İBRAHİM SARAÇOĞLU DUT KURUSU KÜRÜ

0

İBRAHİM SARAÇOĞLU BEYAZ DUT KURUSU KÜRÜ

Egzama İçin Kür

HAZIRLANIŞI:

Bir çelik tencereya yarım litre su koyarak kaynatın. Kaynadıktan sonra içine bir avuç kadar beyaz dut kurusu atın ve 7 dakika daha kısık ateşte kaynatın.

UYGULANIŞI:

Karışımımız kaynadıktan sonra biraz tenceredeki suyun sıcaklığı ılıkdan biraz sıcak olacak şekilde (elinizi yakmayacak) egzamalı olan elinizi tencerinin içine sokarak en az 10 dk. etki ettirecek şekilde bekletin. (En az 10 dk. elinizi tencerenin içinde bekletin). Elinizi çıkarttıktan sonra en az bir saat elinizi yıkamayın. Daha sonra elinizi sadece su ile durulayın.

UYARI : Bu uygulamayı haftada 3 kez yapın. Karışımı her defasında taze olarak hazırlamak gerekir.

“Domateste bulunan;
5-HYDROXYTRYPTAMINE, ACETONE, ALPHA-OXOGLUTARIC-ACID, ALPHA-PINENE, AUROXANTHIN, BENZYL-ALCOHOL, BUTANOL-2-ON-3, CINNAMALDEHYDE, CITRAL, DAMASCENONE, FARNESAL, LYCOPHYLL, METHYL-SALICYLATE, NESTIGOGENIN, PHENYL-2-ETHANOL, PIPECOLIC-ACID, TRANS-ACONITIC-ACID,
etkin maddeleri egzamayı azdıran etkin maddelerdir. Özellikle farnesal, lycophyll ve pipecolik asit etkin maddelerinin aynı anda domateste bulunması, egzamayı tetiklemektedir. Eğer, egzama ve liken şikayetiniz var ise, domates tüketiminden uzak durunuz. Egzema hastaları, domatesi tükettikten birkaç saat sonra egzama şikayetlerinin artış gösterdiğini hayretle gözleyebilirler. Yukarıda belirtmiş olduğum etkin maddeler tek başlarına fonksiyonel değildirler. Yukarıda belirtmiş olduğum etkin maddelerin tamamını bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. ”

Popularity: 1% [?]

ANORMAL VAJİNAL AKINTI NEDİR

0

ANORMAL VAJİNAL AKINTI NEDİR?

Sağlıklı vajinal akıntılar, yeterli miktarda Lactobacillus bacterium – “İyi Bakteri” içerir. Lactobacillus normal vajinada gelişir ve ekzojen patojenik mikroorganizmaların vajinal ve intestinal kolonizasyonuna karşı önemli bir mikrobiyal savunma sağlayarak microfloranın istikrarında önemli bir rol oynadığına inanılır. Bu Lactobacillus vajinal salgının asidite parametrelerini sağlıklı aralıkta tutar. Devam eden düzensiz asidite parametreleri, bu doğal koruma sisteminin bozulduğunu ve bunu düzeltecek yöntemlerin göz önüne alınması gerektiğini gösterir.

Anormal Vajinal Akıntı :

Anormal vajinal akıntı, üç ana semptom ile karakterize edilebilecek çok sık rastlanan bir olgudur: aşırı akıntı, akıntı renginde değişme ya da akıntının kokusunda değişme. Anormal vajinal akıntıya çoğunlukla aşağıdaki durumlardan biri neden olur:
*Candida – Candidiasis, Candida mantarında büyüme olduğu zaman ortaya çıkan, sık rastlanan bir mantar enfeksiyonudur. Candida çoğunlukla, OTC mantar ilaçlarıyla tedavi edilir.
*Bacterial Vaginosis (BV) – BV, vajinal enfeksiyonun en sık rastlanan şeklidir. BV bir bakteriyel enfeksiyondur ve antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.
*Trichomonas – Trichomoniasis genelde 16-35 yaş arası kadınları etkileyen, en sık rastlanan cinsel yolla bulaşan hastalıklardan biridir. Trichomonas genelde, BV’yi tedavi etmek için kullanılan antibiyotiklerle tedavi edilir.
*Karışık Vajinal Enfeksiyon – Vakaların %20’sinden fazlasında görülür ve Candida semptomları diğer semptomları gölgelediğinden, fark etmesi çok zordur.
*Geçici Tahriş – Anormal vajinal akıntı, geçici tahrişe bir cevap olarak da ortaya çıkabilir. Bu tahriş bazı yemek çeşitlerinden, ilaçlardan, kıyafetlerden ya da kişisel hijyen ürünlerinden kaynaklanıyor olabilir. Birleşik Devletlerdeki araştırma merkezleri; çoğu geçici tahrişin alerjik olmadığını, tedaviye ihtiyaç duymadığını ve zamanla kendi kendilerine iyileştiklerini göstermiştir.

Anormal Vajinal Akıntı Sınıflandırması
Çoğu geçici tahrişin ve sık rastlanan vajinal enfeksiyonların ve hastalıkların semptomları benzerdir ve anormal vajinal akıntı, kaşıntı, tahriş ve ağrıyı içerir. Anormal akıntı yaşayan hastalar; kendi kendine iyileşme için beklemek, yeast (Candida) için bir OTC tedavisi denemek ya da doğrudan doktorlarına danışmak arasında bir karar vermelerine yardımcı olacak hiçbir araca sahip değiller.
Kesin tanı, bir doktor tarafından alınmış numunelerin laboratuarda test edilmesini gerektirir. Çoğu kadın bu prosedürü aşırı derecede rahatsız edici ve utanç verici bulmaktadır ve bir alternatif bulduğu anda bu işlemden kaçınmaktadır. Günümüzde, anormal vajinal akıntı yaşayan çoğu kadın, bir muayene görmeden kendi evlerinin mahremiyetinde bir Candida OTC tedavisi deniyor ve jinekologlarını yalnızca OTC tedavisi işe yaramazsa ziyaret ediyorlar. Bugün Candida OTC tedavilerinin %40’ı Candida’sı olmayan hastalar tarafından alınıyor ve hastaların zamanını ve parasını harcıyor.
Bir doktora başvurmaktaki tüm bu gecikmeler ya da kendi kendine teşhis sonrası kendi kendine tedavi denemeleri sırasında kadınlar doğru yolu seçip seçmedikleri konusundaki belirsizlikten rahatsızlık duyuyorlar.

Vi-Sense Nedir?

VI-SENSE Kiti, anormal vajinal akıntı durumlarıyla ilgili kararları kolaylaştırmak için tasarlanmış devrim niteliğinde bir testtir. Rahat bir günlük pedden oluşan ürün, sonuçların yorumlanması için renk belirlemesini kullanan basit bir sınıflandırma aracı sunuyor:

Mavi bir leke; BV ya da Trichomonas ihtimaline işaret eder ve bu enfeksiyonlar yalnızca reçeteli ilaçlar tarafından tedavi edilebileceğinden, hastayı bir doktora danışması için yönlendirir. Doktora pozitif test sonucunu bildirmek, yanlış teşhis ihtimalini %40 ila %10 azaltabilir.
Sarı bir leke; BV ya da Trichomonas ihtimalinin çok düşük olduğunu gösterir ve mantar ve tahriş ilaçları semptomlarınızı iyileştirdiğinde, başka bir tedaviye gerek kalmaz.Vi-Sense

VI-SENSE’ i ne zaman kullanmalı?
VI-SENSE, vajinal akıntınız anormalse (aşırı miktarda akıntı, vajinal tahriş ya da akıntıda hoş olmayan koku olduğunda) kullanılmalıdır.
Şu durumlarda test uygulanabilir:
(1)Hastaneye herhangi bir ziyaretten önce – doktorunuza ilk adımda bilgi sağlamak için.
(2)Kendi kendinize bir OTC tedavisi denemeden önce.
(3)Candida tedavisi sonrasında, anormal akıntınızın tek sebebinin Candida olduğundan emin olmak için.

VI-SENSE Tüm eczanelerden temin edilebilir.

Popularity: 1% [?]

KIŞIN BAKIMLI SAÇLAR İÇİN İPUÇLARI

0

Kış Aylarında Cilt Sağlığını Korumak İçin Altın Öneriler

Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte cilt rahatsızlıklarının görülme sıklığı da artıyor. Rüzgâr, düşük nem oranı, kirli hava ve kapalı ortamlarda daha uzun süre vakit geçirme zorunluluğu gibi etkenler sivilcelerin, sedef, egzama gibi bazı cilt hastalıklarının artmasına sebep oluyor. Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın, “Kış aylarında sağlıklı bir cilt için yapılması gerekenler” hakkında bilgi verdi

“Cildimiz her an dış dünyayla irtibat halinde olduğundan fiziksel etkenlerden ciddi oranda etkileniyor. Özellikle kış mevsiminde cilt sağlığını tehdit eden faktörler çoğalır. Kışın soğuk ve kuru hava, düşük nem, rüzgâr, kirli hava ve asit yağmurlarına özellikle dikkat edilmesi gerekir. Bu doğal etkenlerin yanı sıra kışın gelmesiyle birlikte kapalı ortamlarda geçirilen zamanın artması da cilt sağlığını olumsuz etkiler. Melatoin hormonunun güneşsiz ortamlarda daha fazla salgılanması insanların kış aylarını daha stresli ve depresyona eğilimli geçirmelerine yol açar. Bu faktörlerin birleşmesi; akne (sivilce) ve egzama gibi cilt hastalıklarının görülmesinin yanı sıra stresle tetiklenen sedef, vitiligo gibi önemli deri hastalıklarının da artmasına sebep olur.


Kış aylarında bakımlı saçlar için ipuçları:

Saçlarınız ıslakken dışarı çıkmayın
Sokağa çıkarken bere ya da şapka kullanmak saçlarınızı kuru ve kirli havadan korunmasına yardımcı olur. Saçlarınızı nemlendirmede ve daha volümlü görünmesinde sıcak değil, ılık suyla yıkamanın faydası vardır. Ilık su nemi saçlara hapseder ve saçlara fazladan parlaklık katar..
Fön makinesi ve saç düzleştirici gibi saç şekillendirici aletleri kullanmayı azaltın.

Kış ayları saç dökülmelerinin de yoğun olarak görüldüğü bir dönemdir. Yaz mevsiminden kışa geçişte melatonin ve seratonin hormonlarının azalmasıyla çok sayıda insanda ruhsal olarak hafif de olsa depresif duygular oluşabilir. Saç sağlığımız ruh sağlığımızdan birebir etkilendiği için saç dökülmeleri de bu mevsimde artar. Tarama işlemi sırasında tutam tutam saç dökülmesi görülüyorsa mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalıdır.

Dudaklarımız da soğuk havanın etkisi ile kurup çatlayabilir. O nedenle dudakların gün içerisinde sık sık nemlendirilmesi gerekir. Bu nemlendirme basit bir vazelin veya yanınızda taşıyabileceğiniz dudak koruyucular ile olabilir.

Genç bir cilt için kış mevsimini değerlendirin

Kış mevsimi yoğun güneşin olmaması nedeniyle cildinize kimyasal peeling, lazer ile cilt gençleştirme gibi işlemlerin rahatlıkla yapılabileceği bir dönemdir.

Kimyasal peeling uygulamaları; deriyi canlandırmak, gençleştirmek, görünüşünü iyileştirmek için bazı kimyasal solüsyonların uygulamasıdır. Bu tedavide deriye, yüzeyel tabakaların ayrılmasına ve soyulmasına neden olan kimyasal bir asit uygulanır. Bu uygulanan meyve asitleri başta olmak üzere çok sayıda peeling solüsyonu, derinin altında yalancı bir yanık alarmı olarak algılanarak deri altında yeniden bir yapılanma ve onarım başlatır. Bu yeniden onarım sayesinde cilt daha canlı, diri, genç ve sıkı bir hal alır ve sonuçlar kalıcıdır. Uygulanan solüsyon, derinin üst yüzeyinde de var olan sivilce, siyah noktalar, sivilcelerin oluşturduğu izler, küçük çukurcuklar, güneş, yanık ve yaşa bağlı oluşan kırışıklıklar, güneş yaş ve gebelik nedeniyle ortaya çıkan lekeler, çiller, kanser potansiyeli taşıyan kabuklu deriden kabarık lezyonların düzelmesinde ve iyileşmesinde etkindir.
Lazerle cilt gençleştirme ise; cildin genç kalması ve yaşlanma izlerinin giderilmesi için uygulanan en son teknolojik yöntemdir. Cilt gençleştirme ya da “rejuvanation” olarak da adlandırılan bu yöntemle cilde verilen lazer ışığı ile cerrahi hiçbir işelm uygulanmadan cilt altı hücrelerinin, yeni kollejen ve elastin lifleri üretmesi hızlandırılır. Böylece verilen lazer enerjisiyle kırışıklıklar azalıp yok, olurken ciltte belirgin gerginleşme ve dirileşme hissedilir.

Kış aylarında nemlendiricilerinizi değiştirin!

Yaz mevsiminde yağsız ve su bazlı nemlendiriciler kullanılması daha uygun iken ; kış aylarında daha yoğun ve yağlı nemlendiriciler kuruyan cildimizi korumada daha faydalı olacaktır.

Soğuk havanın sebep olduğu cilt kuruluğu cildin yaşlanma sürecini de kolaylaştırır.

Yaşlılar, çocuklar ve derisi kuru olanlar kış mevsiminden en çok etkilenen grubu oluşturuyor. Bu aylarda havadaki nem azalırken kalorifer, soba ve klima gibi cihazlar nem oranını daha da aşağıya çekiyor. Bu aşamada deri kuruluğuna bağlı gelişen veya şiddetlenen deri hastalıklarının önlenmesinde nemlendiricilerin kullanılması büyük önem taşıyor. Cilt temizliğinde de ;cildin PH değerine uygun nemlendiricili tıbbî temizlik ürünleri kullanılmalıdır. El temizliği için kullanılan sabunların, yüz temizliği için kullanılması son derece yanlıştır. Çünkü el derisi, yüze oranla daha kalındır, bu yüzden cilt tipinize uygun temizleyicilerin kullanılması uygun olacaktır. Günde birkaç kez duş almak, sık sabun kullanmak cilt kuruluğunu artıran faktörlerdir. Özellikle çok sık duş alan kişiler, cilt bakımlarını ihmal etmeyerek, banyodan sonra mutlaka nemlendirici kullanmalıdırlar. Ayrıca cildin yağlı olması, nemle karıştırılmamalıdır; yağlı cilde sahip kişiler de kış aylarında nemlendirici kullanmalıdırlar.

Popularity: 1% [?]

BEBEKLERİNİZİ BU GIDALARDAN UZAK TUTUN

0
ÜCRETSİZ Yeni Dönem Doğuma Hazırlık Kursları

Memorial Doğuma Hazırlık Kursu’nda gebeliğin oluşumundan, hamilelik süresince dikkat edilmesi gereken hususlara, gebelikte vücutta oluşacak değişiklikler, doğum süreci ve hamilelik sonrası anne-bebek sağlığına kadar bilinmesi gereken tüm konular, uzman hekimler tarafından anlatılacaktır.

Başlangıç tarihi: 27 Kasım 2008 Her Perşembe
Saat: 18.30 – 20.30
Yer: Memorial Hastanesi Konferans Salonu
Bilgi ve Kayıt: 444 7 888
Katılım Ücretsizdir.

DOĞUMA HAZIRLIK KURSU 2008ÜCRETSİZ DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

27.11.2008
Gebelik oluşumu, fizyolojisi ve gebelikte sık karşılaşılan sorunlar Op. Dr. Altuğ Semi
Gebelikte beslenme Dyt. Yeşim Çelik
Gebelikte ağız ve diş sağlığı  Uz. Dt. Emek Kurtoğlu

04.12.2008
Gebelikte postür, yürüyüş Uz. Dr. Rıza Nejat Azeri
Gebelik egzersizleri Fzt. Muhammed Atayi
Anne karnındaki bebeğin, gelişimi, takibi, bebeğe yapılabilecek tetkikler  Op. Dr. Cihangir Yılanlıoğlu

18.12.2008
İdeal doğum şekli var mıdır? Op. Dr. Figen Taşer Güney
Ağrısız doğum Uz. Dr. Nerime Soybir
Gebelikte cilt hastalıkları Uz. Dr. Zerrin Baysal

25.12.2008
Gebelik ve sonrasında ortaya çıkan psikolojik problemler Uz. Dr. Cem Hızlan
Bebek Bakımı İle ilgili Pratik Bilgiler Eğit. Hem. Melek Aydın
Sağlıklı ebeveyn ve çocuk ilişkisi Uz. Dr. Leyla Alkaş

08.01.2008
Bebeğin beslenmesi, anne sütünün önemi Uz.Dr. Hülya Caner
Yenidoğan sağlığı ve hastalığı Uz. Dr. Ercan Tutak
İlk günlerden sonrası-Bebeklikten çocukluğa gelişim Uz. Dr. Özlem Okutan

www.xprodoksit.com

| Yorum Ekleyin | 17.12.2008 | Bebegim  | Kalıcı Link | Arkadaşına Gönder
BEBEKLERİNİZİ BU GIDALARDAN UZAK TUTUN

1 Yaşına Kadar Bebeğinizi Bu Gıdalardan Uzak Tutun

Ataşehir Memorial Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. ÖzlenKaya Çardak,Bebeklere 1 yaşına kadar yedirilmemesi gereken gıdalar ve bebeklerin sağlıklı beslenmesi için dikkat edilmesi gereken noktalar” hakkında bilgi verdi.

Bebeklerde ve çocuklarda beslenmenin temel amacı, uygun büyüme ve gelişmenin sağlanması ve besin eksikliği durumunun engellenmesidir. Büyümenin ve beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-2 yaş arası dönem, beslenmenin en önemli olduğu zamanlardır.BEBEKLERİNİZİ BU GIDALARDAN UZAK TUTUN

0-2 yaş arasında dengeli bir beslenme ile birçok akut ve kronik hastalıklar önlenebilir ya da hafif geçirilir.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, bebeklerin 1 yaşına kadar yememesi gereken bazı gıdalar şöyle sıralanmaktadır:
Bal, birçok çiçek tozundan oluştuğu için yüksek dozlu bir alerjendir. İçindeki alerjik maddeler yetişkinler için önemli değilken, bebeklerde tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

Yumurtanın beyaz kısmı, protein yapısı nedeniyle yüksek alerjik özelliğe sahiptir. Alerjisi olmayan bebeklere 9 aylıktan sonra çok az miktarlarda başlanarak denenebilir.

İnek sütü de alerji riski taşır. 1 yaşına kadar direkt içirilmemelidir ama evde yoğurt mayalarken rahatlıkla kullanılabilir. Yoğurt haline geldikten sonra inek sütünün protein yapısı değiştiği için zararlı etkileri ortadan kalkar. Yoğurt çok faydalı bir protein kaynağıdır, 6. aydan sonra bebeklere her gün yedirilmelidir.

İnek sütü ayrıca bebeklerde demir eksikliğine ve kabızlığa neden olabilir. 1 yaşından sonra inek sütü verilebilir, bu dönemde günlük en fazla 500ml (2 su bardağı) tüketilebilir.

Karaciğer haricinde tüm sakatatlar, özellikle beyin virüs taşıma ihtimali nedeniyle bebeklere hiçbir zaman verilmemelidir.

Kafein içeren kahve, kakao, çikolata gibi besinler. Kafein bebeği sinirli yapabildiği gibi kalsiyum ve diğer besleyici maddelerin emilimini de engeller.

Çay hiç besleyici değeri olmadığı gibi çocuklarda kansızlık yapabilir. Çocuk beslenmesinde hiç yeri yoktur, 1 yaşından sonrada verilmemelidir.

Tütsülenmiş balıklar (somon veya alabalık) tazeliklerini korumak için genellikle nitratlarla işlem görmeleri nedeniyle zararlıdır.

Tatlandırıcı içeren (sakarin, aspartam vs.) her türlü hazır gıda, doğal olmayan meyve suları, hazır puding 1 yaşına kadar kullanılmamalıdır.

Salam, sosis ve sucuk gibi işlemden geçirilmiş etler, konserveler de 1 yaşından önce verilmemelidir. Bu tip gıdaların içeriğinde kimyasal maddeler bulunmasının yanı sıra yağ ve kolesterol yönünden zengin olmaları zararlı olabilir, bazen de granül hale getirilmiş kemik içerirler.

Uz. Dr. Özlen
Kaya Çardak
Ataşehir Memorial Tıp Merkezi

Popularity: 1% [?]

ÜCRETSİZ DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

0

ÜCRETSİZ Yeni Dönem Doğuma Hazırlık Kursları

Memorial Doğuma Hazırlık Kursu’nda gebeliğin oluşumundan, hamilelik süresince dikkat edilmesi gereken hususlara, gebelikte vücutta oluşacak değişiklikler, doğum süreci ve hamilelik sonrası anne-bebek sağlığına kadar bilinmesi gereken tüm konular, uzman hekimler tarafından anlatılacaktır.

Başlangıç tarihi: 27 Kasım 2008 Her Perşembe
Saat: 18.30 – 20.30
Yer: Memorial Hastanesi Konferans Salonu
Bilgi ve Kayıt: 444 7 888
Katılım Ücretsizdir.

DOĞUMA HAZIRLIK KURSU 2008ÜCRETSİZ DOĞUMA HAZIRLIK KURSU

27.11.2008
Gebelik oluşumu, fizyolojisi ve gebelikte sık karşılaşılan sorunlar Op. Dr. Altuğ Semi
Gebelikte beslenme Dyt. Yeşim Çelik
Gebelikte ağız ve diş sağlığı  Uz. Dt. Emek Kurtoğlu

04.12.2008
Gebelikte postür, yürüyüş Uz. Dr. Rıza Nejat Azeri
Gebelik egzersizleri Fzt. Muhammed Atayi
Anne karnındaki bebeğin, gelişimi, takibi, bebeğe yapılabilecek tetkikler  Op. Dr. Cihangir Yılanlıoğlu

18.12.2008
İdeal doğum şekli var mıdır? Op. Dr. Figen Taşer Güney
Ağrısız doğum Uz. Dr. Nerime Soybir
Gebelikte cilt hastalıkları Uz. Dr. Zerrin Baysal

25.12.2008
Gebelik ve sonrasında ortaya çıkan psikolojik problemler Uz. Dr. Cem Hızlan
Bebek Bakımı İle ilgili Pratik Bilgiler Eğit. Hem. Melek Aydın
Sağlıklı ebeveyn ve çocuk ilişkisi Uz. Dr. Leyla Alkaş

08.01.2008
Bebeğin beslenmesi, anne sütünün önemi Uz.Dr. Hülya Caner
Yenidoğan sağlığı ve hastalığı Uz. Dr. Ercan Tutak
İlk günlerden sonrası-Bebeklikten çocukluğa gelişim Uz. Dr. Özlem Okutan

Popularity: 1% [?]

KOLAY HAMİNE KALMAK İÇİN

0

Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU ile Kolay Hamile Kalma Kürü

Yumurta çatlamasına yardımcı ve kolay hamile kalma kürü

Yarım litre kaynamakta olan klorsuz suya onbeş-onaltı adet kuru inciri ilave ediniz ve yirmi dakika ağzı kapalı olarak kaynatınız.

Yirmi dakika tamamlandıktan sonra ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra süzülür. Üçe veya ikiye bölerek öğünlerden on-onbeş dakika önce aç karına içilir.

Bu kürün uygulaması :

2 x 21U + 7A

U= 21 gün uygulanır
A= 7 gün ara verilir

şeklindedir.

Bu formülün anlamı, iki defa yirmibir gün uygulanır ve her yirmibir gün tamamlandığında yedi gün ara verilecektir. Toplam uygulama süresi kırkiki gündür. Uygulama sürelerine yedi günlük aralar dahil değildir. Her defasında günlük hazırlanması gerekir. Kuru incirleri bir kere koparıp veya bıçakla bir kez kestikten sonra kaynamakta olan suya ilave ediniz. Kuru incirlerin dışında beyaz pudrası var ise, soğuk su altında önce yıkayıp sonra ilave ediniz.

Popularity: 1% [?]

ERKAN TOPUZ YENİ UYARILARI

0

Prof. Dr. Erkan TOPUZ; Kanserden korunmak için ipuçları vermeye devam ediyor, pek çok alışkanlığımızı gözden geçirme zamanı gelmiş de geçmiş bile.

ERKAN TOPUZ'DAN YENİ UYARILAR

Kanserden korunmada en önemli aşama mutfaktan geçiyor. Yiyeceklerin besin değerlerinin korunabilmesi için hazırlama, pişirme ve saklama
yöntemlerine dikkat edilmesi gerekiyor; İşte, yiyecekleri kanserojen hale getirmemenin ipuçları

Kanserden korunmak için mutfakta almamı gereken önlemler nelerdir?

Yediklerimizi kanserojen hale getirmemek için neler yapmalıyız?  Mutfakta dikkat etmemiz gerekenler nelerdir?

CEVAP:
- Kuru ve taneli besinleri alırken kırık, nemli olmamasına, ürünlerin içinde küflenme, böceklenme, taş, toprak gibi yabancı cisimlerin bulunmamasına dikkat edin.
- Az işlenmiş ve doğal ürünleri satın alın,
- Organik ürünleri tercih edin.
- Yiyeceklerin hidrojenize yağ (margarin) içermemesine özen gösterin.
- Kızartma yağını saklamayın, 1 kere kullandıktan sonra atın. Haftada 1 defadan fazla kızartma tüketmeyin.
- Sebzeleri yağda kızartmak ya da yüksek ısıda uzun süre kaynatmak yerine buharda pişirin. Sebze ve meyveleri kaynar suya atın ve mümkün olduğunca az su kullanın. Pişirme suyunu dökmeyin.

Eti farım saatten uzun ızgara yapmayın
- Eti yarım saatten fazla ızgara yaparsanız ya da 5 dakikadan fazla yağda kızartırsanız kanserojen maddeler oluşabilir. Bu nedenle eti uzun süre pişirmekten kaçının. Etlerin üzerindeki yanmış kısımları temizleyin.
- Et yediğinizde mutlaka salata veya sebze tüketmeye çalışın.

- Vitamin kaybını önlemek için sebzeleri suda bekletmeden önce yıkayıp sonra doğrayın. Taze meyveler: kestikten sonra bekletmeden tüketin.

- Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinlerin pişme süresini kısaltmak için bir gece önceden suda ıslatın. Islama suyunu dökebilirsiniz ancak vitamin kaybına karşı haşlama suyunu dökmeyin.
- Ispanak, semizotu gibi sebzelerin önce kök kısmını pişirin daha sonra yapraklarını ekleyin,
- Yemeklere koyduğunuz yağı yakmamaya çalışın.
- Taze sebzelerle yemek hazırlarken domates ve salçayı pişmeye yakın ekleyin. Çünkü asit içeren salça ve domates yemeğin pişme süresini uzatır.
- A ve C vitaminleri ve renk kaybını önlemek için salataya sirke, limon soslarını servisten hemen önce ekleyin.
- C vitamini değerinin kaybolmaması için sıkılmış meyve sularını buzdolabında bekletmeyin, hemen tüketin.
- Çiğ et, tavuk veya balık sularının diğer besinlerle temas etmesini önleyin. Etlerde kullandığınız kesme tahtası, bıçak gibi gereçleri ayrı tutun.
- Deniz ürünlerini güvenilir yerlerden alın. Uygun şekilde dondurulmuş, iyi soğutulmuş ve temiz kasalara konulmuş olmasına dikkat edin.
- Makarnayı suyunu çektirerek pişirin
- Yumurtayı yıkamayın, buzdolabında kuru şekilde muhafaza edin. Yumurtayı 10 dakikadan uzun süre pişirmeyin.
- Çiğ sütten yapılmış peynir ve çiğ yumurta tüketmeyin.
- Tahılları ve kuru baklagilleri kuru yerlerde saklayın, küfler kansere neden olabilecek toksik maddeler üretir. Son kullanma tarihi geçen besinleri yemeyin, küflü besinleri çöpe atın,
- İçeriğindeki B vitaminlerini kaybetmemesi için makarna ve erişteyi suyunu çektirerek pişirin. Pirinç, un, şehriye gibi tahılları yağda kavurmaktan kaçının. Aksi taktirde hem besin kaybına hem de zararlı madde oluşumuna neden olursunuz.
- Kimyasal koruyuculu hazır yiyecekler yerine doğal besinlerle beslenin. Sucuk, salam gibi katkı maddesi kullanılan gıdaların tüketimini azaltın.
- Günlük tuz tüketimini 5-6 gramla sınırlayın. Turşu ve salamura gibi fazla tuzlu yiyecekleri az tüketin.
- Derin dondurucudan çıkartıp çözdürdüğünüz yiyecekleri bir daha dondurmayın.
- Besin değerleri yüksek ve fiyatları ucuz olduğu için meyve ve sebzeleri mevsiminde satın alın. Turfanda sebze ve meyveleri çok fazla tercih etmeyin.
- Çok sıcak, koyu kahve ve çaydan uzak durun.
- Filizlenmiş patates ve soğandan uzak durun. Bütün gıdaları ölçülü alıp çabuk tüketin. Çünkü bayatlayan meyve ve sebzelerin içinde kansere yol açan toksik maddeler oluşabilir.
- Mutfağınızdaki halıyı zeytinyağlı sabun ve sirkeyle silin. Yemek yediğiniz masayı deterjanla temizlemeyin. Mutfağınızı havalandırmayı ihmal etmeyin.
Çizilmiş ve eskimiş teflonları çöpe atın
- Çizilmiş ve eskimiş teflon tavaları çöpe atın.  Buradaki zararılı metalik  madde özellikle salça, domates gibi asidik besinlere geçerek vücutta birikebilir. Uzun vadede bu madde kansere yol açabilir. Alüminyum, plastik kaplar yerine cam ve çelik olanları tercih edin. Kalaylanmamış bakır kullanmayın. (Beyin tümörü hastaları bakırdan tamamen uzak durmalı.)
- Yemeklerinizi mikrodalga fırında 1 defadan fazla ısıtmayın.
- Tarım ilaçlarının kalıntıları pişirilerek yok edilmez. Bu nedenle 3 litre suya 9 çorba kaşığı sirke koyun. Meyve ve sebzelerinizi
bu suda yarım saat bekletin. Lahana, kıvırcık salata gibi yapraklı sebzelerin dışındaki 2-3 yaprağı çöpe atın.
- Tütsülenmiş gıdaları mutfağınıza sokmayın.
- Salça, turşu, yoğurt gibi besinleri boyalı plastiklerde, deterjan kaplarında saklamayın.
- Mutfağınızda gökkuşağının 7 rengini içeren meyve ve sebze bulundurun.
- Cips, bisküvi, çikolata veya şeker yerine domates, elma, salatalık, kuru erik, 3-4 adet badem veya ceviz, yoğurt yemeye çalışın.

Popularity: 1% [?]

BEBEK BESLENMESİNDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

0

Bebek beslenmesinde 3 büyük hata

Bebek sahibi olduktan sonra tüm anneler, onları doyurmanın derdine düşüyor.

Annelerin bebeğin yeterince süt emmediğini, sonra da yemediğini düşünmeleri, anne ve bebek arasında süt ve mama savaşlarına neden oluyor. Bu savaştan anneler yenik çıkıyor.

Çünkü ısrar karşısında bebek ya ağzını kilitliyor, ya tükürüyor ya da kusuyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sevil Elçin Kızılok, annelerin bebek beslenmesinde en sık yaptıkları üç hatayı şöyle sıraladı:

Bebeğim ne olursa olsun tombul olmalı

Son lokmaya kadar yemeli

Sık sık yemeli Çalışan anneler bebeklerine yeterince zaman ayıramadıklarının üzüntüsünü akşam eve gidinceye kadar içlerinde taşıyor. Gün boyu aile büyükleri ya da bakıcısı tarafından bakımıyla ilgilenilen bebek, çalışan anne eve gelince kendini bir yemek savaşının ortasında bulabiliyor.

Annelerin sürekli bebeklerinin yeterince yemediğini, aç kaldığını, iştahsız olduğunu düşündüklerini belirten Dr. Kızılok, “Tüm anneler tombul, gürbüz bebeklere sahip olmak ister. Birbirleriyle de daha çok bebeklerinin yemediği, az yediği, iştahsız olduğu üzerine konuşurlar.

Çalışan anneler özellikle eve geldiklerinde bebeklerinin üzerine çok gidiyor, sürekli yemesiyle uğraşıyor. Genelde de bebeklerini ya da çocuklarını hekime, ‘çocuğum kusmaya başladı’ diyerek getiriyorlar” dedi.

Popularity: 1% [?]

GÖZ HASTALIKLARI VE YANLIŞ BİLİNENLER

0

Sadece basit bir göz muayenesi ile birçok hastalığın ortaya çıktığını biliyor muydunuz?

Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu, düzenli olarak yapılacak göz muayenesi ile; diyabet, hipertansiyon, damar hastalıkları, hatta beyin tümörünün bile saptanabileceğini söylüyor

- Basit bir göz muayenesinin vücut için genel check-up değerinde olduğunu bilin. Göze bakarak, göz hastalıkları dışında; gizli kalmış diyabet, hipertansiyon, her türlü damar hastalıkları, beyin tümörleri, guatr, MS ve karaciğer hastalıklarını, başka hiçbir alete gerek duymadan saptayabiliyoruz. Bu, bir dakikalık göz muayenesi ile yapılabilir. Vücudumuzun tüm yapısı ile ilgili, yalnızca göz dibi muayenesi ile bilgi alınması mümkün. Beyindeki hastalıklar da, göz sinirindeki değişiklikler ile, hastada henüz hiç şikayet yokken, göz doktoru tarafından teşhis edilebilir.

- Kişinin yine hiçbir şikayeti yokken, tansiyonunun yüksek olduğunu ya da şeker hastalığını klasik bir göz muayenesinde belirleyebiliyoruz. Bundan dolayı, yeni yılda vücudu hakkında bilgi edinmek isteyen herkes; en ucuz, en kolay, en hızlı, en acısız ve en kısa yol olan göz muayenesini yaptırmalıdır.

GÖZ TANSİYONU ÖNEMLİ
- Çocuklarınızın göz checkup’ına 3 yaşında başlayın. Çünkü çocukların görmesi 3 yaşında yüzde yüze ulaşır. Bütün çocuklar göz hekimi tarafından en az bir kez görülmelidir. Çünkü hipermetropi ve miyopi gibi bir kırma kusurunun varlığı ancak muayene ile ortaya çıkabilir.

- Çocuğunuzda göz tembelliği varsa, hemen göz doktoruna götürmek gerekir, çünkü yedi yaş, son dakikadır. Çocuğunuz bilgisayar karşısında 10-15 dakikadan çok kalamıyor, ekrana bakarken gözü kayıyor veya kızarıyor, başı ağrıyorsa ve kitap okuyamıyorsa hiç vakit kaybetmeden bir göz doktoruna başvurmanızda yarar var.

GÖZ HAKKINDA BİLİNEN DOĞRULAR VE YANLIŞLAR

Fazla kitap okumak, bilgisayarın karşısında uzun süre kalmak ve yakından televizyon izlemek, sanıldığı gibi gözü bozmaz. Doğru

Çayla pansuman yapmak göze iyi gelir.
Çayla pansumanı hep tavsiye ederim. Demlendikten sonra uzun süre beklemiş çayın içinde antiseptik maddeler oluşur. Bunlar neredeyse bir antibiyotik görevi görür. O yüzden göz arpacığı, kirpik dibi iltihabı ve göz nezlesine çayla pansuman çok iyi gelir.Akşam demlenmiş çayı bekletip, sabah pansuman yapmak en doğrusudur.
Çok okumak ve çok çalışmak gözü bozar. Yanlış
Gözün temel işlevi görmektir. Dolayısıyla, göz asli görevini yaparken zarar görmez. Yeter ki; bu sırada ultraviyole ışık, lazer ışığı ve demir kaynağı gibi güçlü ışıklara maruz kalmasın.

Uzun süre bilgisayar karşısında çalışmak gözü bozar. Yanlış
Bilgisayardan yayılan ışınların göze zararı yoktur. Gözünde kırma kusuru olan kişilerde kızarıklık, ense ve baş ağrısına neden olabilen bilgisayar; sağlıklı göze negatif etki etmez.

A vitamini gözü kuvvetlendirir. Yanlış
Sadece yaşlılarda makula dejenerasyonunun önlenmesinde A,C, E vitaminleri ile çinko ve bakır minerallerinin faydalı olduğu kanıtlanmıştı. Öyle olsaydı ben her gün havuç yerdim… ‘Kayısı yemek çok iyi gelir, havuç yiyin daha iyi görürsünüz’ gibi bir şey bugüne kadar bilimsel olarak kanıtlanmamıştır. Tek yönlü gıda almadığınız sürece, vücudun ihtiyacı olan tüm vitaminleri, yediklerinizden zaten alırsınız.

Televizyonu yakından izlemek gözü bozar. Yanlış
TV’yi yakından izleme gereksinimi olan kişilerin gözünde zaten kırma kusuru vardır. Özellikle çocuklarda, bu durum göz bozukluğunun önemli bir işaretidir.
Gözü bozuk kişilerin çocuklarının gözlerinin bozuk olma riski yüksektir. Doğru
Miyop, hipermetrop, astigmat, presbiyopi ve göz tansiyonunda genetik faktörün çok önemli olduğu kanıtlanmıştır.

Popularity: 1% [?]

KARACİĞER İÇİN KEREVİZ

0

Karaciğerin dostu KEREVİZ

Değerli okuyucu, hep düşünmüşümdür, neden kerevizde, kimyası birbirlerinden bu kadar farklı madde bir arada toplanmıştır diye… Neden başka hiçbir sebzede bu kadar farklı madde yok? Tabiat ana kerevize neden bu kadar çok cömert davranmış? Hiçbir sebzede bu kadar çok değişik biyolojik aktivite gösteren etkin madde yoktur.

Gerek kokusu nedeniyle, gerekse de damağa pek hitap etmeyen tadından dolayı, ender tüketilen bir sebzedir. Kerevizin kendine özgü kokusu içerdiği phthalidenmaddesinden kaynaklanmaktadır.

Kereviz, karaciğerin bilinen tüm sebzeler içerisinde birinci sırayı alan dostudur. Kerevizin bu özelliğinden dolayı yerini hiçbir sebze dolduramaz.

Kan dolaşımının, sindirimin, kan pıhtılaşmasının, hormon dolaşımının ve de pek çok biyokimyasal reaksiyonların oluşmasında  (metabolizma) rol oynayan ve destek çıkan organımız karaciğerdir. Kısaca, karaciğer çok yönlü işlevi olan bir organımız. Bu çok yönlü işlevlerinin olması nedeniyle de karaciğerin sağlıklı çalışması büyük önem kazanmaktadır. İşte kerevizin karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasındaki etkinliği hiçbir sebzenin yerine getiremeyeceği bir özelliktir. Siroz hastaları için kereviz mükemmel bir destekleyicidir.Kereviz

Mutfaktan eksik etmeyin

Kerevizin siroz hastalığını önleyici özelliğinin olması nedeniyle, siroza dönüşebilme riski olan örneğin hepatit B ve hepatit C hastalarının ve de alkol kullanma alışkanlığı olanların bu sebzeyi haftada en az bir defa kereviz tüketmeleriyle siroza yakalanma veya dönüşme riskini büyük ölçüde engellenmiş olacaktır. Kerevizin tüketilmesi tabii ki bir kür olarak düşünülmelidir. Kerevizin yağ, tuz, soğan ve bazı baharatlar ilave edilerek yapılan yemeğinden siroz hastalığına karşı önleyici ve iyileştirici özelliğinden faydalanmak mümkün değildir.

Karaciğer metabolizması sağlıksız çalışanların veya karaciğer yorgunluğu olanların kerevizi mutfaklarından eksik etmemelerini öneririm.

Popularity: 1% [?]

Page 5 of 67« First...34567...102030...Last »
sayaç
Go to Top