Yetenek sizsiniz Türkiye
0Yetenek Sizsiniz Türkiye Ekibi Bu Hafta Trabzonda ! Yetenek Sizsiniz Türkiye, Acun Ilıcalı, Ali Taran ve Hülya Avşardan oluşan dev jürisiyle, Show Tv ekranlarında her Cumartesi izleyicisiyle buluşuyor. Yayınladığı ilk sezonda büyük ses getiren, izlenme rekorları kıran Yetenek Sizsiniz Türkiye ikinci sezonunda da bomba gibi devam ediyor… Büyük ilgiyle izlenen yarışma Yetenek Sizsiniz Türkiyede, yeni yarışmacılar yarı finale geçmek için sırayla sahne alacak ve jüriyi etkilemeye çalışacak. Yetenek Sizsiniz Türkiye Karadeniz Teknik Üniversitesinden yayınlanacak yeni bölümüyle 29 Ocak Cumartesi akşamı saat 20:00da Show Haberden hemen sonra sizlerle olacak… İyi Seyirler
Popularity: 1% [?]
Ali Taran Kimdir, Biyografisi ve Hayatı
0
Ali Taran köklü reklamcılardan biri. Kendisinin ATCW adında bir şirketi var. Reklamcılık yapıyor. Bazı reklamlarını hatırlatayım. Çakar Çakmaz Çakan Çakmak Tokai, Önce Hüplet Sonra Gümlet-Caprisun, Ali Desiderolu Derby, Fatih Terimli Tadelle, Dıh Dıh Dıh Eyi Günler, En Güzel Boya Filli Boya, Cem Yılmaz’la Beraber Turk Telekom reklamları, Banu Alkanın Oynadığı İxir, Aganigi Naganigili Fındık, Genç Arko Traş Kolonyası reklamları Ali Bey’in projesidir.
No Ofsayt filmi 10 Aralık’ta vizyona girdi.
Kendisi hakkında bilgi veren bazı söyledikleri;
Anne de baba da öğretmen, resim öğretmeni. Babam Köy Enstitülü. Babam, sanat tarihi ve el işi öğretmeni. Onu tarif edersem, sanat tutkusu, kültür tutkusu ve dürüstlük gibi kavramlardan söz etmem gerekiyor. Orta halli bir memur ailesiydik, ama babam bizi İtalyan Kültür’e, Fransız Kültür’e, sinemalara ve tiyatrolara götürürdü. Akşamları bizi uyutmak için İnce Memed’i okurdu.
- Hakiki ve iyi bir patronum. Bizde çalışanlar iyi kazanır. Ama çok büyük bir disiplin vardır bizim ajansta. Herkes güzel giyinmek ve bakımlı olmak zorundadır. Kadınlar, kışın ojelerine kadar. Salaş görüntü bile bir şıklığın içinde olmalıdır. Ve 6′da herkes işi bırakmak zorundadır. Kuraldır. Ajansta kalmak yok, gideceksin…
- Akademide bir arkadaşım vardı, “Sen çok gırgır şeyler yapıyorsun. Ben bir reklam bürosunda çalışıyorum, sen de
denemek ister misin?” dedi. Kamuran’ın abisi Kenan, Kenan Çizer. Yüksel Ünsal’a götürdü beni. Tivi Reklam, sektörün gelmiş geçmiş en iyilerinden. 4000 lira maaşla işe başladım. Babam çok kızdı, çünkü 1. dereceden devlet memuruydu ve 2700 lira alıyordu. “Bu ülkenin dengesizliği işte buradan geliyor!” gibi şeyler söylemeye başladı, annem susturdu onu: “Bırak, oğlana vermişler işte. Sana ne oluyor.
Reklamcısınız, neden içki içmiyorsunuz? Neden sizi barlarda görmüyoruz?” diyorlar. Reklamcının prototipi yok bunu kimseye anlatamıyorum. “Pembe peruk takıp, Taksim’de dolaşıyormuşsunuz, halkın nabzını tutmak için…” Valla, Taksim’de pembe perukla dolaşırsanız, halkın nabzını değil başka şeyini tutarsınız. Sinirlendiriyorlar bazen beni…
Popularity: 2% [?]
BENLERİN TEDAVİSİ
0Dermatoloji Uzmanı Dr. Meltem Özer, derideki ben veya renkli lekedeki değişikliğinmalign melanom yani “kanserleşmiş ben”in erken belirtisi olabileceğini söyleyerek, “Ozon tabaksında meydana gelen incelme nedeniyle dünyaya daha fazla miktarda UV ışınının ulaşması, insanların güneş ve solaryum gibi UV kaynaklarına daha çok maruz kalması nedeniyle melanom sıklığı giderek artmaktadır” dedi.
Dermatoloji Uzmanı Dr. Meltem Özer, yaptığı açıklamada, pek çok
kişinin vücudunda benler bulunduğunu söyleyerek, “Genç bir erişkinde ortalama 25 ben vardır ve çoğu yaşam boyu oluşur. Hemen bütün benler normaldir ve öyle kalır. Ancak derideki ben veya renkli lekedeki değişiklik malign melanom (kanserleşmiş ben)’un erken belirtisi olabilir” dedi. Malign melanom’un, deriye rengini veren maddeyi üreten hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalması sonucunda oluşan bir kanser türü olduğunu ifade eden Dr. Özer, “Malign melanom vakalarının yüzde 30’u bir ben üzerinde gelişirken, yüzde 70’i normal cilt zemininde oluşur. Görülme sıklığı tüm dünyada giderek artmaktadır ve cilt kanserine bağlı ölümlerin yüzde 77’sinin sebebidir” diye konuştu.
ÖLÜMLERİ AZALTMAK İÇİN ERKEN TANI ŞART
Buna bağlı ölümleri azaltmanın en önemli yolunun erken tanı olduğuna işaret eden Dr. Özer, “Malign melanomdan korunmak için kişilerin risk faktörlerini bilerek bunlardan kaçınmaları, periyodik kişisel cilt muayenelerini yapmaları ve şüpheli durumlarda dermatologa başvurmaları gereklidir” dedi.
Risk Faktörlerini de sıralayan Dr. Özer, şunları söyledi:
“Açık tenli ve açık renk gözlü olmak (mavi-yeşil göz, sarı-kızıl saç ve kolay güneş yanığı gelişebilen deri tipi), Uzun süre ya da aralıklı olarak yoğun güneş ışığına maruziyet: 14 yaşından önce ağrılı ve içi su dolu kabarcıklı ağır güneş yanığı hikayesi, iç ortamlarda çalışıp dışarıda yapılan hobileri olan ve güneşten korunmayanlar, ailede melanom hikayesi, anormal görünümlü ben varlığı, çok sayıda normal görünümde ben varlığı, büyük doğumsal benler ile bağışıklık sistemi bozukluğu risk faktörleri arasında sayılabilir.”
GÜNEŞ ESKİSİ GİBİ DOST DEĞİL
Melanom için en önemli risk faktörünün aşırı güneş ışığı yani ultraviyole ışınına maruz kalmak olduğunu kaydeden Dr. Özer, “Hayat boyu alınan UV dozunun yüzde 80’i yaşamın ilk 18 yılı içinde alınır. Bu nedenle bebek, çocuk ve gençlerin güneşten korunması melanom açısından hayati önem taşımaktadır” dedi. Dr. Özer, güneşin artık eskisi gibi dost olmadığını da belirterek, “Ozon tabaksında meydana gelen incelme nedeniyle dünyaya daha fazla miktarda UV ışınının ulaşması, insanların güneş ve solaryum gibi UV kaynaklarına daha çok maruz kalması nedeniyle melanom sıklığı giderek artmaktadır” diye konuştu. Tüm bireylerin ve özellkle risk faktörlerini taşıyanların UV ışınlarından korunma konusunda dikkatli olmaları gerektiğini kaydeden Dr. Özer, şunları söyledi:
“Bunun için 10:00-16:00 saatleri arasında güneş temasından kaçınma, koruyucu giysi, şapka ve gözlük kullanımı ile güneşten koruyucu ürün kullanımı özellikle dikkat edilmesi gereken hususlardır. Güneşten koruyucu kremlerin günlük yaşamda da özellikle yüz gibi sürekli güneşe maruz kalan bölgelerde kullanımı, güneşe çıkmadan 30 dakika önce uygulanması önerilir. Güneşten koruyucu ürün seçerken en az 15 güneşten koruma faktörü (SPF) içermesine, kokusuz ve renksiz olmasına, deri tipine uygun olmasına, UVA ve UVB’ye karşı koruyucu olmasına, alerjik reaksiyon oluşturmamasına, suya ve tere dayanıklı olmasına dikkat edilmelidir.”
EN ÖNEMLİ GÖREV KİŞİNİN KENDİSİNE DÜŞÜYOR
Malign melanom erken tanısında en önemli görevin kişinin kendisine düştüğünü belirten Dr. Özer, “Herkesin ayda bir kere tam bir cilt muayenesi yapması önerilir. Kişisel cilt muayenesi iyi aydınlatılmış bir odada bir boy ve el aynası kullanarak yapılmalıdır. Öncelikle daha önce var olan leke ve benlerin kontrol edilmeli, saçlı deri, el ve ayak parmak araları, ayak tabanı ve avuç içi, tırnaklar, koltuk altı ve meme altları ve genital bölge unutulmadan tüm deri dikkatle incelenmelidir” dedi.
Dr. Özer, erken evre melanomu iyi huylu benlerden ayırmak için ABCD kuralının uygulandığını da söyleyerek, şöyle devam etti:
“ABCD kuralındaki her harf bakılması gereken bir parametreye karşılık gelir. A, Asimetri demektir. Yani melanomlar ortadan ikiye bölündüğünde bir yarısı diğerine benzemez, yani asimetriktir. B, Border yani sınır demektir. Bunda da melanomlarda sınır düzensizliği izlenir. C, Color yani renk anlamına gelir. Bu ise melanomda açık kahverengiden siyaha, kırmızıya değişen renk farklılıkları izlenmesi anlamına gelir. D ise Diameter yani çaptır. melanomlar genelde 6 milimetreden büyüktür ve çapı giderek büyür. Varolan bende ani başlayan büyüme, rengin çevre dokulara yayılması, düz bir benin kabarması, beni çevreleyen deride kızarma, şişlik, bende oluşan kabuklanma, yara, kanama, bende kaşıntı ve ağrı göz ardı edilmemesi gereken diğer belirti ve bulgulardır. Kişisel muayenede şüpheli bir bulgu saptanması durumunda acilen bir dermatologa başvurulmalıdır.”
Popularity: 1% [?]
10 ÖNEMLİ KANSER BELİRTİSİ
0
Kadınların öğrenmesi gereken 10 önemli kanser belirtisi.
Kadınlar vücutlarında ortaya çıkan bazı belirtilere karşı uyanık olmalı. Pek çok jinekolojik kanser, başarılı bir tedavi uygulanmasına şans tanıyacak kadar erken evrede belirti veriyor. Belirtiler önemsenmediğinde tedavinin gecikmesi ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle vücudunuzun sesini dinleyin ve doktora başvurmakta gecikmeyin.
Kadınlar ne zaman doktora başvurmalı?
Kadınlarda en sık görülen kanserlerin belirtileri nelerdir? Ne zaman doktora gitmek gerekir?
CEVAP:
Prof.Dr. Erkan TOPUZ - Pek çok jinekolojik kanser başarılı bir tedavi sağlayacak kadar erken dönemde belirti veriyor. Ancak belirtiler önemsenmediğinde hastalık çok geç dönemde teşhis ediliyor ve tam şifa şansı ortadan kalkıyor. Bugün size kadınlarda eri sık görülen 10 kanser belirtisinden bahsedeceğim. Bu belirtiler her zaman kanserle bağlantılı olmayabilir. Ancak doktora başvurarak şikayetinizin sebebini öğrenmeniz, uygun tedaviye başlamanız ve kanser riskini ekarte etmenizde yarar var.
İşte, kanseri düşündüren 10 önemli belirti:

2) Karında şişkinlik ve gerginlik hissi: Bunlar, yumurtalık kanserinin en yaygın belirtileridir. Genellikle pek önemsenmezler.
3) Belin alt kısmında geçmeyen ağrı: Genellikle silik bir ağrıdır. Bazı kadınlar ise ağrıyı sancı olarak tanımlar. Yumurtalık kanserinin önemli bir belirtisidir.
4) Anormal vajinal kanama: Jinekolojik kanserlerin en önemli belirtisidir. Aşırı kanama, iki adet arasında kanama ve cinsel ilişki sırasında ya da sonrasında kanama rahim ağzı, rahim, yumurtalık gibi jinekolojik kanserlerin önemli işaretleridir.
5) Geçmeyen ateş: 7 günden daha uzun süren ateş durumunda mutlaka doktorunuzu bilgilendirmelisiniz. İnatçı ateş genellikle kanserin belirtisidir. Ancak ateşin başka sağlık sorunlarının da belirtisi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın.
6) Devamlı mide ve bağırsak bozuklukları: Kabızlık, ishal, dışkıda kan, gaz, ya da bağırsak hareketlerinde değişiklik gibi şikayetleriniz varsa doktorunuza başvurun. Bunlar jinekolojik kanserlerin ya da kolon kanserinin belirtisi olabilir.
7) İstem dışı kilo kaybı: Son 6 hafta içinde ya da daha kısa sürede diyet
ya da egzersiz yapmadan ağırlığınızın yüzde 5′ini kaybettiyseniz mutlaka bir uzmana başvurun. Nedensiz kilo kaybı kanser başta olmak pek çok ciddi hastalığın işareti olabilir.
9) Memede değişiklikler: Meme kanserine karşı kadınların her ay kendi kendine meme muayenesi yapması gerekiyor.Memede kızarıklık, hassasiyet, çukurlaşma, dolgunluk hissi, ele gelen kitle, meme başından akıntı gibi belirtiler durumunda bir an önce doktorunuza başvurun.
10) Aşırı halsizlik: Halsizlik en önemli kanser belirtilerinden biri. Normal yaşamınızı aksatacak kadar bir halsizlikten yakmıyorsanız mutlaka doktor kontrolünden geçin.
Popularity: 1% [?]
SARKOM TEDAVİSİ
0
Sarkom diye bir hastalığım var, ne yapmalıyım?
Cevap :
“Sarkom hızlı gelişen ve epey tehlikeli bir hastalık. En etkin tedavisi cerrahi (yani ameliyat) bunun dışında radyoterapi ve kemoterapiden çok yarar sağlanamıyor. Sizin durumunuza gelince jinekolojik onkoloji dalında uzman kişilerce hemen görünmeniz şart. Yapılacak testlerin sonunda eğer başka yerlere yayılma yoksa en kısa zamanda ameliyat edilip içerideki tüm tümörlerin çıkarılması gerekir. Belki ondan sonra kemoterapi düşünülebilir. Ameliyat olmadan kemoterapinin hiç faydası olmayacaktır sanıyorum.”
Popularity: 1% [?]
Galatasaraya Tam Destek
0
Galatasaray yönetiminde son dönemde yaşanan sorunların ardından, sarı-kırmızılı kulübün 5 eski başkanının imzasıyla yönetime destek deklarasyonu yayınlandı.
Sarı-kırmızılı kulübün resmi internet sitesinde, eski başkanlar Ali Tanrıyar, Ali Uras, Selahattin Bayezit, Alp Yalman ve Mehmet Cansun imzasıyla, “Galatasaray Spor Kulübü Başkanları’ndan Deklarasyon” adı altında bir yönetime destek metni duyuruldu.
“Son dönemde yaşanan gelişmeler karşısında, Galatasaray Spor Kulübü Başkanlığı görevini yapma onurunu yaşamış Galatasaraylılar olarak, camiamızı birlik ve beraberliğe davet etmek amacıyla aşağıdaki deklarasyonu yayınlamayı uygun gördük” denilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
“Galatasaray, ülkemizin en köklü camialarından biri olarak, gelenekleri ve başta sportif olmak üzere birçok alanda yaptığı öncülüğüyle Türk sporunun lokomotif gücü ve simgesi olmuştur. Galatasaray Spor Kulübü başkanı ve yönetiminin her türlü güçlüğe karşın yıllardır kararlılıkla yürüttüğü ve son dönemde sonuçları alınmaya başlanan projelerle öncülüğünü üstlendiği yol, bugün ülkemizin diğer mümtaz kulüpleri tarafından da örnek olarak kabul edilmekte ve takip edilmektedir. Kulübümüzün modern bir vizyona göre yeniden yapılanması ve güçlendirilmesi açısından yürütülmekte olan projelerden alınan sonuçları memnuniyet verici bulmaktayız. Bu zahmetli yolda, kulübümüze fayda sağlamakta olan birçok stratejik projeyi yürüten Galatasaray Spor Kulübü yönetimini ve çalışmalarını destekliyoruz. Kulübümüzün tarihi, bizi diğer kulüplerden ayıran yazılı ve yazısız gelenekler, kurallar getirmektedir. Camiamızın bu geleneklere bağlı olarak hareket edeceğine olan inancımız tamdır.”
Popularity: 1% [?]
İŞTAH KESEN AKUPUNKTUR NOKTALARI
0Kanal D’de yayınlanan Esra CEYHAN’ın programına konuk olan Op.Dr. A. Feridun KUNAK Evde uygulanabilecek ve İştah Kesen Akupunktur Noktalarını anlattı.
İştahınız fazlaysa ve yeme dürtünüzü bastıramıyorsanız. Kendi kendinize uygulayacağınız akupunktur ile İŞTAHINIZI KAPATABİLİRSİNİZ.
İştah Kesen Akupunktur Noktaları, Stresse bağlı atıştırma isteğini durduran formül için video’yu izleyin.
Popularity: 1% [?]
DEREOTU ANNE SÜTÜNÜ ARTTIRIR
0Prof.Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu -Günlük yaşamımızda tükettiğimiz meyve, sebze, bakliyat veya baharat, belli bir müddet öngörülen hazırlama ve uygulama şekliyle düzenli olarak alınırsa bunların hastalıklara karşı önleyici, koruyucu ve yardımcı tedavi gücünden faydalanabilinir.
Her bitkinin kendine özgü kimyası vardır. Eğer bu kimyayı iyi bilirsek amacımıza uygun bir şekilde kullanabiliriz.
Bugün sizlere sofralarımızdan eksik olmayan bir bitkiden dereotundan bahsetmek istiyorum. Dereotu (Anethum graveolens), taze bakla yemeğinin vazgeçilmesidir. Beslenme kültürümüzde yeri olan dereotunun sapları ve yaprakları zengin E-vitamini deposudur. C-vitamini bakımından öylesine zengindir ki, miktar olarak E-vitamininin en az on katı kadardır. Dereotunun, tiroid fonksiyonları üzerinde etkili olan ana etkin maddelerinden bir tanesi anethole etkin maddesidir. Anathole dereotunun saplarında, yapraklarında ve köklerinde de bulunmaktadır. Ancak dereotunun kökleri bu amaçla tüketilmemelidir.
Dereotunun kullanılacak olan kısımları sadece ve sadece sapları ve yapraklarıdır. Yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum, tek başına (saf halde) anethole etkin maddesinin alınması (örneğin, tablet olarak) etkili değildir. Kür olarak kullanırken dereotunu bir bütün olarak değerlendirmek gerekir. Anethole’ün etkili olabilmesi için beraberinde dereotunun yapraklarında bulunan beta-caryophylenne, isorhamnetin ve dillanoside gibi daha birkaç tane yardımcı ve fonksiyonel etkin maddelerine de ihtiyaç vardır.
Dereotu hem hipotiroid (tiroidin yavaş çalışması) hem de hipertiroid (tiroidin hızlı çalışması) durumunda etkilidir. Haşimato hastalığı (tiroid iltihaplanması) durumunda etkili değildir. Tiroid nodüllerinin yok edilmesinde mükemmel bir destekleyicidir. Gerek tiroid nodüllerinin yok edilmesinde, gerekse de tiroidin tekrar dengeli çalışmasında ideal bir yardımcıdır. Dereotu kürü, hekimin önerdiği ilaçlar kesilmeden uygulanmalıdır. Üç aylık hekim kontrollerini ve tahlillerinizi mutlaka yaptırınız. Tahlil sonuçlarına göre hekiminiz kullandığınız tiroid ilacını azaltabilir veya kestirebilir. Dereotu kürünü uygulayıp nodüllerinden ve tiroid ilaçlarından kurtulmuş eski sağlığına kavuşmuş çok sayıda hasta tanımaktayım.
SARAÇOĞLU DEREOTU KÜRÜ
Anne Sütünü Arttırıcı Kür
Bir hafta boyunca öğle ve akşam yemeklerinden önce birer tutam (dört-beş gram) taze dereotu tüketilmesi anne sütünü artırmakta etkili olabilmektedir. İleri dönemlerde tekrar azalma olduğunda aynı şekilde bir haftalık taze dereotu tüketimi yeterli olacaktır.
Hipotiroid veya Hipertiroid durumunda
Tiroid şikâyetleri başlamak üzere olan hastaların imdadına yetişir. Eğer hekiminiz tiroid hormon düzeylerinizin takip edilmesini önerdiyse ve düzelmediği takdirde ilaca başlayacağını söylediyse, destekleyici dereotu kürüne başlayabilirsiniz. Hipotiroid veya hipertiroid hastası iseniz ve de ilaç kullanıyorsanız dereotu kürünü uygularken, hekiminizin önerdiği tiroid ilaçlarınızı mutlaka kullanınız. Kendi kendinize ilaçlarınızı kesmeyiniz. Üç aylık hekim kontrollerini ve tahlillerinizi mutlaka yaptırınız. Tahlil sonuçlarına göre hekiminiz kullandığınız tiroid ilacını azaltabilir veya kestirebilir. En az üç ay boyunca, sabah, öğle ve akşam öğünlerinden önce birer tutam (dört-beş gram) taze dereotu tüketilmelidir.
Hemeroid (basur)
Hemeroid şikâyetleriniz sık sık tekrar ediyor ise, sofranızda öğünlerin öncesinde dereotu tüketimine önem veriniz. Yılda birkaç kez birer haftalık uygulayacağınız dereotu kürü, hemeroid şikâyetlerinizin tekrarına karşı iyi bir önleyici güç oluşturacaktır.
Emziren anneler
Anne sütünün yerini hiçbir şey dolduramaz. Bebeklerin anne sütünü uzun süreli almaları çok önemlidir. Doğum sonrası dünyaya gözlerini açan bebekler çok hızlı gelişirler. Bebeklerin ilk aylarında metabolizmaları çok farklı çalışır. Henüz birçok enzimleri gelişmemiştir. Gün ve gün hızlı bir gelişim içerisindedirler ve çevre şartlarına uyum sağlamakla mücadele ederler. İşte bu gelişim ve uyum sürecinde onların en büyük desteği anne sütü olmalıdır. Emziren annelerin sütlerinin erken azalmasına karşı veya “sütüm yetmiyor” diye düşünen annelerin imdadına dereotu yetişir.
Hamilelerin dikkatine
Doğum sonrası bazı anneler, hipotiroid veya hipertiroid rahatsızlıklarına yakalanabilmektedirler. Onlara önerim doğumdan sonra zaman zaman haftalık olarak dereotu kürünü uygulamalarıdır
Popularity: 1% [?]
EVDE CİNSİYET TESTİ
0EVDE CİNSİYET TESTİ
Amerika’da İntelliGender firmasının geliştirdiği cihaza konulan idrar örneği, gebelikten 10 hafta sonra bebeğin cinsiyetini 10 dakika içinde ve yüzde 80 oranında haber veriyor.


Popularity: 1% [?]
SAĞLIK SORUNLARI VE CEVAPLARI
05 sağlık sorununa 3 uzman yanıtı!
Bazı kronik hastalıklar var ki, peşimizi yıllar boyu bırakmayıp, hayatı bizim için çekilmez kılabiliyorlar. Bunların yarattığı ağrı ve sızılar ise en beklenmedik anlarda kapımızı çalabiliyor. Antalya’da düzenlenen 10. İç Hastalıkları Kongresi‘nde yaşam kalitenizi olumsuz yönde etkileyen bu hastalıklar, tüm detaylarıyla ele alındı, yeni tedavi yöntemleri masaya yatırıldı. Biz de sizin için bu kongreyi takip ettik ve 3 uzmana en sık rastlanan hastalıklarla baş etmenin püf noktalarını sorduk…İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı’ndan Prof Dr. Fatih Beşışık, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakütesi Romatoloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. İhsan Ertenli ile Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndanDoç. Dr. Şerife Gül Öz, en sık karşılaşılan 5 sağlık sorunuyla barışık yaşamanın formüllerini sizler için bir bir sıraladılar:
Baş ağrılarımı nasıl dindirebilirim?
Baş ağrısını dindirmek için her gün aynı saatte yatıp kalkmaya ve en az 7-8 saat uyumaya gayret edin. Düzenli spor yapmaya da özen gösterin. Çünkü, vücudunuz egzersiz sırasında doğal ağrı kesici olarak bilinen ‘endorfin’ hormonu salgılıyor. Bu hormon, baş ağrılarının sıklığını azaltıyor ve süresini kısaltıyor. Sigarayı mutlaka bırakın. Sigara baş ağrısını tetikleyebildiği gibi, tedavinin başarısını da olumsuz yönde etkileyebiliyor. Ağrı dindiren etkiye sahip bitki çaylarından günde 2 fincan içebilirsiniz. Soğuk duş alın. Soğuk suyla alacağınız duş kan basıncınızın normal değerlere düşmesine yardımcı olur. Ensenize ve şakaklarınıza masaj yapmanız da fayda sağlar. Başınıza uygulayacağınız buz kompresi ağrıların şiddetinin hafiflemesine katkıda bulunabilir. En önemlisi de kendinizi stresin olumsuz etkilerinden arındırmaya çalışın.
Bol C vitamini alarak gripten korunabilir miyim?
C vitamini bağışıklık sisteminizi güçlendirebilir ama sanılanın aksine sizi gripten korumaz. Hatta aşırı derecede alınan C vitamini ishale bile neden olabilir. Bu da hastalığın ağırlaşmasına, iyileşmenin gecikmesine yol açar. Gripten korunmanızın en iyi yolu ise her yıl düzenli olarak aşı yaptırmak. Aşı olmak için en uygun zaman ekim – kasım ayları olsa da, bu süre mart ayına kadar da uzatılabiliyor. Aşının yanı sıra bazı önlemler alarak gribin bulaşma riskini daha da azaltabilirsiniz. Bunun için sağlıklı yaşam tarzını benimsemelisiniz Bunları; yeterince ve düzenli uyumak, dengeli beslenmek, bol bol sıvı tüketmek, düzenli spor yapmak ve stresten uzak kalmak olarak sıralayabiliriz.
Bel ağrısından koruyan sihirli formüller var mı?
Yürürken veya ayakta dururken belinizi, sırtınızı daima dik ve dengeli tutun. Ağırlığınızı her iki bacağa eşit olarak paylaştırın. Ayakta dururken her iki omuz ve kalçanız aynı hizada olmalı. Uzun süre aynı vücut pozisyonunda kalmayın. Bel ağrılarının bir kısmı günlük hayatta yaşadığımız stres, endişe, üzüntü gibi duygular sonucu gelişiyor. Eğer bu duygularla kendiniz başa çıkamıyorsanız, bir uzman yardımı alın. Hareketli bir hayatı benimseyin ve sporu yaşam biçimi haline getirin. Omurga kaslarınızı düzenli olarak çalıştıran egzersizler yapın. Her gün beyaz peynir ve yoğurt yemeyi veya süt içmeyi alışkanlık haline getirin. Vücut ağırlığınızı kontrol altında tutun. Unutmayın ki aldığınız her bir kilo bel sağlığınızı olumsuz yönde etkileyecektir.
Metabolik sendrom’dan nasıl korunabilirim?
Koroner kalp hastalıkları için önemli bir risk faktörü olan metabolik sendromu önlemek için her gün yarım saatten az olmamak üzere, mümkünse bir saat yürüyün. Yürüyüş yerine egzersiz yapmayı tercih ediyorsanız, bunun için haftanın beş gününü ayırın. Yüzme, bisiklet ve hafif ağırlıklarla çalışmak, en uygun egzersizlerden. Akdeniz diyeti ile beslenin. Yemeklerden sonra tatlı değil, meyve tüketin. Gün boyunca saatlerce aç durup, akşam öğününde abartılı yemeyin. Günde 3 öğün ve üzerinde beslenmeye dikkat edin. Hamurlu ve şekerli gıdalara ambargo koyun.
Yüksek tansiyonumu nasıl düşürebilirim?
Yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız değişiklerle yüksek tansiyonunuzun düşmesine katkı sağlayabilirsiniz. Aklınızda bulunsun, kilonuz ne kadar artarsa, tansiyonunuz da o kadar yükselir. Bu nedenle yapmanız gereken ilk şey, fazla kilolarınızdan kurtulmak olmalı. Daha çok hareket etmeniz, kilo vermenize yardımcı olduğu gibi, tansiyonunuzun düşmesine de yardımcı olur. Her gün 30-45 dakika tempolu bir şekilde yürüyün. En önemlisi de günlük tuz tüketimini 6 gram ile sınırlayın. Tuz tüketimini sınırlandırırken, süt ürünleri ve sebze ile meyvede bolca bulunan kalsiyum ile potasyumdan zengin besinler tüketin.
Popularity: 1% [?]

