Posts tagged Ama

ROJ TV ÖYLE DEMİYOR AMA…

0

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Van’da yaşanan depremle birlikte Türkiye’nin bir bütün olarak önemli bir dayanışma örneği ortaya koyduğunu söyledi.

Demirtaş, Van’da yaraların bir an önce sarılması, çok ciddi ve büyük yatırımların bölgeye çekilmesi gerektiğini vurgulayarak, “El birliğiyle bugünleri de atlatacağız” dedi. 7.2′lik depremle sarsılan Van’a gelerek, depremde en çok hasar gören 474 kişinin hayatını kaybettiği Erciş ilçesinde bir dizi inceleme ve temaslarda bulunan Demirtaş, depremzedelerle de bayramlaştı.

Sorun ve sıkıntıları dinleyen Demirtaş, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

Kurban Bayramı’nı buruk bir şekilde karşıladıklarını dile getiren Selahattin
Demirtaş, “Depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet geriye kalanlara baş sağlığı diliyorum. Yine depremde yaralılarımız, enkaz altında kalanlarımız var. Bayramlar, toplumsal yaraları sarma vesilesidir. Türkiye, depremde bir bütün olarak büyük bir dayanışma örneği ortaya koydu” diye konuştu.
Depremin yaralarının sarılması noktasında yürütülen çalışmaları yakından takip ettiklerini anlatan Demirtaş, şunları söyledi: “Kurulan çadırkentlerde hayat devam ederken, depremin yaraları da sarılmaya çalışılıyor. Ancak, bunlar tek başına yeterli değil. Burada asıl yapılması gereken en önemli şey manevi yaraların sarılmasıdır. Depremde büyük bir travma geçirmiş, büyük acılar yaşamış bu halkın manevi yaralarının sarılması gerekiyor. Soğuk kış şartları hayatı iyice olumsuz etkiliyor. Sorun ve sıkıntıların aşılabilmesi noktasında bölgeye çok ciddi ve büyük yatırımların yapılması, tüm bunların yanında yeni ve yepyeni bir kent inşa edilmesi gerekiyor. El birliğiyle bugünleri de aşacağız.”

 

Popularity: 1% [?]

FARUK BAYINDIR İHRAÇ EDİLECEK

0

AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşcu, kaset skandalında partilerinin haksız yere eleştiriliğini söylerken MHP liderinin isim verdiği partiliyi de ihraç edeceklerini söyledi.

Aziz Babuşcu, Habertürk ekranlarındaki Gün Ortası programında Didem Yılmaz’ın konuğu oldu ve MHP’deki kaset skandalı hakkında önemli açıklamalar yaptı.

Babuşcu, kaset skandalı sonrasında AK Parti’ye yapılan eleştirilerin haksız olduğunu söylerken, MHP tarafından kasetlerin ardındaki isim olarak açıklanan Faruk Bayındır’ın da kesin ihraç kararıyla Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini söyledi.

KASETLERLE HEDEFLENEN NE?

Babuşcu’nun konuşmalarından satır başları şu şekilde: “Yapılmak istenen mutfak çalışması MHP’nin genel başkanını değiştirmeye yönelik bence, aynı CHP’de yapılan gibi. MHP’de yeniden dizayn sözkonusu bunun temel nedeni de AK Parti’ye karşı daha güçlü bir MHP oluşturmak.

Bu şekilde bir taşla iki kuş vurmayı düşünüyorlar, hem MHP’de dizayn hem de AK Parti’ye karşı daha güçlü bir muhalefet. Ayrıca bunları yaparken de bu işin sorumluluğunu AK Parti’nin üstüne bırkarak kamuoyu nezdinde Ak Parti’yi kötü bir duruma düşürmek istiyorlar.

Görüldüğü kadarıyla şimdilik bu senaryo tutmadı. MHP lideri geri atmadı, partisinin onun çevresinde toparlandı ve bir mağduriyet psikolojisi oluştu gibi gözüküyor. Tabii bu kilitlenme seçim sonrasında ne kadar kalabilecektir, bunu göreceğiz.

İstedikleri, halkın kafasına “AK Parti bu kasetleri yapanları bulabilir ama bilerek bulmuyor” düşüncesini yerleştirmek.

 

Popularity: 1% [?]

Sırp milletvekili Fena Yakalandı

0

Sırbistan’da evli  ve 2 çocuk babası milletvekili Duşan Mariç’in sekreteriyle ilişkisinin görüntüleri, internet sitelerine düştü

Sırbistan’da aşırı milliyetçi Sırp İlerleme Partisi’nin (SNS) savaş suçlarıyla ilgili çıkışlarıyla tanınan evli ve 2 çocuk babası milletvekili Duşan Mariç’in sekreteriyle ilişkisinin görüntüleri, internet sitelerine düştü. Sırbistan’da yayımlanan günlük “Kurir” gazetesinin gündeme getirdiği seks içerikli görüntüler, daha sonra ülkedeki birçok internet haber sitesi ile Youtube video paylaşım sitesinde de yeraldı. Mariç, eşinden ayrı yaşayan 2 çocuk annesi sekreteriyle ilişkisinin internet sitelerinde kullanılmasının ardından herhangi bir açıklama yapmadı. Sekreter Tamara Rasiç ise Kurir gazetesine yaptığı açıklamada, görüntülerin kendisi tarafından çekildiğini doğruladı, ancak görüntüleri medyaya kendisinin vermediğini savundu. Milletvekili Mariç’in “son zamanlarda düşen popülaritesini kurtarmak için bu görüntüleri gazeteye verdiğini” iddia eden Tamara Rasiç, “Bu videoyu Mariç’in bilgisi dahilinde ben kaydettim, ama bunu tuzak kurmak ve medyaya vermek için yapmadım. Buna ihtiyacım yok, çünkü ona daha çok zarar verecek bilgilere sahibim. İlişkimiz olduğunu herkes bilirdi, saklamıyorduk” diye konuştu. Sırbistan Parlamentosunda, sık sık savaş suçlarıyla ilgili konuşmalarıyla gündeme gelen, olayları, gün, tarih ve bütün detaylarıyla ezbere anlatmasından dolayı  “Suç ve Ceza” adıyla anılan Duşan Mariç, aynı zamanda Kültür ve Enformasyon Kurulu ile Kosova Meclis Kurulu üyeliği de yapıyor. Mariç’in üyesi olduğu SNS ise aşırı milliyetçi görüşleriyle biliniyor. Partinin lideri Voyislav Şeşely ise savaş suçu işlediği gerekçesiyle 2003 yılından bu yana Lahey’deki mahkemede tutuklu yargılanıyor.

İşte o Şok yaratan video



Popularity: 1% [?]

SERVİKS KANSERİ

0

Anneme serviks kanseri teşhisi konuldu. 5 hafta kemoterapi gördükten sonra 5 seans brakiterapi gördü. Tedaviye başlamadan önce kitlenin 6.5 santim olduğunu söylediler. Tedaviden 1 ay sonra çektirdiğimiz filmlerde kitlenin 3.5 santime küçüldüğünü söylediler. Acaba bu gibi tedavilerde en iyi sonuç kitlenin tam olarak bitirilmesi mi yoksa küçültülüp ileriki zamanlarda kaybolması mı?

CEVAP :
Anneniz epey gecikerek tedaviye başlamış. Rahim ağzı kanseri için 6-7 santim çok büyük bir tümör demek. Bu nedenle de ameliyat yerine çok doğru olarak radyo-kemoterapi yapılıyor. Tümörün bir ay içinde nerdeyse yarı yarıya küçülmesi iyi bir göstergedir. Kontrollerde daha da küçüleceğini sanıyorum. Burada amaç tümörün tamamen yok edilmesidir. İleriki muayenelerde bu durum kontrol edilecek, gerekirse biyopsiler alınacaktır. Tümör tam yok edilmezse işler biraz zorlaşıyor. Belki ameliyatla rahmi almak veya daha agresif bir cerrahi uygulamak da gerekebilir ama şimdilik beklenecek… Umarım herşey iyi gider ve başka ek bir tedaviye gerek kalmaz… Sevgiler.

Popularity: 1% [?]

GLOKOM NEDİR NASIL TEDAVİ EDİLİR

0

GLOKOM – GÖZ TANSİYONU Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?

Glokom Belirti vermeden kör edebiliyor.

Glokom yani göz tansiyonu hiçbir belirti vermeden körlüğe kadar ilerleyen ve geri dönüşü olmayan bir hastalık.

Göz tansiyonu nedir?
Dr. Naci Sakaoğlu:
Göz içinin damarsız dokularını beslemek için damarlı bölgesi olan uveanın ürettiği göz sıvısının oluşturduğu bir basınçtır. Bu basınç, aynı zamanda göz küresinin yuvarlak kalmasını da sağlar. Bu basıncın eksik veya fazla olması gözde birtakım bozukluklara neden olur. Normal insanlarda göz içi basıncı 10-20 mmHg arasındadır. Göz içi basıncı 20-24 mmHg arasında olanlar şüpheli. 24 mmHg‘ nin üzerinde olanlar ise glokom yönünden araştırılmalı.

Glokomun Belirtileri nelerdir?
Dr. Naci Sakaoğlu: Kronik basit glokomlarda belirtiler fark edilmeyebilir. En kötü yanı da budur zaten. Çok sinsi seyreder, hasta hiçbir şekilde farkına varmayabilir. Yavaş yavaş görmesi azalır ve en ileri derecede görmesini kaybeder. Ama bunun farkına varmaz maalesef. Diğer türlerinde ise bazı belirtiler vardır, mesela tansiyon krizi dediğimiz tipinde. Hasta acilen doktora başvurmak zorunda kalır. Çünkü hastanın göz çevresi ve başında çok şiddetli ağrı, bulantı, kusma ve ileri derecede ani görme kaybı vardır. Bu durumda hasta acilen doktora gider ve tedavisine başlanır. Ama en tehlikelisi, sinsi bir şekilde seyreden basit kronik glokomdur. Çok belirgin belirtileri yoktur ama kabaca gözde kum atmış gibi batma, yanma, gerginlik ve ışıkların etrafında renkli hareler görme gibi belirtiler tarif edilebilir.

Kimler risk taşır?
Dr. Naci Sakaoğlu:
40 yaşın üstündeki her 100 kişiden birinin glokom olma ihtimali var. Ailesinde glokom vakası bulunanlar, yüksek derecede (5’in üzerinde) miyobu, hipermetrobu olanlarda ve diyabet, hipertansiyon gibi sistemik hastalığı olanlarda glokom görülme riski daha yüksektir. Kortizonlu ilaç kullananlar, göz ameliyatı geçirenler de yüksek risk grubuna girer.

Göz tansiyonu ne sıklıkla ölçülmeli?
Dr. Naci Sakaoğlu:
40 yaşın üstündeki herkesin yılda 1 kez göz tansiyonu kontrolünden geçmesi gerekir. Ailesinde glokom vakası bulunanlar ve yüksek derecede miyop, hipermetrobu bulunanların ise 20’li yaşlardan itibaren yılda bir kez göz tansiyonunu ölçtürmeleri gerekir.

Glokom Nasıl tedavi edilir?
Dr. Naci Sakaoğlu: İlk önce ilaç tedavisi uygulanır. Damlalarla ya göz içi salgısının miktarını azaltılır ya da salgının dışarı çıkması kolaylaştırılır. Buna rağmen hastalık ilerlemeye devam ediyorsa lazer tedavisi veya cerrahi yöntem uygulanır

Op.Dr. Naci Sakaoğlu


Glokomun (göz tansiyonu hastalığı) sinsi bir hatalık olarak nitelendirilmesinin en önemli sebebi; kendini görme kaybının başladığı ilerlemiş safhalarında fark ettirmesindendir. Bu hastalık her yaş grubunda görülebildiği gibi yeni doğmuş bebeklerde de olabilmektedir.

Glokom gözde ilk başlarda yavaş ve kendini hissettirmeden başlar, sonraları hızlı seyreder ve görme sinirlerinde onarılması mümkün olmayan görme kaybına yol açacak kalıcı tahribatlara neden olur.

Glokomun erken teşhis edilmesi ve hiç zaman kaybetmeden tedavisine başlanması, görmenin korunabilmesi için çok büyük önem taşımaktadır. Erken tedavi edilmediği takdirde sonucu kalıcı görme kaybıyla sonuçlanır. Glokom gibi kendini ancak ilerlemiş safhalarda hissettiren ve gözdeki tahribatı yüksek olan hastalıklardan korunmak için veya tedavisine gecikmeden başlanabilmesi için yılda 1 kez düzenli muayene gerekmektedir.

Glokomun (göz tansiyonu) Nedir?
Glokom erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen sinsi bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir. Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Glokomun başlıca nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir. Görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zaafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınç yükselmeksizin de hasar gelişebilir.

Glokomun Sebepleri
Göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir.

Glokom Çeşitleri Nelerdir?

Açık açılı glokom: En sık görülen glokom tipidir. Toplumun yaklaşık %1′inde ve daha çok 40 yaşın üzerinde görülür. Erken dönemde hiç bir belirti vermez. Göz içi basıncı yavaşça yükseldiği için belirtiler yavaş bir şekilde başlar, kornea başlangıçta bulanmaz, ağrı hissedilmez. Görme yavaş yavaş kaybedildiği için geç dönemlere kadar hasta bunun farkına varmayabilir. Görme kaybının farkına varıldığı zaman da hasar kalıcı hale gelmiştir. Açık açılı glokomda, gözün drenaj bölgesi olan trabeküler ağda henüz tam çözemediğimiz bir direnç oluşturmaktadır. Bu, kronik bir hastalıktır. Kalıtsal olma ihtimali vardır. Günümüzde kesin tedavisi yoktur, fakat eldeki imkanlarla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir. İlaçların ömür boyu kullanılması gerekebilir.

Normal basınçlı glokom: Düşük basınçlı glokom olarak da bilinir. Normal GİB’na rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı vardır. Bu kişilerde görme sinirinde bir dolaşım bozukluğu söz konusu olduğu için GİB’nın daha aşağılara çekilmesi gerekir. Bir de bu durumun tam tersi vardır. GİB yüksek olmasına rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı görülmez. Buna da göz hipertansiyonu denir ve tedavi gerektirmez. Ancak ileride glokoma dönüşebileceği için takip gerekir

Açı kapanması glokomu: Kalıtsal olabilir ve aynı ailenin farklı bireylerinde aynı anda görülebilir. Asyalılarda ve hipermetroplarda daha sıktır. Bu kişilerde ön kamara normal kişilere göre daha sığdır. Kornea ve iris arasında trabeküler ağın bulunduğu açı dardır. Yaşlandıkça da lensin büyümesine bağlı olarak bu açı daha da daralır ve GİB yükselir. Açı tamamen kapandığında ise akut glokom meydana gelir. Akut glokomda GİB aniden yükselir. Hasta çok ağrı hisseder, hatta bulantı ve kusma olabilir. Göz kızarır, kornea bulanıklaşır. Hasta ışık çevresinde haleler görür ve görme azalır. Bu, acil bir durumdur. Tedavi geciktirilirse görüş kaybedilir. Trabeküler ağ sıkarlaşarak hastalık kronik hale geçebilir ve bu durumun tedavisi daha da zordur.

Pigmenter glokom: Bir açık açılı glokom şeklidir. Erkeklerde daha sık görülür. Genellikle 20-30 yaşlarında başlar. Miyoplarda daha sıktır. Bu kişilerde iris lense yakın olup hareketi esnasında göze renk veren pigment aköze dökülür ve trabeküler ağı tıkar. Böylece GİB yükselir.

Eksfoliasyon sendromu: İleri yaşlarda bazı kişilerde lens üzerinde saç kepeği gibi bir materyal birikir. İrisin hareketiyle bu materyal yerinden ayrılarak pigmentle birlikte drenaj kanallarını tıkar.

Neovasküler glokom: Çok ağır bir glokom şeklidir. Gözün sinir tabakasında şeker hastalığına bağlı tutulum, damar tıkanıklığı veya herhangi bir şekilde beslenmesini engelleyen bir durum olduğunda iriste anormal damarlar gelişir ve bunlar ilerleyerek açıyı örterler.

Yaralanma sonrası oluşan glokom: Göze darbe alınması, kimyasal yanıklar veya delici yaralanmalar akut veya kronik glokoma yol açabilir. Sebebi genellikle drenaj sisteminin bozulmasıyla ilgilidir. Bu nedenle göz yaralanması geçiren kişilerin belli aralıklarla kontrolden geçmesi gerekir.

Konjenital glokom: Doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay içinde gözde belirgin bir büyüme, sulanma ve bulanıklaşma ile kendini belli eder. Erken cerrahi tedavi yapılmazsa körlükle sonlanır.

Çocuklarda görülen glokom: Bebeklerde görülen göz tansiyonudur. Bu hastalığı da ikiye ayırabiliriz: Bir doğuştan göz tansiyonlu bebek, ki bu bebeklerin doğduğunun ilk günü iri gözleri vardır ve gözlerinin renkli kısımları kocamandır. Saydam tabakanın su toplamasından dolayı; gözleri gri olarak gözükür. Işıktan rahatsız olur, şiddetli yaşarmaları olur. Bir de doğduktan sonraki zaman içerisinde bu hastalığa yakalananlar vardır. Bebekler anne karnındayken, (gözün içerisinde su imal edilmeye başlandığı dönemlerde), gözün sıvı çıkan filtre sistemi bir zarla kapalıdır. O zarın üzerinde doğuma doğru delikçikler oluşur. O delikçiklerden sıvı, dışarı çıkmaya başlar. Bebek anne karnında gelişimini tamamlarken, gözün sıvı çıkan filtre sistemi yeterince gelişmeyebilir ve göz tansiyonu teşekkül eder. En sık rastlananı doğuştan olandır. Bunların içinde de en tehlikeli grup gözünün rengi grimsi olmayıp, göz tansiyonu çok yüksek olmayıp da sadece gözleri iri olan bebeklerdir. Çünkü bu bebeklere teşhis geç konur. Bunun için ailelerin gözleri iri olan, ışığa bakamayan ve şiddetli yaşarmaları olan çocuklarını, mutlaka bir göz doktoruna götürmeleri gerekir. Bebeklerde görülen göz tansiyonu hastalığının tedavisi, gözün sıvı çıkış kanalları gelişmediği için, ameliyattır. Bebeklerin göz tansiyonunun tedavisi güçtür. Onun için ne kadar erken teşhis edilirse o kadar iyi.

Oküler Hipertansiyon : Bazı gözlerde ortalama değerlerin üstünde göz içi basıncı saptanabilir ancak görme alanında hasar saptanmaz. Diğer bir deyişle görme sinirleri normaldir. Bu olgularda göz içi basıncı yeterli derecede yükselmediği sürece tedavi gerekli değildir ancak sıkı bir şekilde takip edilmeleri gerekir.

Popularity: 1% [?]

RAHİMDE KÜÇÜLMEYEN KİST

2

Rahimdeki kist küçülmüyor, ameliyat şart mı?

Rahimde 6 aydır kist var. Bunun için Diane 35 kullanıyorum. Hiç küçülme olmadı. Son ilacımı alıyorum. Bu ay küçülme olmazsa doktorum kapalı ameliyat olmam gerektiğini söylemişti. Bu kapalı ameliyat nedir, nasıl yapılır? Bu ameliyattan sonra çocuğum olur mu?

CEVAP Kapalı ameliyat, karın cildine açılan bir santimlik 3 delikten sokulan aletlerle yapılan ameliyattır. Bu tip cerrahiye endoskopik cerrahi denilmektedir. Karna önce gaz verilerek şişirilir ve sonra bir ışık kaynağı ile iki tane de ameliyat yapmak için kullanılan alet karın içine sokulur. Bu şekilde karın içi net olarak bir ekranda görüntülenebilir. Yumurtalıktaki kist karına sokulan ince aletler yardımı ile ekranda görülerek kesilir. Bir torba içine alınıp o torba içinde kistin içi boşaltılarak deliklerden dışarı çıkarılabilecek şekle getirilir. Hastanede kalış süresi daha kısadır. Giderek kullanımı artmaktadır.

Hâlâ adet görmedim, neden?

13.5 yaşında bir genç kızım. Sorunum hâlâ adet görmemek. Benim yaşıtlarımın çoğu adet gördü. Bu durum beni psikolojik olarak etkiliyor. Annem genetik olduğunu iddia ediyor. Ama ben çok üzülüyorum. İleride çocuk sahibi olamayacak mıyım?

CEVAP Anneniz haklı da olabilir. İlk adet yaşı güney ülkelerde 9-10 yaşına kadar düşerken kuzey ülkelerinde 16-17’ye çıkabiliyor. Benim tavsiyem bir kadın doğum uzmanına muayene olmanız. Adet olmamanın genetik dışında da pek çok nedeni vardır. Hormonal nedenler, yapısal nedenler (Rahmin, yumurtalıkların gelişmemiş olması, kızlık zarının tam kapalı olması) ve kromozomal nedenler akla ilk gelenler. Zaten bu yaştaki her genç kız Avrupa ve Amerika’da (daha doğrusu gelişmiş ülkelerin hepsinde) mutlaka bir kadın doğum muayenesinden geçiyor. Bence ihmal etmeyin. Sevgiler.

Adet sırasında çektiğim ağrılar kesildi ama akıntı başladı

24 yaşındayım, 2 yaşında bir çocuğum var. Doğumdan sonra adetim çok ağrılı geçiyordu. Hastaneye gidip iğne yaptırıyordum. Bir kadın doğum doktoruna gittim ve bana ağrı kesici ile doğum kontrol hapı verdi. Yaklaşık iki aydır ilaçlarımı düzenli kullanıyorum ama sarı renkli, kokulu kaşıntılı bir akıntı başladı. Hiç kesilmiyor. Eşimle ilişkiye girmiyoruz. Bazen rahim bölgemde yaralar çıkıyor. Şimdi adet sırasında çektiğim ağrılarım yok ama akıntı hiç kesilmiyor.

CEVAP Sancılı adet için doktorunuzun verdiği doğum kontrol hapı bu sancıların azalması hatta geçmesi için çoğu kere yeterlidir. Başlangıçta kullanmanız için verdiği ağrı kesici hap ise ancak gerekli olursa kullanılmalı. Bahsettiğiniz akıntı şikayetinin bu ilaçlarla bir ilişkisinin olduğunu sanmıyorum. Herhalde bir enfeksiyon söz konusu. Bunun için tekrar doktorunuza başvurursanız gerekli testleri yapar ve uygun ilaçları size verir.

Gebelik sırasında ilk 4 hafta önemli. Çünkü bu dönemde annenin aldığı zararlı madde bebeği de etkilerse o gebelik sona erer. Eğer hamilelik devam ediyorsa büyük olasılıkla bebek etkilenmemiştir. Buna da hep veya hiç kanunu denir.

Smear testi yaptırmaktan korkuyorum

28 yaşındayım. Rahimde ağrı hissettiğim için doktora gitmiştim. Doktor bana smear testi uygulamıştı. Test sonucunda herhangi bir bulguya rastlamamıştı. Ancak son zamanlarda rahim ağzı kanserinden pek çok kadının hayatını kaybettiğini okudum. Daha önce doktorun yaptığı test sırasında çok acı çektiğim için test yaptırmaktan korkuyorum. Smear testi yapılmadan rahim ağzı kanseri testi yapan bir cihaz olduğunu okudum. Haberde cihazın 2 dakika içerisinde sonuç verdiği yazıyordu. Bu cihazla yapılan test sizce güvenilir mi? Bu cihazla test yaptırabilir miyim?

CEVAP Smear testi yapılması kesinlikle acı veren bir olay değildir ve 5-10 saniyelik bir iştir. Kesinlikle korkmanıza gerek yok gidip testinizi yaptırın. Bugün için rahim ağzı kanseri taraması için dünyada smear testinden daha kolay, ucuz ve güvenilir başka bir test yok. Her sene bu testi yaptırmanızı içtenlikle tavsiye ediyorum. Dünyada çok kullanılan bu smear testinin yerini tutabilecek pek çok metod zaman zaman gündeme gelmektedir. Ama bunların hiçbiri henüz smear testinin yerini dolduramamıştır. Siz doktor kontrollerine ve smear aldırmaya devam edin.

Bebeğim radyasyondan ne kadar etkilenmiştir?

37 yaşında, 2 çocuk annesiyim. Bir hastanede ortopedi bölümünde hemşire olarak çalışıyorum. Çalıştığım yerde skopi cihazı sık olarak kullanılıyor. Adetim 3 gün geciktiği için kan verip test yaptırdım. Ultrasonda 5 haftalık gebe olduğum görünüyor. Acaba skopi cihazının yaydığı radyasyon bebeğe ne gibi bir zarar vermiştir? Aldırmam gerekir mi? Eğer bebeği doğurursam engelli olma ihtimali var mı?

CEVAP Hemşire hanım, sorunuzu cevaplamak zor. Çünkü sizin ne kadar ışın aldığınızı bilmiyoruz ve sanırım bilemeyeceğiz de. Röntgen ışınlarının bebek üzerindeki kötü etkisini biliyorsunuz. Alınan ışın miktarı belirli seviyenin üzerine çıkması bebekte çeşitli bozuklukların görülme oranını artırıyor. Sizin için kesin olmayacak ama gebe kaldığınızdan itibaren günde kaç skopi çekildi ve siz bu çekimlerde ne kadar yakındaydınız gibi tahmini bir hesap çıkarıp hastanenin radyoloji uzmanı ile görüşmeniz belki yol gösterici olabilir. Şunu da ilave etmeliyim, gebeliğin ilk 4 haftasında anneyi etkileyen zararlı bir madde çocuğu da etkilemişse o gebelik devam etmez yani bebek düşer. Buna hep veya hiç kanunu deniyor. Gebelik devam ediyorsa çok büyük olasılıkla bebeğin o zararlı maddeden etkilenmediğini söyleyebiliriz.

Dünya üzerindeki pek çok kadın vajinal akıntı şikayetiyle kadın doğum uzmanlarına başvuruyor. Bu durum öyle çok abartılacak bir şey değil, tedavisi var. Ancak doğru ilacı bulmak ve gerektiği kadar tedaviyi uygulamak önem taşıyor.

Siğiller hiç geçmiyor sürekli çıkıyor

10 yıl önce Papylloma adlı bir virüs çıktı. Özellikle sıkıntılı ve stresli olduğum dönemlerde çıkıyor. Doktor “Vücuduna bir kere yerleşti, üzüntü ve sıkıntı bu şekilde kendini dışarı vuruyor” dedi. Hayatım boyunca çıkacağını da belirtti. Koterle yakıldı. Ben bu virüsten kurtulamayacak mıyım? Hiç zararı yok mu? Ya da iyileşmesi için krem kullanabilir miyim? Ne yapmam gerekiyor?

CEVAP Sizin de belirttiğiniz gibi dış genital organlarda siğil tarzında oluşumları yapan HPV virüsüdür. Bunun yüzden fazla tipi var ama bunların içinde bazıları (Düşük riskli grup) siğilleri oluştururken bazıları da rahim ağzı kanserine neden olabiliyor. Bunun tedavisinin mutlaka bir doktor kontrolünde yapılması gerekir. Ayrıca tedaviden sonra bu virüsten korunmak çok önemli. Virüsten korunmak için prezervatif kullanmak şart (Bu dahi korunmak için yüzde 100 yeterli olmayabiliyor). Mevcut siğillerin elektrokoter ile yakılması ve bazı kremlerin kullanılması (Antivirütik ve kemoterapatik ilaçlarla) ile tedavi sağlanabilir. Hastalığın tekrarlaması sizin de yeterli ölçüde kendinize özen göstermediğinizi gösterir. Bu konuda doktorunuzla görüşün.

Hamileyim, doktorum antibiyotik verdi kullanayım mı?

2 aylık hamileyim ve idrar yollarımda iltihap çıktı. Doktorum bir antibiyotik verdi. Sizce kullanmamın bir sakıncası var mı?

CEVAP Bu ilaç için gebelerde yapılmış geniş bir çalışma yok. Size ya da bebeğinize zararlı olacağını sanmıyorum ama doktorunuzla konuşun. Kullanılabilecek daha emin ilaçlar var.

Korunmamamıza rağmen çocuğumuz olmuyor, neden?

33 yaşında, evli ve 2 kız çocuğu olan bir kadınım. En küçük kızım 9 yaşında. Yaklaşık 2 yıldır korunmamamıza rağmen çocuğumuz olmuyor. Benim bildiğim herhangi bir hastalığımız yok ama hipotiroidim var. Ancak bebeğimin olmasına engel olur diye ilaç kullanmıyorum. Şu an tek isteğimiz çocuğumuzun olması. Bu konuda ne yapabiliriz?

CEVAP Sevgili okuyucumuz, vücudumuzda hormon salgılayan tüm bezler birbiri ile ilgilidir ve birbirinin çalışmasını etkileyebilir. Sizde gebeliğin olmayışının nedenini kesin bilemem. Ama tiroid bezinin fonksiyon bozuklukları pek çok şeyi, bu arada yumurtalıkları da etkileyerek gebe kalmamanıza neden olabilir. Doktorunuza başvurun. Gebe kalabilmek için hormonların normal çalışması lazım. Ayrıca gebe kalamamanıza neden olan belki başka problemler vardır.

Popularity: 1% [?]

NEDEN DÜŞÜK YAPIYORUM

0

Neden düşük yapıyorum?

32 yaşındayım. 2 aylık düşük yaptım. Bir süre sonra 1.5 aylıkken bir düşük daha yaptım. Bunun nedenleri ne olabilir?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Düşük nedenleri epey fazla. Erkekle ilgili olarak spermin kusurları olabilir, genetik bozukluklar olabilir. Sizde hormonal nedenler, rahmin yapısal bozuklukları, geçirilmiş veya halen mevcut olan bazı enfeksiyon, metabolizma hastalıkları gibi pek çok nedene bağlı düşükler görülebilir. Yeni bir gebeliğe başlamadan önce bunların araştırılması gerekiyor.

Mantardan Kurtulamıyorum, ne yapmam gerekiyor.

Altı ay önce CIN III çıktığı için serviks alındı. HPV 33 çıkmıştı. Şimdi bitmeyen mantar enfeksiyonum var. Çeşitli kremler kullandım ama düzelmiyor. Acaba ne yapmam gerekiyor? Vajinamı kaplayan bir beyaz tabaka nedir?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Tedaviden sonra en az bir yıl prezervatifsiz ilişkide bulunmamanız gerekir. Çünkü eşinizde (veya arkadaşınız) bu virüs halen vardır. Tedaviden sonra da sizde muhtemelen yine HPV bulunabilir. Bence tekrar smear aldırın. Bunun dışında vajindaki beyaz tabaka dediğiniz nedir? Neden oluyor gibi soruların cevabını görmeden verebilmek çok zor. Doktorunuzla tekrar konuşmanızda yarar var.

Kürtaj olmak zorundayım.

18 yaşındayım ve 6 haftalık hamileyim. Kürtaj yaptıracağım çünkü doğuramam. Çok istesem de imkansız. Kürtajdan korkuyorum, bünyem de zayıf. Sizce lokal anestezi mi yoksa genel anestezi mi yaptırmalıyım?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Kürtaj konusunda karar vermeden önce bence çok iyi düşünün… Pek çok hastanın çocuğunu aldırdıktan sonra ilerleyen yıllarında çocuğum olsun diye yıllarca uğraştıklarını, her kadın doğum hekimi görmüştür. Bu, her kürtaj olanın başına bir sorun gelecek demek tabii ki değil. Ama benim söylediğim de yaşanan, görülen bir olay. Eğer kürtaj olmaya kesin karar vereceksiniz, artık bu devirde lokalle bu iş pek yapılmıyor. Herhalde sizin doktorunuz da ufak bir anestezi verdirerek yapacaktır kürtajınızı.

Yumurtlamamda sorun varmış

24 yaşında bir kızım. Benim şikayetim el ve ayaklarımda ateş basmaları, yanmalar. Adetim bittikten 1 hafta sonra doktora gittim, test sonuçlarını size yolluyorum. Ultrason çekildi. Doktorum “Yumurtlamanda sorun var” dedi ve bana Diana 35 verdi. Henüz kullanmaya başlamadım. 6 ay boyunca adetimin ilk gününden itibaren 3 hafta kullanıp 1 hafta ara verecek şekilde kullanmam gerekiyormuş. Doktora “Bu ilaç kilo yapıyormuş” dediğimde bana “Aksine seni zayıflatacak çünkü karın çevresinde yağlanman var” Bir de benim her ay adetim düzenli olarak gününde geliyor ama çok sancı çekiyorum. Yumurtlamamdaki sorun sizce bundan dolayı olabilir mi?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Hormon değerleriniz normal. Doktorunuz yumurtlama sorunu var dediğine göre verdiği ilaç yumurtalıkların çalışmasını düzene sokacak. Büyük olasılıkla adet ağrıları duracaktır. Kilo aldırma konusuna gelince; özellikle pölikistik over’i olan hastalarda kalça ve bel çevresinde ciddi artış olmaktadır. Hormonların düzene sokulması ve biraz da hastanın diyet ve spor yapması, kilo vermeyi ciddi şekilde kolaylaştırmaktadır.

Bende ve eşimde HPV var

Bende ve eşimde HPV var. Her yıl düzenli olarak smear incelemesi içeren bir muayeneden geçiyorum. Bu virüsün rahim ağzı kanserinde etkili olduğunu duymuştum. Ancak benim merak ettiğim genital organlar dışında etkili olup olmadığı. Yani oral seks yoluyla bulaşma özelliği var mıdır?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – HPV genital organlar dışında anüste, ağız mukozasında, erkekte ise peniste kanser yapabilmektedir. Rahim ağzı kanserinde olduğu gibi diğer organlarda da belirli aralarla tarama yaparak kanser başlamadan yakalanması gibi bir metod henüz yok. “HPV bende ve eşimde var” diyorsunuz. Her HPV tipi kanser yapmıyor. Kanser yapanlar ülkemizde en çok 16-18 tipleri. İsterseniz HPV tipine baktırabilirsiniz.

İlaçları alayım mı, bırakayım mı?

21 yaşındayım. Adet düzenliği için doktora gittim. Bütün tahlililer yapıldı ve yumurtalıklarımda 5 mm’lik kist görüldü. Polikistik över denip Diana 35 isimli ilaç verildi. Yan etkileri oolunca doktor ilacı değiştirdi ama ben sürekli kilo alıyorum Ne yapmam gerektiğini bilemiyorum ama bu ilaçları kullanmak istemiyorum.

5 mm kist için bu ilaçları kullanmaya gerek var mı? İlaca devam edeyim mi yoksa bırakayım mı?

Prof.Dr. Derin KÖSEBAY – Doktorunuz size 5 mm’lik kist için değil, polikistik over tedavisi için o ilacı vermiştir. Polikistik over’de yumurtlama olmadığı için pek çok yumurta gelişmeye başlar ve yumurtalık yüzeyine kadar gelir fakat yırtılıp içindeki yumurtayı atamadığı için yumurtalık içinden pek çok kistler bulunur. Bu bozukluk kilo artışı, tüylerde artış, adet düzensizliği, gebe kalamama gibi durumların oluşmasına neden olur. Size verilen doğum kontrol ilacı yumurtalıkların düzenli çalışmasına yardımcı olmaktadır. Bu arada şeker metabolizmanızıda inceletin. Çoğu hastada kan şekerinin normal olmadığı görülmektedir. Bu tedavi epey uzun sürmektedir. Sizin mutlaka kilo sorununuzu halletmeniz gerekiyor. Kesinlikle zayıflamalısınız. Diyet yapın, spor yapın ama mutlaka kilo vermeye çalışın ve doktor tavsiyelerine uyun.

Popularity: 1% [?]

Gut Hastalığı İçin Beslenme Önerileri

0

GUT HASTALIĞI İÇİN “SADECE ETi KISMAK” YETMEZ.

54 yaşındayım, gut hastasıyım. Doktorum ilaç kullanmadan önce perhiz yapmamı önerdi. Proteinli besinleri ve eti azalttım, biraz da fazla kilom var. Haftada 3 – 4 gün 45 dakika yürüyorum, bol su içiyorum. Haftada 3 – 4 kadeh rakı içerdim ama tamamen bıraktım. Tatlı genelde sevmem, ama tam olarak neler yemem gerektiği konusunda emin değilim. Bilgilendirirseniz müteşekkir olurum.  Ahmet S. -  Kütahya

Gut daha çok 40 yaş üstündeki – genellikle  – şişman erkeklerde, alkol ve protein tüketimi fazla olan bireylerde görülür. Gut vücudumuzdaki ürik asit fazlalığından oluşur. Hastalığın gelişmesinde kırmızı et ve hayvansal proteinin aşırı tüketiminin etkisi var, ama tedavide bazı bitkisel kaynaklı besinler de sınırlanmak zorunda. Bol su içmeye lütfen devam edin, ürat kristallerini atmak için önemli, yürüyüş ve kilo verme de tedaviye olumlu etki yapar. 

SINIRLI TÜKETİN
(Aşağıda önerilen besinlerden her gün SADECE BİRİ tüketilmelidir. Liste dışında kalan sebzeler rahatça tüketilebilir.)

(Günde sadece 1 seçim)
Yağsız dana eti, tavuk
veya hindi, balık   2 köfte kadar
Kuru baklagiller   8 çorba kaşığı
Karnabahar, ıspanak,
pazı, brokoli, brüksel 
lahanası, semizotu  8 çorba kaşığı
Bezelye, kuşkonmaz veya
veya mantar   4 çorba kaşığı
Bulgur     8 çorba kaşığı

YEMEYİN!
-Tam yağlı süt, yağlı et suları ve bunlarla yapılmış yemekler (az yağlı / yağsız tüketilebilir)
-Sakatatlar (karaciğer, böbrek, dalak, işkembe, dil, beyin, kokoreç)
-Sucuk, pastırma, sosis, salam
-Alkollü içecekler
-Havyar, midye, kalamar, istakoz, ançuez, sardalya
-Leblebi, kuruyemişler
-Tam yağlı peynirler (az yağlı / yağsız tüketilebilir.)
-Yağda kızartılmış, kavrulmuş, sos eklenmiş yemekler
-Kepekli, çavdarlı, yulaflı ekmekler, krakerler (beyaz ekmek ve mısır ekmeği yenebilir.)
-Hamur işi, börek, çörek, pasta, kurabiye, kek (yağsız sütten tatlı veya meyveli tatlı tercih edilebilir.)
-Kaymak, krema, mayonez
-Hayvansal yağlar (tereyağı, kuyruk yağ)
-Av etleri  (Kaz, ördek, keklik, bıldırcın, tavşan)

Popularity: 1% [?]

Dr. Kubilay İle Diyet

0

Öğün atlamayın, programlı form tutun.

Şişmanlamak için artık çok neden var. Ama sağlıklı kilo vermenin ve kiloyu korumanın da bir çok yolu bulunuyor. Önemli olan, sağlığı koruyan yemek perogramlarına sonuna kadar bağlı kalmak.
DR. GÜRKAN KUBİLAY İLE DİYET

Dr. Gürkan Kubilay, öğün atlamanın kilo verme konusunda sanılanın aksine, yarar yerine, büyük zarar verdiğini belirtiyor.

Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme, stres, ulaşım ve iletişim olanaklarının fazlalığı sayesinde birçok işi az enerji sarfederek yapabilme ve büyük şehirlerde yürüyüş ya da spor alanlarının gittikçe azalması…

Anlayacağınız, şişmanlamak için o kadar çok neden var ki! Bu konuda çok bilinçli olunması gerektiğini artık hemen hemen herkes biliyor. Çünkü dünyada bir obezite salgını var ve kilolu insanların sayısı gün geçtikçe artıyor. Sadece kepek ekmek yiyerek, çaya ya da kahveye şeker atmayarak veya yağlı yiyeceklerden uzak durarak zayıflanamayacağı apaçık ortada… Bu nedenle bilinçli olunmalı, en önemlisi uygun bir diyet programı belirlenmeli ve mutlaka spor yapılmalı…

Spor demişken, akla ağırlıkların altında ezilmek ya da deli gibi koşmak gelmesin. Çünkü İç Hastalıkları Uzmanı Dr.Gürkan Kubilay, ileride de yapabilecek miktarda ya da tempoda sporun kişiye fayda sağlayacağını belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “insanlar boş bir dönemleri olduğunda, zayıflamak için deli gibi spor yaparlar. Ama şu çok önemlidir. Daha sonra yapamayacağı düzeyde sporu asla yapmayın. Çünkü vücut sizden, başladığınız bir şeyin devamını istiyor. Yani sizin ortalama haftanın dört günü 40’ar dakika boş vaktiniz varsa, o sürede spor yapın. Yoksa gaza gelerek, bir aylığına ya da iki aylığına deli gibi tenis oynamanız, yüzmeniz veya bisiklete binmeniz, metabolizmayı o kadar yüksek seviyeye çeker ki, bir süre sonra size “lütfen hep devam et” der. Ama siz daha sonraki dönemde devam edemediğiniz için sorunlar ortaya çıkar. Dolayısıyla, spordaki en önemli kural; hayatınız boyunca yapabileceğiniz ortalama bir düzende spor yapmanızdır. Kendi kapasitenizin çok üstünde yaptığınız spor, daha sonra zarar verir. Bırakılacak spor, yapılmayacak spordur. Dünya Sağlık Örgütünün son çalışmaları şunu gösteriyor: Günde 12 dakikalık ve haftada 84 dakikalık bir yürüyüş bile metabolizmaya destek sağlıyor.”

ZAYIFLAMA SEKTÖRÜNÜN ETKİSİ!

İnsanların şişmanlamalarının temel nedeninin tahmin edildiği gibi çok yemek ya da öğün atlamak olmadığını belirten Dr.Gürkan Kubilay, asıl nedenin zayıflama sektörü olduğunu söylüyor. Çünkü insanlar zayıflama sektörünün sunduğu şeylerin yanlış yada doğru olduğuna karar verme gücüne sahip değil. Televizyonda zayıflama ürünleriyle ilgili tanıtımlarda; “… ay…. ürünü kullanırsanız… kilo zayıflarsınız” veya “sizi tok tutar ve bundan sonra hayatta kilo almazsınız” şeklinde sözlerin sarfedildiğini belirten Dr. Gürkan Kubilay, bunların boş vaatler olduğunu ve yapılması gerekenin doğru insanlardan doğru mesajları almak olduğunu ifade ediyor. Doğru kişilerden yardım almanın rahatsızlıkları gidermek konusunda ilk kural olduğuna vurgu yapan Dr. Kubilay, ikinci kuralın ise yiyeceklerin başkalarıyla paylaşılması olduğunu söylüyor. Çünkü bu şekilde yiyeceğiniz yemek miktarı azalıyor ve buda kilonuzun kontrolünü kolaylaştırıyor. Rahatsızlıkları gidermedeki son kural da inanç… Başarılmayacak hiçbir iş yoktur!

Kilo ile ağırlığın ayrı şeyler olduğunu ve bunların çoğu kez birbirlerine karıştırıldığını ifade eden Dr.GürkanKubilay, vücutta ki yağ oranının bu noktada belirleyici olduğunu vurguluyor. Yani bir insanı başkasının gözünde şişman gösteren şey vücudundaki yağ miktarıdır. Dr. Kubilay, kas oranı ile kemik ağırlığı fazla, boyu da uzun olan bir insana, kilosu 100 civarında bile olsa, şişman denilemeyeceğini belirtiyor. Dünyada çok sık kullanılan beş çeşit diyetin varlığına işaret eden Dr. Kubilay, bunları şu şekilde sıralıyor:

İlki, az yağlı yemek… Yani yağı azaltan diyetler… Bu diyetlerde, kullanılan yağın miktarı azaltılıyor, ikincisi, karbonhidratları azaltan diyetlerdir. Bunlarda pastalar, börekler, pilavlar ve makarnalar gibi yiyecekler azaltılır. Üçüncüsü, glisemik indeks ile ilgili olan diyettir. Sizin her yediğiniz yemek öncelikle vücuttaki kan şekerini yükseltiyor. Bazı yiyecekler yenildikten sonra kan şekerini daha yavaş yükseltiyorlar. Bu iyi bir şey… Çünkü kan şekeriniz ne kadar yavaş yükselirse, o kadar yavaş acıkırsınız. Dördüncü diyet çeşidi, eksiltme diyetidir. Bu çok kullanılan bir diyettir. Her yiyecek belli miktarda azaltıyor. Şunu belirtmek lazım… Mesela denir ya ekmeği kestim’… Hayır, her şeyi almak zorundasınız. Yağ da almak gerekiyor. Çünkü hepsi vücutta bir yapı taşıdır. Beşincisi ise grup tedavisidir. Bu benim de sevdiğim bir yöntemdir.”

Popularity: 1% [?]

Sıçrayarak Zayıflama

2

Pek çok kişi 10 ay hareketsiz kalıp bahar gelirken ağır spor yapmaya başlıyor. Bunun sonucunda da sakatlıklar, hastalıklar ortaya çıkabiliyor. Spor, özellikle ağır spor genç ve profesyoneller içindir. Fazla kiloluların hele genç değillerse ağır spor yapmaları çok sakıncalıdır. Bu nedenle düzenli egzersiz öneriyoruz.
SIÇRAYARAK ZAYIFLAMA YÖNTEMİ

Düzenli egzersiz sadece kilo kaybını kolaylaştırmak veya vücudun şekillenmesine yardımcı olmak için değil, kas kitlesini korumak, şeker hastalığından selülite kadar tıbbi ve estetik pek çok duruma yardımcı olmak için de önemli. Hatta son yıllarda düzenli egzersizin kansere karşı korunmayı güçlendirdiği de ortaya kondu..

Egzersiz deyip geçme

Yürüyüş, yüzme, pilates, yoga, trekking (doğada yapılan hafif engelli de olan tempolu yürüyüşler), pinpon, voleybol, basketbol, squash, dalış, kayak, yürüyüş bantı gibi kendinizi aşırı zorlamayacağınız ama ter de atacağınız egzersizler. Egzersize yeni başlayacaklar için önerim yürüyüş ve yüzme. Çünkü genel yağ yakıcı egzersizlerin en başında bu ikisi geliyor.

Koşu ise, kiloluların pek tercih etmemesi gereken bir spor. Son dönemde vücudun şekillenmesine çok yardımcı olan hem de stres atan ve neredeyse tüm kasları birden çalıştıran, sıçramalı sporlar ise, yeni yeni dikkat çekiyor ve bazı merkezlerde çok moda olmaya başladı. Bunlar tramplenle atlama ve ip atlama.
Dr. Ender SARAÇ - Sıçrayarak Zayıflama

Sıçramak özellikle boy uzamasının önemli olduğu buluğ çağındaki gençler için yararlı. Bunun yanında protein ve çinko alımı da önem taşıyor. Sıçranarak yapılan sporlara voleybol, basketbol, ip atlama, trampleni örnek gösterebiliriz. Çok ileri yaşta olanların kemik erimesi ve buna bağlı kırık riski, bel ve boyun fıtığı olanların bu sporu yapmasını önermem.

Bir zamanlar pilatesin boy uzattığına dair haberler okumuştunuz. Aslında pilates boy uzatmıyor, postürü düzeltiyor ve kas uzunluğuna yardımcı olarak daha dik durmanızı sağlıyor. Böylece duruş bozukluğuna bağlı olarak birkaç santime kadar kısa görünen boyunuzu uzatıyor.

Spora başlamadan

- Spora başlamadan bir vücut bileşenleri analizi yaptırın. Ne kadar kas, ne kadar mineral, ne kadar yağ, hücre içi ve hücre dışı sıvınız var, öğrenin. Kısaca vücudun bütün bileşenlerini öğrenirsiniz. Aynı zamanda kasların ve yağların vücuttaki dağılımını da gösterir. İşte o zaman neresi üzerine daha ağırlıklı çalışılması gerekiyorsa buna yönelik egzersiz planı gündeme gelir.

- Gerekirse bir kan tahlili yapılmalı, kansızlık, demir eksikliği, protein eksikliği, vitamin eksikliği gibi durumlar tedavi edilmeli, sonra egzersize başlanmalı.

- Doğru kıyafet ve ayakkabı seçimi önemli. Spor yaparken biraz terlenmeli ve vücut ısısı artmalı. Terlemek için bazı kişiler naylon ve hava geçirmeyen eşofmanlar kullanıyor. Bu tür terletici eşofmanlar yararlı olabilir ama mutlaka terin emilmesi için içinize giyeceğiniz tişörtünüz pamuklu olsun. Ayakkabı da ortopedik olmasa bile ayak tabanı için rahat ve sağlıklı yapıda olmalı. Tüm sporlarda giyilecek ayakkabılar farklıdır. Yapacağınız egzersize göre ayakkabınızı seçin. Isıyı dengeleyen ve terletmeyenler daha sağlıklıdır, unutmayın!

Bir taşla iki kuş vurmak

Spordan 30-45 dakika önce L-Carnitin içeren bir preparat alırsanız kaslar daha çok oksijen ve kalori tüketir, kalori harcamış olursunuz. Bazıları ‘L-Carnitin alırsanız yağlar kasa dönüşür’ der. Bu tıbben mümkün değil. Yağları kasa dönüştürmez ama daha çok yağ yakarak kas kitlesini daha çok korur. Aynı miktarda ve türde sporu yaparak daha çok randıman alırsınız.

Ne tok olun ne de aç

 - Egzersiz yaparsanız o zaman vücut sadece yağı değil, sonrasında yetersiz gıda aldığı için kaslarını da yakmaya başlar. Bu sefer de vücutta bir pörsüme, gevşeme görülür. Egzersiz yaparken az yağlı proteinleri mutlaka artırın.

- Aç karnına spor yapıyorsanız, kan şekeriniz, hatta tansiyonunuz da düşebilir. Fazla sıvı ve mineral kaybına, şeker kaybına bağlı olarak halsizleşebilir, hatta düşüp baygınlık bile geçirebilirsiniz. Bu nedenle spordan hemen önce değil ama 45 dakika ile 1 saat önce hafif bir öğün yapmakta fayda var.

 - Tok karnına yani mideniz çok doluyken egzersiz yaparsanız, hele bir de ağır spora yönelirseniz bu sefer de kalbi zorlamış olursunuz. Böyle bir hata hele ani ısı değişikliklerinde hayatınıza bile mal olabilir.

Doğru beslenin (Seçenekli olarak tüketebilirsiniz)

Spora başlamadan 1 saat önce

1) 1 büyük bardak yağsız süt. İçerisine bir ölçek piyasada satılan protein veya soya tozları.
2) Katı olarak haşlanmış lop yumurtanın beyazları (2 adet).
3) Bir kase light yoğurt.
4) 100-150 gram civarı light ton balığı.
5) 4 parmak taze dil peyniri.
6) Bir büyük bardak light kefir.
7) 100-150 gram civarı haşlanmış tavuk gibi protein değeri yüksek ama yağ değeri düşük besinler.

Spordan sonra

Duşunuzu alıp giyindikten sonra aşağıda önereceğim öğünlerden birini tüketebilirsiniz:

1) 1 porsiyon kepekli ya da tam buğday unundan yapılmış az sıvı yağlı makarna ve 1 porsiyon ızgara sebze.
2) 4-5 kaşık bulgur ve bir porsiyon sebze sote.
3) 5 kaşık yeşil mercimek 2 ince dilim buğday ekmeği.
4) 5 kaşık nohut ve 4-5 kaşık kabuklu pirinçten az sıvı yağlı pirinç.
5) 1 kase sebze çorbası ve 2 ince dilim çavdar ekmeği, 1 porsiyon yeşil salata 1 porsiyon az yağlı havuçsuz sebze yemeği.

Popularity: 1% [?]

Page 1 of 3123
sayaç
Go to Top