Posts tagged Bile

Samsung Galaxy S i9000 inceleme – iphone 4 karşılaştırma

samsung-galaxy1- radyosu var

2- 5 dolarlık bir kablo ile scart girişi olan ve omlayan birsürü tv ye bağlanabiliyor ve istediğiniz yapabiliyorsunuz.

3- simkartını veya pilini çıkartmanız için telefonu sökmeniz gerekmiyor.

4- özgür bir şekilde binlerce yazılım yükleyebiliyorsunuz. i-Tunes gibi dandirik bir yazılıma muhtaç değilsiniz.

5- istediğiniz müzik, video, film ve döküman dosyalarını hafıza kartınıza yada direkt telefonunuza atıp basit bir biçimde izleyip, dinleyip, okuyabiliyorsunuz hatta offis dosyalarınızı editleyip üzerinde düzenleme bile yapabilirsiniz.

6- Türkiyede resmi olarak verilen Samsung yetkili servis ağı ile telefonunuza hızlı ve ucuz teknik destek sağlayabilirsiniz.

7- Neredeyse standartlaşmış şarj kablosu ile yanınızda şarj cihazı taşıma derdine son verebilirsiniz 10cm lik bir kablo usb gücü olan heryede kullanabilirsiniz.

8- Bilgisayara bağladığınızda sadece kendi i-Tunes’i ile senkron olma zorunluluğu yok. istediğiniz bilgisayara bağlayarak istediğiniz müziği atabilirsiniz.

9- kullanımı basit ve tamamen Türkçe olan programı ile (kies) sms lerden rehberinize kadar herşeyinizi yedekleyebilirsiniz.

10- facebook ve google ile tam senkronizasyon ile otomatik katılacağınız etkinlikler ve google calendar üzerinde yaptığınız pilanlamalar neredeyse anında telefonunuzda beliriyor. arkadaşlarınızın doğum günleri için facebook’a girip kontrol etmeniz gerekmiyor. hepsi takviminize otomatik olarak işleniyor.

11- çok gelişmiş rehberi ile adresine anında mesajlaşma adreslerine kadar neredeyse sınırsız sayıda bilgi tutabiliyorsunuz.

12- pilini değiştirmek çok basit olduğundan 20 dolara alacağınız iki adet yedek pili (orjinallikleri şüpheli) ve bir adet şarj dock’u ile neredeyse sınırsız şarj’a sahip olabiliyorsunuz.

13- Etkin ve düzgün bir şekilde multi tasking yapabiliyorsunuz. yani: radyo dinlerken msn arka planda açık kalabiliyor ve siz ön planda araba yarışınızı oynayabilyiorsunuz msn den mesaj gelince oyunu durdurup mesajınıza cevap verip daha sonra oyununuza kaldığınız yerden devam edebiliyorsunuz. bu arada arka planda açık olan google maps ile gece otobüsde yolunuzun nekadarını tamamladığınızı anlık olarak görebiliyorsunuz. bunların hepsini aynı anda eş zamanlı olarak yapabiliyorsunuz. iphone’de ise bir web sitesinde aldığınız bir yazıyı sms olarak atmanız için baya uğraşmanız gerekiyor. keza önce safariyi kapatıp sonra sms kısmına girip gerekli bilgiyi oraya yapıştırmanız gerekiyor.

galaxy S tabiki iphone 4 ile karşılaştırmış birisi olarak çok rahat bunu söyleyebilirim ekran kalitesi konusunda samsung çok iyi bunu zaten video izlerken görebilirsiniz galaxy s renkleri çok gerçekci veriyor ama iphone 4′de öyle değil soluk kalıyor…

apple için iş sadece ekran çözünürlüğü ile bitseydi keşke ekranda renklerin soluk kalması yasakçı politika flash player desteğinin olmayışı vs…

aslında apple çok güzel telefon yapıyor ama jobs ve kendi dünyası herşeyi mahvediyor…

Popularity: 3% [?]

Sağlıklı Zayıflamak İçin

0

Dış görünüşümüzü zayıflatırken iç organlarımızı zayıflatmayalım.

Bir insan zayıflamaya karar verdiğinde ilk düşündüğü bir diyet listesi bulmak ve tıbbi yararı kanıtlanmamış çaylardan-ilaçlardan medet ummak oluyor ne yazık ki. Ayrıca bu tür gıda takviyelerinin birçoğunun insan vücudu üzerinde uzun süreli etkinliği ve güvenirliği ile ilgili yeterli klinik araştırmalar da yapılmadığından, sağlık üzerine son derece zararlı etkileri olabiliyor. Ayrıca bu tür uygulamalar ömür boyu sürekli olarak da yapılamayacağı için soruna kısa vadeli ve geçici bir yaklaşım oluyor.
Sağlıklı Zayıflamak
Bir insanın eğer 10 kg’dan fazla kilo fazlalığı varsa bunu kendi başına çözmesi çok kolay olmayabilir ve bu konuda tıbbi yardım alırsa, hastalık ilerlemeden kalıcı olarak çözülmüş olur. Zayıflama tedavisinin belki de en zayıf noktası hastanın tekrar geri kilo almasıdır.

 Uzm.Dr. Ayça KAYA

 

Bunun nedeninin de insanların bunu sadece estetik bir problem olarak algılaması ve bir an önce kilo vermek uğruna akla hayale sığmayacak mucize düşük kalorili diyetler yapması veya bilimsel olmayan ürünler kullanmalarıdır. Bunu yapan insanlar, kısa vadede kilo verseler bile uzun vadede tekrar kilo alabilirler. Bir sonraki kilo verme girişimi de vücut sistemlerinin dengesini kaybetmesi nedeni ile daha da zor olabilir.

Fazla kiloluluk sorunu olan bir insanın, bunun sadece fazla yemekten kaynaklanmadığını bilmesi gerekir. Zayıflama ve ideal kiloda kalabilme işi üç boyutludur. Bunun birinci boyutu; şişmanlığa neden olabilecek metabolik hastalıklar ve şişmanlığın neden olduğu hastalıklar açısından, kişinin bir dahiliye uzmanı tarafından detaylı olarak muayene edilerek kan testlerinin yapılmasıdır. Eşlik eden hastalıkların mevcudiyetine ve kilo fazlalığı derecesine göre doktor kontrolünde gerekli tıbbi zayıflama tedavisine başlanmalıdır. Zayıflama tedavisinin ikinci boyutu ise hastaya ömür boyu sürecek doğru yeme davranışının tekrar kazandırılmasıdır.

Bu tabii ki, haftada bir değişen insan hayatına uymayan diyet listeleri ve çorba tarifleri ile olmaz. Hastayı besinler konusunda birebir eğiterek kendi kendine çıkış yolları bulmasını sağlamak gerekir. Üçüncü boyutu ise tabii ki aktivitedir. Ancak burada kişiyi aktiviteye yönlendirirken, hayatı boyunca yapamayacağı çok ağır egzersizler yapmaya sevk etmek yerine, hareketi kişinin yaşam tarzı haline getirmek gerekir. Hızlı kilo vermek için yapılan birçok mucize rejim, insan vücudunda kalıcı hasar bırakabilir.

Kemik erimesi, kalpte ritim problemleri, safra kesesi taşları, saç dökülmesi, tırnak kırılması, halsizlik, yorgunluk gibi. Eğer rejim yaparken halsizlik-yorgunluk hissediyorsak, saçlarımız dökülüyor, tırnaklarımız kınlıyorsa, bayılma hisleri gelip kalp çarpıntısı hissediyorsak, yanlış yapıyoruz demektir. Tüm hastalarıma her zaman şunu söylüyorum; bu vücut bize bu dünyada bir kere veriliyor. Bir daha verilme şansı var mı? Yok. O halde ona çok iyi bakmamamız gerekir. Dış görünüşümüzü zayıflata-yım derken, iç organlarımızı zayıflatmamamız ve bozmamamız gerekir. Şişmanlık ciddi ve komplikasyonları olan bir hastalıktır. Kalıcı tedaviyi mucize formüllerin peşinde değil, tıpta aramamız gerekir.

Popularity: 1% [?]

Beslenme Önerileri

0

Çorbanız soğuk çayınız mutlaka tarçınlı olsun

Bunaltıcı sıcaklara denk gelen oruç ayında, hafif mönüler hazırlayarak sağlıklı bir Ramazan geçirebilirsiniz. Sıcak yaz günlerinde uzun süre açlıktan sonra iftarı soğuk ayran aşı çorbasıyla açın. Ayrıca Ramazan boyunca çayınıza da tarçın ekleyin!

Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Keservuran, Ramazan ayı boyunca sıcak yaz günlerinde ne yenip, ne içilmesi gerektiği konusunda bilgiler verdi.

Bu yıl Ramazan ayının çok sıcaklara ve uzun yaz günlerine denk gelmesi nedeniyle en çok nelere dikkat edilmeli?

Yaz sıcaklarında oldukça önemli olan sıvı tüketimi, Ramazan ayında daha da önem kazanmakta. Gün içinde hiç hareket etmeseniz ve terlemeseniz bile vücudumuzda sıvı kaybı devam etmektedir. Vücutta sıvı kaybı; halsizlik, baş dönmesi, mide bulantısı gibi sağlık problemlerini de beraberinde getirir. Özellikle açlık süresinin uzun olduğu bu sene sıvı alımına ağırlık verilmelidir.

KOMPOSTO SAĞLIK VERİR

Sıcaklarda iftarda yenmesini önerdiğiniz yiyecekler nelerdir?

Sıcak yaz günlerinde uzun süre açlıktan sonra iftarı sıcak çorba yerine yoğurtlu buğday çorbası ile açmak, sindirim sitemi florasını korumak ve mide rahatsızlıklarını engellemek açısından faydalıdır. Bol kuru meyveyle hazırlanmış kompostolar da sıvı ihtiyacımızı yerine koymak adına iftar sofralarında yerini almalı.

YAĞI ÖLÇÜLÜ ALIN

Ana yemeklerde nasıl beslenilmeli?

Parça etli yemekler tercih edilmeli. Kırmızı etin bol olduğu sofralar yerine sebze reyonlarının oldukça zengin olduğu bu mevsimi değerlendirmeli. Sofralarda zeytinyağlı sebze yemeği çeşitlerine yer verilmeli. Domates ve salatalık gibi sebzeler açısından da oldukça verimli olan bu dönemde bol yeşillikli salatalar sofraları süslemeli.

Yemeklerde ne tür yağ kullanılmalı? Ölçüsü ne kadar olmalı?

Özellikle zeytinyağı tercih edilmeli ama ‘zeytinyağı faydalı’ diyerek de ölçüsü kaçırılmamalı. Unutmamalı ki; 1 gr. yağda 9, 1 tatlı kaşığı yağda 45 kalori bulunuyor. Yemek sonrasını gaz şikayeti olmadan geçirmek ve rahat uyku uyumak adına iftar sofraları sadeleştirilmeli.

SAĞLIKLI RAMAZAN İÇİN 8 PRATİK UYGULAMA
1- Orucunuzu 2-3 adet hurma 1 su bardağı su (mide hacmini fazla doldurmamak adına) ile açın.
2- Orucunuzu açtıktan sonra 10 dakika bekleyin, dinlenin. Daha sonra çorba ile devam edin.
3- Mutlaka sahura kalkın. Ramazan’ın ikinci haftasından sonra yavaşlayacak olan metabolizmanızı öğün atlayarak daha da yavaşlatmayın. Bir bardak su içip niyetlenmeyin, sahuru erken kahvaltı gibi düşünüp, sağlıklı doğru besinlerle hazırlanmış kahvaltınızı yapın.
4- Tüketeceğiniz besinleri iftar ve sahur arasında 4-5 öğüne yayın.
5- Çay kahve tüketimini yemekten 1 saat sonraya bırakın. Çay, kahve yerine sizi rahatlatıp dinlendirecek ve sindiriminize yardımcı olacak olan bitki çaylarını tercih edin.
6- Günlük su ihtiyacınızı öğün aralarına yayın, yemeklerle birlikte su içmeyin.
7- Künefe, revani, tulumba tatlısı, kemalpaşa ve şekerpare yerine sütlaç, muhallebi, kazandibi ve tavukgöğsü gibi sütlü ya da meyveli tatlıları tercih edin.
8- Lokmalarınızı hızlı hızlı yutmayın. Yavaş yavaş ve küçük parçalar halinde yiyin. Şunu unutmayın ki; Ramazan ayında vücudumuzun enerji ihtiyacı değişmiyor. Yani bu, tüm gün aç kalmamıza rağmen bu, akşam fazla yemek yiyebileceğimiz anlamına gelmiyor.

BAKLAVA YERİNE SÜTLAÇ

Tatlılar konusunda nelere dikkat edilmeli?

İftar sofralarının vazgeçilmez kapanış ikramı olan şerbetli tatlılardan mümkün oldukça uzak durmalıyız. Meyvenin oldukça bol olduğu bu mevsimde tatlı yerine çeşitli meyvelerden oluşan meyve tabaklarını tercih etmeliyiz. Künefe, baklava gibi ağır tatlılar yerine sütlaç, muhallebi gibi sütlü tatlıları ya da meyve tatlılarını tüketmeliyiz.

Sahurda hangi yiyecekleri önerirsiniz?

Sahurda tuzlu, yağlı peynir çeşitlerinden (kaşar, tulum, ezine vb…) uzak durmalı, onun yerine kalsiyum minerali açısından da zengin olan, tuz oranı düşük çökelek, lor peyniri veya az yağlı beyaz peynir/dil peyniri tercih edilmeli. Sahurda zeytin tüketimine de dikkat edilmeli, 4-5 adet zeytinden fazlası tüketilmemeli. Böylece gün içinde susama hissini dengelemiş oluruz.

YUMURTA TOK TUTAR

Sahurda gün boyu kan şekerini dengede tutacak protein içeriği yüksek (süt ve yumurta gibi) besinlere mutlaka yer verilmeli. Mide hacmini dolduracak posa içeriği yüksek lifli gıdaların (domates, salatalık gibi) tüketimi ihmal edilmemelidir.

MADEN SUYU DENGE SAĞLAR

İftar sonrası ne yiyip, ne içmek faydalıdır?

İftar sonrası siyah çay yerine bitki çayları tercih edilmeli. Besin tüketiminin olduğu saat diliminde iki kupa yeşil çay içilmeli. Yeşil çay aynı zamanda insülin salınımını dengelemekte, kan ve kolesterol seviyelerini olumlu etkilemektedir. İçtiğiniz tüm çaylara bir adet çubuk tarçın eklemenizde kan şekerinizi düzenlemek adına oldukça fayda vardır. Yurt dışında yapılan son araştırmalar günde 3 gram tarçın tüketiminin insülin salınımını dengelediği, kan şekerinin ani iniş çıkışlarını engellediğini göstermektedir. Ayrıca tadı ve kokusuyla da sizi rahatlatacaktır. 

Çok çay içmek gerçekten susuzluğu giderir mi?

Birçok mutfakta yemekle aynı anda çay demlenmeye başlar. Unutulmamalıdır ki, çay çeşitli faydalarının yanında, demli ve gereğinden fazla içildiğinde kabızlık şikayetlerine de neden olabilmektedir. Çay da kahve gibi bağırsaklarda su tutucu özelliğe sahiptir. Gün içinde oldukça artmış olan su ihtiyacımızı çay içerek karşılayabileceğimizi kesinlikle düşünmemeliyiz. Sıvı tüketimi ile su tüketiminin farklı olduğunu unutmamalıyız.

YEMEK DEĞİL, İÇMEK ÖNEMLİ

Yaz aylarında artan su ve mineral ihtiyacı, tüm gün aç kalınan Ramazan ayı boyunca daha da artmakta. Bu ayı, sağlıklı ve düzenli bir şekilde sürdürebilmek için yaklaşık 2-2.5 litre su/gün mutlaka tüketilmeli. İftar sonrası durmaksızın yemek yemek yerine, su tüketimini tercih etmeliyiz. İftar sonrası içilen bir şişe maden suyu da mineral dengesini sağlamada bize yardımcı olacaktır.

KABIZLIĞA KARŞI HURMA

Ramazan’da karşılaşılabilecek bağırsak problemleri için ne tür yemeklere ağırlık verilmelidir?

Ramazan ayı boyunca sofralardan yoğurt, cacık veya ayranı eksik etmemeliyiz. Bu gıdalarda bulunan yararlı bakteriler bağırsak florasının ve bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde olmazsa olmazlardandır. Yine Ramazan ayının vazgeçilmezi olan ‘hurma’, kabızlık şikayetlerini en aza indirmede bize yardımcıdır. Bu nedenle orucumuzu 1-2 adet hurma ve 1-2 bardak su ile açmak sindirim sisteminin sağlığı açısından oldukça önemlidir.
Çorbanız soğuk çayınız mutlaka tarçınlı olsun.

Popularity: 1% [?]

Çayın bilinmeyen bir faydası !

imagesFloridalı mikrobiyolog Dr. Christina Wo’nun yaptığı bir araştırmaya göre çay ağız hijyenini bozan zararlı bakterilerle savaşarak dişeti hastalıkları ve çürüğün oluşumunu azaltıyor.

Daha önce yeşil çayın sağlığımız üzerine etkileriyle ilgili pek çok araştırma yapılmış fakat ülkemizde de bolca tüketilen siyah çay ile ilgili dikkat çekici araştırmalara pek rastlanamamıştı.

Bu araştırma; siyah çayın içindeki bileşenlerin diş üzerindeki gıda artıklarında asit üretimini ve bakterilerin çoğalmasını yavaşlattıklarını gösterdi. Aynı zamanda gıda artıklarının dişin üzerine yapışmasına sebep olan bakteriyel enzim glukosiltransferaz’ın etkisini yavaşlatıp, ağız hijyeninin korunması kolaylaştırıyor. Çayın içinde bulunan flor da doğal bir diş koruyucusu olarak etki gösteriyor. İsveçli araştırmacılar ise bu sonuçlara dayanarak gargara olarak bile çay kullanılabileceğini kanıtladılar.

Popularity: 1% [?]

Son Referandum anketi sonuçları son durum analizi!

0

Referandum anketi sonuçları son durum analizi!

12 Eylül’de gerçekleştirilecek olan Anayasa değişikliğireferandumuna sayılı günler kalırken, Evet ve Hayır cephesinin tansiyonu referandum anketleri ile ölçülüyor... İşte referandum anketimizde son durum…

Bir tarafta “Evet“, diğer tarafta “Hayır“. Referanduma sayılı günler kala, AK Parti evet için çalışmalarını arttırırken, CHP cephesinde de hayır için çalışmalar sürüyor.

Peki halk, referandum için ne diyor?

beyazforum.org  kullanıcılarının katıldığı ankette, şu ana kadar Evet’lerin üstünlüğü sürüyor… 75 binden fazla kişinin oy kullandığı ankette, Evet oyu oranı %55′de. Hayır oranı oranı ise, %37.7′de kaldı. Geriye kalan kısım olan %7.1′lik kesim ise, sandığa gitmeyip boykotta bulunacak…

75.585 kişi arasından;
“Evet” oyu kullanan toplam kişi sayısı ise, “41.642” kişi.
“Hayır” oyu kullananlar, “28569” kişi ve
“Sandığa gitmeyeceğim” diyen kişi sayısı da: “5374“ kişi.

Kim, Neden Evet veya Hayır diyor?

beyazforum.org okuyucuları yazmış oldukları yorumlarla, neden “Evet” veya neden “Hayır” dediklerini dile getiriyorlar. İşte o yorumlardan bir kaçı;

Evet” diyen 3 okuyucunun yorumları;

» Bir mesele düşünün PKK-MHP-CHP ittifakla hayır diyor. Bu bile başlı başına EVET demek için yeterli bir neden bence. Ben AKP’li değilim ama değişiklik yapılacak maddeler o kadar mantıklı ki hazırlayan parti kim olursa olsun evet diyeceğim. Hayır diyen arkadaşlara da objektif bir gözle değişiklik yapılacak maddeleri okumalarını tavsiye ediyorum. Kendim için, ailem için, güzel ülkem ve bu güzel ülkemde yaşayan tüm güzel insanlar için EVET diyor ve EVET demelerini tavsiye ediyorum.

» CHP ve MHP bir şeye aynı anda karşı ise bilinki o şey memleketin hayrınadır. ben bu iki partinin memleket hayrına bir şey yaptığını daha görmedim.. Apoyu asamayan partiyi mi şimdi dinleyeceğim?kaldı ki anayasa mahkemesi ve diğer devlet kurumları belli güç odaklarının elinde ve bu durumun da düzeltilmesi gerekiyor. neymiş türbanı çöz sonra evet diyim… bu kurumlar sana türbanı çözdürür mü? anca sudoku çözersin böyle giderse.

» Ben MHP’liyim diyipte Hayır diyenlere şaşırıyorum. Benim aklıma Ergenekon, Devlet Bahçeli’yi ve yanındaki adamları kandırmış, hain emellerine ortak etmiş. Acaba Rahmetli Türkeş olsaysaydı ne yapardı? Bunlar Benim ülküdaşlarım der miydi? Ülkücü kardeşlere seslenmek istiyorum; Allah Rızası için durun biraz düşünün “Biz neye hayır diyeceğiz” yanlış bi iş yapıyorsak bunun vebalini nasıl veririz. Bu dünyanın bi de öbür tarafı var, hesap verileceğini unutmamak lazım. Ben kesinlikle ne AKP ne de bir başka partidenim. Sadece VATANIMI SEVEN BİR İNSANIM.

Hayır” diyen 3 okuyucunun yorumları;

» Ülkemizin stratejik konumu hakkında konuşmaya gerek yok sanırım.Ordunun yıpratılması, ordu mensuplarının alacağı kararlarda korkarak hareket etmesi herşeyi mahveder. ordusu olmayan bir ülkenin işgali çok kolay olur tahmin edersiniz. bu ülkede dokunulmazlığı olması gereken tek kurum TSK olmalıdır, ne olduğu belirsiz millet vekilleri değil.

» Anlamıyorumneye evet diyorsunuz.Bir de Allah rızasında bahsediyorsunuz. Bu hükümet önce dokunulmazlıkları kaldırsın, namusumuz dediği başörtüsünü çözsün, ilk 100 de üniversiteyi kazanıp sırf başörtüsü yüzünden okuyamayanlar için Hayır diyeceğim kardeşim için Hayır diyeceğim… Türkeş olsaydı bunlara meydan bu kadar kalmazdı zaten. ama ne mhp ne chp için akp ye inanmıyorum bizi kandırdığı için sözlerini tutmadığı için onada referandumuna da hayır.

» Ben hem maddeleri okudum hem tarafsız olarak aklımın alabileceği kadar inceledim. Maksadım sadece geleceğim ve ilerde olacak çocuklarımız için şu durumdan daha kötü bi vatan olmaması için doğru şeyi yapmak.Ne yaparsak baştakiler için değil kendimiz için yapmalıyız.Baştaki kim olursa olsun,evimizde tüten dumandan haberi yok,derdimizden,ocağımızdan haberi yok yalanmı??hangi parti olursa olsun herkes kendi dümeninde.Halk olarak bırakın savaşmayı,inatlaşmayı.Biz başta değiliz ki inatlaşalım bize onlardan hayır varmı?halk olarak halk için faydalı bi oy verelim.Bize sunulan tek şey oy kullandırılmak zaten bari bunu faydamıza yapalım kendi kendimize zarar vermeyelim partiler uğruna.Bu arada neyin ne olduğunu kimin evet kimin hayır dediğini ne biliyorsunuz???ne duyulursa ne yazılıp çizilirse onu biliyoruz nerden biliyosunuz söylenenlerin doğru olduğunu!!mesela pkk hayır diyormuş nerden biliyorsunuz???öyle de gösterilebilir.Bizler kim hayır kim evet demiş ona bakmamalıyız.Aklımız var allaha şükür yetçek kadar.Açın biyerden okuyun neymiş yeni gelcek maddeler okuyun aklınıza yatıyormu yatmıyormu ona göre özgürce kendi beyninizce karar verin.Allah akıl vermiş,göz vermiş,fikir vermiş.Okuyun anlayın karar verin.Bırakın inadı taraf tutmayı.Ben okudum ve benim aklıma yatmadı.Onaylamıyorum değiştirilmesini.Ülkem,geleceğim ve bütün sevdiklerimin daha kötü bi ülkede yaşamaması için hayır diyorum.

Popularity: 1% [?]

PAKİSTAN’DA SEL FELAKETİ – 20 MİLYON İNSAN EVSİZ

0

Felaketten kurtulanlar yaşadıklarına sevinemiyor. Tarihinin en ağır felaketini yaşayan Pakistan’da sel mağdurları, açlıkla savaşıyor. Milyonlarca kişinin artık başını sokacak bir evi bile yok. Çadır bulanlar kendini şanslı sayıyor.

Tarihinin en büyük felaketiyle karşı karşıya bulunan Pakistan’ın 5’te 1’i sular altında kaldı. 600 bine yakın ev ve iş yerinin hasar gördüğü ülkede ölenlerin sayısı 2 bini bulurken, yaklaşık 20 milyon kişi de felaketten etkilendi.

Milyonlarca kişinin evsiz kaldığı, 3 milyon çocuğun su yoluyla bulaşan hastalıklara yakalanma riski taşıdığı ülkede çadır bulanlar kendini şanslı sayıyor. Ülkede sadece tarım arazileri ve tahıl depoları değil, ulaşım altyapısı da büyük hasar aldı.

70 YIL GERİYE GİTTİK

Ülkesindeki sel felaketi sebebiyle uluslararası topluma yardım çağrısında bulunan Pakistan Büyükelçisi Sardar Tarik Azizuddin, ülkesinin çok zor durumda olduğunu ifade ederek, ülkesinin 70 yıl geriye gittiğini söyledi.

Pakistan Büyükelçisi, ülkesindeki sel felaketinin 2004’teki tsunami, 2005’teki deprem ve bu yıl Haiti’yi vuran deprem felaketlerinin neden olduğu mağduriyetin toplamından daha fazla insanı etkilediğini anlattı.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Pakistan’daki selin küresel bir felaket olduğunu belirtti. Pakistan’da 15 ila 20 milyon kişinin barınak, yiyecek ve acil bakıma ihtiyacının olduğunu söyleyen Ban, “En az 160 bin kilometrekarelik arazi sular altında, bu da dünyadaki ülkelerin yarısının alanından fazla” dedi.

BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, “Pakistan’da 8 milyon insanın yiyeceğe, suya, barınağa, 14 milyonunun da sağlık hizmetine ihtiyacı var, özelikle de çocukların ve hamile kadınların” dedi.

Felaketin ardından drama kayıtsız kalan dünya, sonunda harekete geçti. Asya Kalkınma Bankası yardım paketini 2 milyar dolara çıkardı. Dünya Bankası da 900 milyon dolar yardım gönderme kararı almıştı. AB, 39 milyon dolar ek yardım vaadinde bulunurken, İslam Kalkınma Bankası da 11 milyon dolar yardım sözü verdi.

KIZILAY VE İHH YARDIMA YETİŞTİ

Başbakan Erdoğan da Pakistan’a Türkiye’den 10 milyon dolar gönderildiğini söyledi. TOBB ise 1 milyon dolar tutarında nakdi yardım kararı aldığını açıkladı. Kimse Yok Mu Derneği’nin ise selzedeler için 200 bin dolarlık nakit ve 1500 aileye de 30 ton kumanya yardımı yaptığı, ayrıca kurduğu iftar çadırlarıyla her gün 1500 kişiye iftar verdiği bildirildi. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı’nın da 5 bin kişiye her gün sıcak yemek dağıttığı kaydedildi. Türk Kızılayı da ülkeye uçakla 105 ton yardım gönderdi.

Türkiye’yi Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış başkanlığındaki heyetin temsil ettiği toplantıda, BM Genel Kurul Başkanı Dr. Ali Treki yaptığı konuşmada, Pakistan’da 20 milyon insanın sel felaketinden etkilendiğini belirtti.

1 MESAJLA 5 TL’LİK İFTAR VERİN!

İsteyen yardımseverler, Turkcell, Vodafone ve Avea hatlarından “Pakistan” yazıp 5777 numaraya kısa mesaj göndererek 5 TL bağışta bulunmak suretiyle bir Pakistanlı selzedeye iftar yemeği verebiliyor.

AÇLIK KAPIDA…

Son 80 yılın en büyük sel felaketini yaşayan Pakistan halkı, açlık, susuzluk ve salgın hastalıklarla mücadele ediyor. Yiyecek dağıtımı sırasında izdiham oluşuyor, kap kacak bulanlar şanslı sayılıyor.

Popularity: 1% [?]

EVET Mİ HAYIR MI?

0

Tüm dünyayı saran mevsim normallerinin üzerindeki sıcaklar, Türkiye’yi de sarmış durumda. İzinlerini anavatanda geçirenler, yer yer sellerin tehdidini hissetseler bile kelimenin tam anlamıyla yanıyorlar. Bazı sınır kapılarındaki yetersizlik veya organizasyon bozuklukları, -ki bunların başını Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan çekiyor-, izin yolundakiler için yanmayı iyice cehennem azabına çeviriyor.

Türkiye’yi ısıtan diğer bir ateş, 12 Eylül’de gerçekleşecek referandum ateşi…

Hangi televizyona baksanız, hangi gazeteyi veya dergiyi okusanız, hangi sohbete kulak kabartsanız konunun ‘evet’ mi, ‘hayır’ mı seçeneğine kilitlendiğini görüyorsunuz. Sonucu 12 Eylül’de sandıklar gösterecek, lakin hangi sonuç çıkarsa çıksın çok şeyin değişeceğine kesin gözüyle bakabiliriz.

Referandumda Ak Parti’nin istediği ‘evet’ler fazla çıkarsa, bazılarınca yurt içinde ‘rejim kayması’ yurt dışında ‘eksen kayması’ olarak nitelenen değişimleri daha bir cesaret ve kararlılıkla sürdürecek. Aksi halde muhalefetin baskıları ve bir yıl sonraki genel seçimlerde Ak Parti’yi iktidardan düşürme yolundaki ümitleri çoğalacak. Referandumda bir anlamda Türkiye’nin geleceği belirlenecek, onun için sürecin sıcaklığında aslında herhangi bir anormallik yok.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin komuta kademesinin belirlendiği Yüksek Askeri Şura öncesinden başlayan, Balyoz iddianamesine bağlı tutuklamaya matuf yakalama talepleri ve mahkemelerin kafa karıştıran çelişkili kararları; internet andıcına ilişkin adı komutanlık için geçen kimseleri de içine alan ifade çağrıları ve hükümet ile TSK üst kademesi arasındaki ihtilaflar, süreci daha da ısıttı.

PKK’nın giderek yoğunlaşan eylemleri, her hadisenin ardından terörle mücadele konusunda askerlere yönelik eleştirilerin boyut ve dozajı, şehit cenazelerinde giderek daha açık hissedilen hükümete karşı öfke gibi hususlara bakıldığında, 2010 yazı ‘bu yaz sıcak geçecek’ diyenlerin tariflerine yüzde yüz uyum gösteren bir mevsim olmakta.

Böylesine yoğun bir siyasi sıcaklığın yurt dışında da yansımalarını görmekteyiz. Yurt dışındaki insanlarımız, kendileriyle doğrudan alakalı hususlarda ‘es’ geçen ülkelerindeki değişiklik kavgalarını da ilgiyle ve kaygıyla izlemekte. Gurbetçiler, Anayasa değişikliği hususunda oylarını eski seçimlerdeki gibi yurt içinde yaşayanlardan önce kullanmaya başladılar. Yurt dışındaki vatandaşlar demokratik haklarını kullanırken hala ilkel uygulamalara mahkumlar. Hatta uygulamaların giderek daha da gerilediğini, daha da zorlaştığını söylemek mümkün.

Ekonomide, siyasette, dış politikada sürekli çağ atladığını söyleyen Türkiye, yurt dışında yaşayan vatandaşlarının siyasi haklarını kullanabilmeleri konusunda giderek daha çok çağın gerisine, dışına düşüyor. Seçimlere bir yıldan az bir zaman kaldığından hareketle, yurt dışındaki insanlarımızın gelecek seçimlerde de yıllardır talep ettikleri -Anayasa’nın emredici hükmüne rağmen- seçme ve seçilme haklarını tam kullanamayacakları görülüyor. İnsanlarımız, eğer tatil zamanlarına denk gelirse yine sınırlarda ve havaalanlarında kurulan sandıklarda oy kullanabilecekler. Yıllardır istenen, üzerinde çalışmalar yapılan konsolosluklarda oy kullanma, mektupla veya elektronik ortamda oy verme gibi işlemleri mümkün kılacak kanuni düzenlemeler ne yazık ki yapılmadı.

Bu bir yana, yurt dışındaki insanlarımızın oy kullanma imkanları daha da problemli ve karmaşık hale getirildi. Geçmişte vatandaşlar, sadece pasaportlarını göstererek oylarını kullanabiliyorlardı. Şimdi ise; oy kullanabilmek için yurt dışı için düzenlenen seçmen kütüğüne kayıtlı olmak gerekiyor. Bu kayıt işlemlerinin bir kısmı Yüksek Seçim Kurulu tarafından nüfus verilerinin toplanması suretiyle yapıldı, bir kısmı da vatandaşlarımızın bağlı bulundukları konsolosluklara bizzat veya elektronik ortamda başvurularıyla gerçekleşti. Ancak şurası açık ki, insanlarımızın çoğu ya seçmen kütüğüne kayıtlı değil, ya da kayıtlı olup olmadığını bilmiyor. (Seçmen kütüğüne kayıtlı olunsa bile, bir de ikametgah kaydı isteği vardı, Allah’tan yerinde bir müdahale ile oy kullanımının başlamasından bir iki gün sonra bu düzeltildi.)

Tüm bu zorlaştırıcı uygulamalar ve belirsizlikler, vatandaşlarımızın referandum için oy kullanma konusunda pek arzulu davranmamalarına sebebiyet veriyor. Elbette esas rakamlar 12 Eylül günü görülecek, ancak ilk bakışta görülen referandum oylamasına yurt dışındaki insanlarımızın ilgisinin düşüklüğü merkezindedir.

Türkiye’deki partiler, yurt dışındaki insanlarımızın temel vatandaşlık haklarını kullanımlarını daima bir sonraki seçimde alabilecekleri muhtemel oylarla endeksli gördüler. Kendilerine ve halka güvenmedikleri için, seçme ve seçilme hakkına sıcak bakmadılar ve bakmamakta direniyorlar.

Bilhassa iktidar ve iktidarı destekleyen çevreler, referandumun Türkiye’nin demokratikleşmesi açısından çok önemli olduğunu vurguluyorlar. Bizim istediğimiz ve beklediğimiz öyle büyük ve devasa önemde şeyler değil; sadece ve sadece var olan demokratik haklarımızı kullanabilmemize imkan sağlanması. Minicik demokratik hakların verilmesi hususunda yıllardır kıllarını kıpırdatmayanların, koca koca demokrasi binaları inşa edeceklerini vaad etmeleri pek inandırıcı gelmiyor.

Popularity: 1% [?]

Sitenin Suspend Olmasının SEO’ya Etkisi

0

Bu yazımda sitenizin bir müddet kapalı(suspend) kalmasının SEO olan olumsuz etkisinden bahsedeceğim. Google’ın yeni sistemi olan Caffeine‘den osnra artık herşey değişti. Önceden ilk sıralara geçen siteler kolay kolay düşmezdi. Ancak yeni sistemle bu o kadar kolay oldu ki bizzat kendim yaşadım.
Herşey Google’da Görseller aramasında facebook yazınca ilk sırada çıkmamla başladı. Ardından inanılmaz bir hit geldi. Haliyle bandwidth yetersiz olduğundan site suspend oldu. Aradan bi 10 saat geçtikten sonra bandwidth limitini arttırdım site tekrar açıldı. Ancak yine hite dayanamadı ve kapandı. Bunun sonucundan bir 24 saat daha site kapalı kaldı. Ardından arama sonuçlarına baktığımda sitem ilk sırada iken şuan sonuçlarda görünmüyor bile. Bunu görünce ben de yeni sunucuya geçiş yaptım. Belki IP’nin değişmesinin bir yararı oluyor diye. Zaten bandwidth limiti kısıtlı olduğundan sunucuya geçmem de gerekliydi.
Sonuç olarak sitem topladam 2 gün gibi bir süre kapalı kaldı. İlk sırada çıkarken şuan hiç çıkmıyor. Buradan anlıyoruz ki Google artık siteye erişim sağlanıp sağlanamamasına da önem veriyor. Bu yüzden yeni bir site açıcaksanız seçeceğiniz özelliklerde en çok bandwidth limitine dikkat edin. Zira bandwidth dolar ve siteniz suspend olursa benim gibi olumsuz şeylerle karşılaşabilirsiniz.

Popularity: 1% [?]

sayaç
Go to Top