ve gerçekçidir. Tüm bu bilgilerin sonucunda sadece karın büyüklüğüne bakarak bebeğin gelişimini ve büyüklüğünü değerlendirmenin hatalı sonuçlar verebileceği açıktır. Bebeğin durumunu değerlendirmede önemli kriterlerden birisi rahimin tepe noktasının karın içindeki yerleşimidir. Rahimin tepe noktası 22-24. haftalar civarında yaklaşık göbek deliği hizasındayken haftaların ilerlemesiyle birlikte yukarıya doğru ilerler. Uterusun karın içindeki yüksekliğine bakarak gebelik haftası tahmin edilebilir. Eskiden gebelik takipleri sırasında gebeliğin haftasını saptamak için leğen kemiklerinin ortada birleştiği yerden rahimin tepe noktasına kadar olan mesafenin mezura ile ölçülmesi sıkça kullanılırken günümüzde ultrasonun yaygın kullanıma girmesi ile bu yöntem de terk edilmiştir. Bebeğin tahmini kilosunu ve büyüklüğünü değerlendirmede en etkili yöntem ultrasonografidir. Ancak bu teknikte de yanılma payının olduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Hamilelik öncesinde aynı boy ve kiloda olan, hamileliğin aynı haftalarında bulunan ve hamileliğin başından beri aynı miktarda kilo alan kadınlarda bile karın büyüklük ve şekli normalde birbirinden farklıdır. Kişilerin karın adeleleri, karın cilt altı yağ tabakası, daha önceden doğum yapıp yapmadığı, bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısının miktarı gibi pek çok faktörün yanısıra bebeklerin kiloları arasındaki değişiklikler de annelerinin karınlarının birbirinden farklı olmalarına neden olur. Nasıl ki normal erişkinlerin kiloları birbirinden farklı olabiliyor ise anne karnında gelişimini sürdüren bebeklerin ağrılık ve büyüklükleri de birbirinden farklı olabilir. Önemli olan bebeğin büyükük ve tahmini ağrılığının o gebelik haftası için belirlenen alt ve üst sınırlar içinde yer alması yani normal olmasıdır.
Çok ince ve küçük karınlı bir kadın iri bir bebek doğurabileceği gibi büyük karınlı bir anne adayından da minyon bir bebek dünyaya gelebilir.
Son olarak çoğul gebeliklerde doğal olarak karın büyüklüğü içerideki bebek sayısı ile doğru orantılıdır. Ne kadar çok bebek varsa karın o kadar büyüktür.
Büyüyen karının kadında yarattığı en önemli değişiklik ise çatlaklardır. Hızla büyüyen karın deride gerilme ve çatlaklara neden olabilir. Çatlak oluşumunda en önemli faktörlerden birisi kişinin genetik yapısıdır. Bu sıvı içerek derinin elastikiyetini arttırmak çatlak oluşumuna karşı alınabilecek en basit önlemdir. Bunun dışında çatlak oluşumunu önlemek amacıyla cildi nemlendiren pek çok krem ve losyon her zaman işe yaramasa da kullanılabilir.
Hamilelik sırasında karın büyürken ortaya çıkan gerilmenin doğal sonucu olarak göbek deliğinde de gerilme meydana gelir. Gebelik 20 hafta civarına ulaştığında hem arkadan rahimin baskısı hem de gerilme nedeni ile göbek deliğinde hassasiyet meydana gelebilir. Ayrıca büyümesi sırasında karnı kaplayan kaslarda hafif bir ayrılma meydana gelebilir. Bu ayrılma da göbek deliğinde hassasiyete neden olabilir.
Gebelik ve rahim büyümeye devam ettikçe hassasiyet azalır ancak göbekte meydana gelen değişimler devam eder. Hamilelik öncesinde çukur bir göbek deliği olsa bile bu düzleşebilir. Hatta gebeliğin sonlarına doğru göbek deliği dışarıya doğru çıkıntı yapabilir. Bazı kadınlar zaten şiş olan karınlarındaki bu ek çıkıntıyı eğlenceli bulurken bazı kadınlar da özellikle ince kıyafetler giyildiginde dışarıdan belli olmaması için küçük bir yara bandı ile bastırmayı tercih ederler. Böyle bir uygulamanın herhangi bir zararı yoktur.
Gebelik sırasında karında görülen bir başka değişiklik ise orta hat boyunca uzanan koyu renkli çizgidir. Linea nigra adı verilen bu çizgi esmer tenlilerde daha belirgindir. Linea nigraya yol açan faktörler tam olarak bilinmemekle birlikte bu çizgi doğumdan bir süre sonra kaybolur.
Popularity: 1% [?]
Sağlıklı Zayıflamak İçin
0Dış görünüşümüzü zayıflatırken iç organlarımızı zayıflatmayalım.
Bir insan zayıflamaya karar verdiğinde ilk düşündüğü bir diyet listesi bulmak ve tıbbi yararı kanıtlanmamış çaylardan-ilaçlardan medet ummak oluyor ne yazık ki. Ayrıca bu tür gıda takviyelerinin birçoğunun insan vücudu üzerinde uzun süreli etkinliği ve güvenirliği ile ilgili yeterli klinik araştırmalar da yapılmadığından, sağlık üzerine son derece zararlı etkileri olabiliyor. Ayrıca bu tür uygulamalar ömür boyu sürekli olarak da yapılamayacağı için soruna kısa vadeli ve geçici bir yaklaşım oluyor.

Bir insanın eğer 10 kg’dan fazla kilo fazlalığı varsa bunu kendi başına çözmesi çok kolay olmayabilir ve bu konuda tıbbi yardım alırsa, hastalık ilerlemeden kalıcı olarak çözülmüş olur. Zayıflama tedavisinin belki de en zayıf noktası hastanın tekrar geri kilo almasıdır.
Bunun nedeninin de insanların bunu sadece estetik bir problem olarak algılaması ve bir an önce kilo vermek uğruna akla hayale sığmayacak mucize düşük kalorili diyetler yapması veya bilimsel olmayan ürünler kullanmalarıdır. Bunu yapan insanlar, kısa vadede kilo verseler bile uzun vadede tekrar kilo alabilirler. Bir sonraki kilo verme girişimi de vücut sistemlerinin dengesini kaybetmesi nedeni ile daha da zor olabilir.
Fazla kiloluluk sorunu olan bir insanın, bunun sadece fazla yemekten kaynaklanmadığını bilmesi gerekir. Zayıflama ve ideal kiloda kalabilme işi üç boyutludur. Bunun birinci boyutu; şişmanlığa neden olabilecek metabolik hastalıklar ve şişmanlığın neden olduğu hastalıklar açısından, kişinin bir dahiliye uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilerek kan testlerinin yapılmasıdır. Eşlik eden hastalıkların mevcudiyetine ve kilo fazlalığı derecesine göre doktor kontrolünde gerekli tıbbi zayıflama tedavisine başlanmalıdır. Zayıflama tedavisinin ikinci boyutu ise hastaya ömür boyu sürecek doğru yeme davranışının tekrar kazandırılmasıdır.
Bu tabii ki, haftada bir değişen insan hayatına uymayan diyet listeleri ve çorba tarifleri ile olmaz. Hastayı besinler konusunda birebir eğiterek kendi kendine çıkış yolları bulmasını sağlamak gerekir. Üçüncü boyutu ise tabii ki aktivitedir. Ancak burada kişiyi aktiviteye yönlendirirken, hayatı boyunca yapamayacağı çok ağır egzersizler yapmaya sevk etmek yerine, hareketi kişinin yaşam tarzı haline getirmek gerekir. Hızlı kilo vermek için yapılan birçok mucize rejim, insan vücudunda kalıcı hasar bırakabilir.
Kemik erimesi, kalpte ritim problemleri, safra kesesi taşları, saç dökülmesi, tırnak kırılması, halsizlik, yorgunluk gibi. Eğer rejim yaparken halsizlik-yorgunluk hissediyorsak, saçlarımız dökülüyor, tırnaklarımız kınlıyorsa, bayılma hisleri gelip kalp çarpıntısı hissediyorsak, yanlış yapıyoruz demektir. Tüm hastalarıma her zaman şunu söylüyorum; bu vücut bize bu dünyada bir kere veriliyor. Bir daha verilme şansı var mı? Yok. O halde ona çok iyi bakmamamız gerekir. Dış görünüşümüzü zayıflata-yım derken, iç organlarımızı zayıflatmamamız ve bozmamamız gerekir. Şişmanlık ciddi ve komplikasyonları olan bir hastalıktır. Kalıcı tedaviyi mucize formüllerin peşinde değil, tıpta aramamız gerekir.
Popularity: 1% [?]
Ortareksiya Nedir Ne Yapılmalı?
0Yeme bozuklukları zincirine yeni bir halka daha eklendi.
Sağlıklı Yeme Takıntısı.
Gerek güzellik kavramının “zayıf kadın-atletik erkek” kalıbına sıkıştırılması gerek diyet kavramının “sağlıklı beslenme davranışı” gibi algılanması insanlarda çeşit çeşit yeme bozukluğu yarattı. Günümüzde bir tarafta vitamin açısından fakir, yağ açısından zengin fast food tipi beslenme ile aşın şişmanlamaya (obeziteye) doğru giden bir bozukluk var; öteki tarafta zayıf kalmak için şekersiz, tuzsuz ve yağsız yiyeceklere endeksli bir yaşam. Oysa ikisi de sağlıklı değil.ORTOREKTİK MİSİNİZ?
Aşağıdaki sorulara “evet” cevabı veriyorsanız, bu ortoreksiya belirtisi gösteriyorsunuz anlamına geliyor.
- Yarının yemeğini bugünden planlıyor musunuz?
- Yemeğin sağlıklı olması sizin için lezzetli olmasından daha mı önemli?
- Steril yiyecekler yedikçe sağlığınızın bozulduğunu hiç fark ettiğiniz oldu mu?
- Dün yaptığınız diyet bugün size yetersiz mi geliyor?
- Sağlıklı beslenmeyenleri küçümsediğiniz oluyor mu?
Her besinin aşırı sağlıklı olması insanı tek boyutlu beslenmeye kadar götürebiliyor. İşin bir de kişiyi anoreksiyaya itecek boyutu var. Aşırı derecede takıntılı olmak yerine dengeli beslenme konusunda bilinçli davranmak gerekir. Çünkü unutmamalıdır ki beslenme, gıdalarla yapılan ve takıntı boyutuna varmayan, özenle yapılması gereken bir eylemdir.
10 YIL İÇİNDE YAYGINLAŞACAK!
Amerikan Diyetisyenler Derneği’nin son yayınlarında bu sorunun 10 yıl içinde yaygınlaşacağı belirtiliyor. Yeme bozukluğu fazla yeme ve devamlı rejim yapma takıntısı şeklinde olduğu gibi kişinin her yediğinin sağlıklı olup olmadığını kontrol etme takıntısı şeklinde de kendini gösterir. Bu kişiler için yiyeceklerin saf, katkısız ve işlenmemiş olması oldukça önemlidir. Bu yüzden çoğu sebze ve meyveyi çiğ yerler. Çoğu da vejetaryendir. Kendi bildiklerinin tek doğru olduğuna inanıp kafalarının dikine giderler. Bir gün gelir, yaşamları bir kısır döngünün içine girer: Bir sonraki öğünü planlamak, sağlıklı yiyecek satan marketleri dolaşmak, yemek hazırlamak ve yemek. Bu nedenle sağlıklı tercihlere yönelme alışkanlık haline gelmeli, hiçbir şeyde aşırıya kaçılma-malıdır.
ZARARLI MADDE KORKUSU
İngiltere’deki Beslenme Bozuklukları Derneği’ne göre, ortoreksiya gelecek yıllarda insanlığı tehdit edecek. Çünkü saplantı halinde sağlıklı gıdalara bağımlılık geliştiren kişilerin diyet yapan bir insandan farkı yoktur. Bu kişiler yediklerinin içinde zararlı bir madde bulma korkusu yüzünden çok seçici davranırlar. İlerlemiş vakalarda tıpkı anoreksiya nervoza hastalanndaki gibi hızlı kilo kaybı görülür. Zararlı maddeye karşı duyulan derin korku yüzünden öyle çok yiyecekten vazgeçerler ki sonunda bir-iki tür yiyeceğe kalırlar. Bu da oldukça sağlıksız bir durumdur.
Yeterli ve dengeli beslenmek bu noktada çok önemlidir. Diyet yapabilirsiniz ama dozunu kaçırmayın. Tadınızı kaçıracak zorlamalarla kendinizi bunalıma sokmayın. Yemek kişinin kendini cezalandırmasına veya toplumdan soyutlamasına bir gerekçe olmamalı. Bu nedenle sağlıklı beslenme takıntı haline gelip sizi yiyeceklerden soğutmamalı, psikolojinizde birtakım bozukluklar yaratmamalıdır.
Popularity: 1% [?]

