ASTIM HAKKINDA YANLIŞ BİLİNENLER

0

Suadiye Memorial Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Dr. İlkay Keskinel, astım hastalığı ve alerji konusundaki sorularımızı yanıtladı:

Astım, hep söylendiği gibi bulaşıcı bir hastalık mıdır?
Astım, genetik faktörlerin altta yattığı, çevresel faktörlerle tetiklenebilen bir hastalıktır. Bir enfeksiyon hastalığı olmadığından, bir kişiden diğerine bulaşması söz konusu değildir.

Astım tedavisinde kullanılan spreyler bağımlılık yapar mı?
Sprey ya da kuru toz şeklindeki ilaçların bağımlılık yapması söz konusu değildir. Yaygın inanışının tersine bunlar, tüm ilaç uygulama şekilleri arasında en zararsız olanlardır. Ağızdan ve enjeksiyon şeklinde ilaç uygulandığında, verilen doz kana karışır ve tüm vücuda yayılır. Oysa sprey ya da kuru toz uygulayıcıları kullanıldığında, sistemik uygulamaya göre çok daha küçük miktarda ilaç verilmektedir. Bunun sebebi; ilacın hedef bölgeye vücutta dolaşmadan, doğrudan ulaşmasıdır. Bu yolla ilaç verilmesi bağımlılık yapmaz. Astım tedavisinde kullanılan ilaçlar, sanılanın aksine akciğerleri de kurutmaz.

YAN ETKİLERİ YOKTUR
Kortizon kullanmak birtakım yan etkilere yol açar mı?
Her ilacın yan etkisi olabilir. Buna kortizon da dahildir. Önemli olan, ilacın beklenen yararının potansiyel zararından büyük olmasıdır. Astımlı hastalara kortizon ancak kriz ya da alevlenme gibi ağır durumlarda, ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla verilir. Sprey şeklindeki kortizonun neredeyse hiç yan etkisi yoktur. Kimi hastalarda sprey şeklindeki kortizon kullanımına bağlı olarak görülen ses kısıklığı ya da öksürük, spreyi kullandıktan sonra ağzın çalkalanmasıyla önlenebilir.

AŞI OLMAK YETMEZ!
Astım tedavisinin en etkili biçimi alerji aşıları mıdır?

Alerji aşıları, belli bir yaş grubundaki ve az sayıda alerjene karşı alerjisi olan hastalarda uygulanır. Bu kararı ancak bir alerji uzmanı vermelidir. Günümüzde pek çok astım hastası, aşıyı kurtarıcı olarak görmektedir. Aşı sadece belli bir alerjene karşı kişinin duyarlılığını ortadan kaldırabilir. Oysa her astım alerjik olmadığı gibi, alerjik astımlarda da sadece aşı tedavisi yeterli olamaz. Her durumda, öncelikle kişinin astımı tedavi edilmelidir. Çünkü geri dönüşlü belirtileri olan astım hastalığı uygun şekilde tedavi edilmediğinde, akciğerlerde kalıcı hasar bırakabilmektedir.

Hasta, kendini iyi hissetmeye başladığı anda doktorunun fikrini almadan, ilacı bırakabilir mi?
Şikayetler düzelse de, ilaçları azaltma ya da bırakma kararını hasta asla kendi kendine vermemelidir. Eksik tedavinin bronşlardaki daralmanın kalıcı hale gelmesine neden olabileceği unutulmamalıdır. Bu konuda doktora güvenilmeli ve ilaçların ne kadar süre ile kullanılacağı uzmanların kararına bırakılmalıdır.

Astım hastalarının spor yapmasında bir sakınca var mıdır?
Doğru tedavi edilen ve iyi takip edilen astım, kişinin hayatını etkilemez. Astımlı hasta, doktorunun önerisi doğrultusunda spor yapabilir. Yalnızca, bazı hastalarda spor öncesi nefes açıcı ilaç kullanımı gerekli olabilir. Bir astım hastası için tehlike yaratabilecek şey spor yapmak değil, sağlıksız bir spor salonuna yazılmaktır. Örneğin çok tozlu bir spor salonunda çalışmak ya da aşırı su buharı ile dolu bir kapalı havuzda yüzmek, hastanın şikayetlerinin artmasına yol açabilir.

ASTIMIN BELİRTİLERİ
Öksürük. (Kuru ve krizler halinde gelir. İnsanı geceleri uykusundan uyandırabilir)
Hırıltılı solunum.
Göğüste tıkanıklık ve sıkışma hissi.
Soluk alıp verirken ıslık sesi çıkarmak.
Nefes darlığı.

NEFES DARLIĞININ BAŞLICA NEDENLERİ
* Solunum yolu enfeksiyonları.
* Polenler.
* Stres.
* Ev tozu akarları.
* Ağır eforlar.
* Tüylü hayvanlar.
* Sisli ya da soğuk hava.
* Sigara ve soba dumanı.
* Spreyler, temizlik malzemeleri, cila, boya.
* Egzoz gazları

ASTIMA KARŞI ALINMASI GEREKEN BAŞLICA ÖNLEMLER
* Evde tüylü hayvan beslenmemeli.
* Ev içinde kesinlikle sigara içilmemeli.
* Sprey, kokulu deterjan ve parfüm kullanılmamalı.
* Sentetik yatak malzemeleri kullanılmalı. (Kuş tüyü yastık ya da battaniye gibi ürünler kullanılmamalı)
* Özellikle yatak odasında kilim, halı, mobilya, yastık ve minder bulundurulmamalı.
* Yatak şiltesi ince, basit ve sentetik olmalı.
* Çarşaf ve örtüler çok sıcak suyla yıkanmalı. Bunlar güneşte kurutulmalı.
* Evin tüm odaları sık sık havalandırılmalı.
* Polenlerin arttığı dönemlerde, ev içindeki kapı ve pencereler kapalı tutulmalı.
* Badana, boya, cila ve ilaçlama gibi işlemler, evde kimse yokken yapılmalı.

Popularity: 1% [?]

CİNSEL İLİŞKİ SIRASINDA ACI HİSSİ

0

Vajinismus, Cinsel ilişki sırasında kadının vajen kaslarını istemsiz bir biçimde kasması sonucunda cinsel birleşmenin hiç olamaması ya da çok zor gerçekleşmesi durumu olarak tanımlanır.

21 yaşında yeni evlenmiş bir kadınım. Evlendiğimizden beri eşimle ilişkiye giremiyoruz. Ben kendimi çok kasıyorum ve korkuyorum. Bu evliliğimizde de sorun olmaya başladı. Ne yapmam gerekir?VAJİNİSMUS Çaresiz Değildir

Ülkemizde çok görülen sorunlardan biri de sizin yaşadığınız sorun, yani vajinismus. Genç kızların çocukluk çağından başlayarak yeterli cinsel eğitim almamış olması, toplumsal ve ailevi baskılar ve bu konunun tabu olarak görülmesi sonucunda birçok genç kızda ilk ilişki sırasında vaginusmus denilen bu tabloyu ortaya çıkıyor. Bazı çiftler bu sorun için bir uzmandan yardım isterken, birçok çift bu sorunu kendi kendine çözmeye çalışıyorlar ve ortaya istenmeyen sonuçlar çıkabiliyor. Sizin yapmanız gereken öncelikle bir jinekologa başvurmanız. O fiziksel bir sorun olmadığını söylerse, sorununuz ancak bir cinsel terapist yardımı ile çözülebilir. Bu amaçla cinsel terapistlere başvuran her hasta sorundan kurtulmuştur.


Vajinismus’un kısaca belirtileri nelerdir? (www.vajinismus.biz)

  • Birleşme sağlanıyor ancak hareket etmek canımı acıtıyor ve durmak zorunda kalıyoruz.
  • Benim de çabalamama rağmen hiç kimseyle tam olarak birleşme gerçekleşmedi.
  • Bugüne kadar hiç acısız cinsel birleşme gerçekleştirmedim.
  • İlişkiye girmeye teşebbüs ettikten sonra yanıcı tarzda bir acı hissediyorum.
  • Partnerim içime girmeyi denediğinde duvara çarpmış gibi oluyor.
  • Cinsel ilişkiyi tamamlayamıyorum.
  • Kolay olmamasına rağmen tam olarak birleşme sağlanması için zorluyoruz.
  • Gerçekten cinsel ilişkiye girmek istesem bile vajinamı sıkıyor gibi görünüyorum.
  • Bir çok defa cinsel ilişkiye girmeyi denemiş olmama rağmen hala bakireyim.
  • Tampon kullanamıyorum çünkü tamponu vajina içine yerleştirmek çok zor.
  • Bugüne kadar jinekolojik muayeneyi tamamlayamadım.



Kesinlikle cerrahi uygulamalar ve istenmeyen terapik uygulamalardan kaçınılmalıdır.


Vajinismus  ilaç ve destekleme amaçlı drug kullanımının  çözümde yeri olmadığı gibi hipnoz yöntemini ise  çözümsüz kalmadığınız sürece uygulamaması gerekir. Çok özel durumlarda ve bu konuda kesinlikle yeterli tecrübe ve deneyiminiz varsa sınırlı olarak uygulanabilinir. Aksi takdirde hastada daha olumsuz gelişmelerin oluşmasına neden olabilmektedir.

Popularity: 1% [?]

LAZERLE İSTENMEYEN TÜYLERDEN KURTULMAK

0

Yaza Girmeden İstenmeyen Tüylerden Kurtulun

Vücuttaki istenmeyen tüylerden kurtulmanin en hızlı ve güvenilir yolu olan lazer epilasyon, hem estetik açıdan iyi görünmek; hem de sağlıklı olmak isteyen hanımların imdadına yetişiyor. Uzmanlar lazer epilasyon işleminin; havaların henüz çok ısınmadığı ve güneşin kendini sıkça göstermediği bu aylarda yaptırılmasını öneriyor.

Memorial Hastanesi Dermatoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Ayfer Aydın , “Lazerli epilasyon yöntemi” hakkında bilgi verdi.

Lazerli epilasyon vücuttaki istenmeyen tüyleri acısız ve cilde zarar vermeden yok eden kalıcı bir yöntemdir. Özel olarak seçilen dalga boyundaki lazer ışınları kıl kökünde bulunan melanin pigmentini hedef alır. Lazer ışınını emen melanin pigmenti ısınır ve kıl kökü tahrip olur. Tüylerdeki melanin cilttekine göre daha konsantredir. Bu da cildin zarar görmesini önler. Lazerli epilasyondan etkili sonuç alabilmek için en az 4 seans düzenli olarak devam etmek gerekir. Seans sayısı, cilt tipine ve tüylerdeki yoğunluk ve renge göre değişir. Lazerli epilasyonla uygun gelişmişlikteki tüyler yok edildiği için bu evreye gelmeyen tüyler için uygun evre beklenir. Bu da seans sayısının artmasına neden olabilir. Cilt rengi açık, tüyleri koyu olan kişilerde oldukça hızlı ve başarılı sonuçlar elde edilmektedir.

Lazer işlemi nasıl uygulanır?
Lazer, Selektif Foto-Termoliz (ışık ısısıyla seçici tahrip) adı verilen bir mekanizma üzerinden etki gösterir. Deriye lazer atışı yapıldığında, ışık milisaniyeler içinde deriden emilmeksizin geçer ancak kıl kökü ve kıl gövdesi tarafından emilir ve kıl kökü içinde yüksek ısı meydana getirerek kıl kökünün tahrip olmasına yol açar.

Lazerin vücuda herhangi bir zararı var mıdır?
Lazer uygulamaları çoğu zaman radyasyon gibi algılanmakta ve zararlı etkiler meydana getirebileceği düşünülmektedir. Oysa lazer ile radyasyon arasında bir ilişki yoktur. Lazer uygulaması sırasında deri altındaki doku ve organlara herhangi bir etkide bulunduğuna dair bir bulgu gözlenmemiştir. Lazerle vücutta ancak kıl kökü seviyesine dek ulaşılabilir.

Uygulama sırasında acı hissedilir mi?
Lazer işlemi sırasında tüylerin cımbızla çekildiğinde meydana gelen acının benzeri bir his algılanır. Vücudun bazı bölgeleri daha duyarlı olduğundan, doğal olarak bazı bölgelerde bu his daha güçlü hissedilebilir. Ancak lazer soğutucu ile birlikte kullanılmakta olduğundan derinin ısınmasına bağlı bir ağrı-acı meydana gelmez. Soğutucu, işlem sırasında lazer atışı öncesi-atış sırası ve sonrasında deriyle sürekli temas halinde tutularak işlem bölgesini soğutur ve deri üst tabakasını lazerin ısısından korur. Soğutucu sayesinde kıl kökündeki reaksiyon da nisbeten az hissedilir.

Lazerli epilasyon hangi bölgelerde uygulanır?
Lazer, bütün vücuda uygulanabilir. Yüz, ense, kulaklar, boyun, kol, koltukaltı, bacak, kalça, sırt, göbek, omuzlar ve bel bölgelerinin yanı sıra göğüs ve bikini çizgisi gibi hassas bölgelerde de rahatlıkla uygulanabilir.

İşlemler ne kadar sürer?
Lazer epilasyon işlemi uygulama yapılan bölgenin genişliğine göre değişir.

Kaç kez yapılır?
İşlem köklerin büyüme aşamasında 4-6 hafta aralıklarla ya da tüyler çıktıkça yapılır. Toplam işlem sayısı vücut bölgesine göre değiştiği gibi, genetik faktörler, yaş, cinsiyet, hormonal profil gibi özelliklerinize bağlı olarak da farklılıklar gösterir. Tedavi amacınızı doktorunuza bildirdiğinizde size göre uygun bir tedavi şeması ayarlanacaktır.

Tedaviden sonra deride ne gibi bir değişiklik gözlenir?
Hassas ciltlerde hafif pembelik veya kızarıklıklar olabilir. Ancak güçlü bir soğutucu ile birlikte kullanılan lazerlerde, işlem sonrası pembelik-kızarıklık hemen hemen hiç görülmez.

İşlem sonrası losyon-krem ya da ilaç kullanımı gerekli midir?
Kızarıklık oluşmayan bir tedaviden sonra herhangi bir koruyucu krem uygulamasına da gerek kalmaz. Kızarma meydana geldiği takdirde koruyucu ve onarıcı kremler kullanılmalıdır.

Lazer tedavileri sırasında güneşe çıkmak sakıncalı mıdır?
Tedavi süresince güneşten sakınmak tavsiye edilir.

Yüze uygulanan bir tedaviden sonra makyaj yapılabilir mi?
Uygulama sonrası ciltte kızarıklık oluşmadığı takdirde makyaj malzemeleri işlem gören bölgeye rahatlıkla uygulanabilir ancak deride kızarıklık meydana getiren bir lazer tedavisinden sonra kimi makyaj malzemelerinin kullanımı sakıncalı olabilir.

Lazer uygulamasından sonra işlem bölgesindeki tüylere ne olur?
İşlemden sonraki 3 gün içinde tüyler yüzeye çıkmaya başlar ve dökülür. Tüylerin yüzeye çıkması yeniden büyüme olmayıp, köklerin içindeki tüylerin dökülmeleri için gereken bir süreçtir. Dökülme tamamlandıktan sonra o bölgede birkaç hafta süreyle yeni tüy çıkmaz. Yeni tüyler çıkması yeni bir seans gerektiği anlamına gelmektedir.

Lazer işlemlerine başlamadan önce ne yapılması gerekir?
Lazer işlemlerine başlayabilmek için o bölgedeki tüyleri bir süre kökten almadan beklemek gerekir. Bu süre içerisinde uzayan tüyleri kesilebilir ya da tüy dökücü krem kullanılabilir İşleme başlamak için tüylerin uzun olmaları gerekmez, köklerin tüy çıkarmış olması yeterlidir

Epilasyon uygulamalarına artık yalnızca bayanlar değil, erkekler de sıklıkla başvuruyor…
Erkeklerin en sık uygulama yaptırılan bölgeler omuz, sırt, göğüs, boyun- ense ve elmacık kemiklerinin üzerindeki sakallardır. Erkekler, lazer epilasyon uygulamalarında kadınlara göre bazı avantaj ve dezavantajlara sahiptirler. Avantajları, erkeklerin daha kalın ve koyu renk kıl köklerine sahip olmaları nedeniyle, lazere çok iyi yanıt verirler ve çok daha başarılı sonuçlar alınabilir. Erkeklerin dezavantajı ise yapıları gereği yüksek erkeklik hormonları nedeniyle sürekli yeni kıl üretimi ile karşı karşıya olmalarıdır. Bu durum sık sık yeni uygulamaları ve zorunlu kılmaktadır. Doğru tedavi ile istenilen sonuç elde edilir.

Popularity: 1% [?]

MEMEDE ŞİŞLİK KANSER BELİRTİSİ Mİ?

0

Meme cildinde kalınlaşma ve çukurlaşma kanser habercisi olabilir.

Ağrısız sert şişliklerle de kendini belli eden hastalığın tedavisi ameliyattan geçiyor. Meme kanserini erken evrede saptamak için her kadın 40 yaşından sonra yılda bir kez mamografi yaptırmalı.Memede her şişlik kanser belirtisi mi?

Geçen hafta banyoda mememde bir şişlik fark ettim. Her şişlik meme kanseri belirtisi mi? Ne yapmamı tavsiye edersiniz? İ.A.

CEVAP:
Memede saptanan her kitle kanser değil. Hemen telaşlanmayın. Doktora başvurarak daha ileri tetkikler yaptırın. Meme kanserinde en sık görülen şikayet yeni bir şişlik ya da kitle saptanmasıdır. Şişlikler genellikle ağrısız ve serttir. Tabi bazı kanser türlerinde şişlik ağrılı ve yumuşak olabilir.

Meme kanserinin diğer belirtileri şunlar:
Meme cildinde kalınlaşma,
Meme cildinde çukurlaşma olması,
Meme başında ağrı veya meme başının içeri çekilmesi,
Meme başında veya meme cildinde kızarma ya da yara oluşması,
Memenin büyüklüğü veya şeklindeki değişiklikler,
Koltuk altında kitle ya da kalınlaşma,
Meme ucundan akıntı,
Memenin koyu bölgesinde renk veya his değişiklikleri.

Memede muayene veya mamografiyle kitle saptandığı zaman, bunun kanser olup olmadığının saptanabilmesi için :
Başka tetkiklerinde yapılması gerekir. Hastanın fizik muayenesi yapıldıktan ve geçmişi sorgulandıktan sonra biyopsi yapılır. Meme kanserinin kesin tanısı, biyopsiyle konur. Biyopsi çeşitli şekillerde yapılabilir. Örneğin iğneyle kitleden sıvı ve hücre alınabilir. Ya da cerrahi işlemlerle kitle çıkarılabilir. Meme kanseri en çok kemiklere, karaciğer ve akciğere yayılır. Erken tespit edildiğinde hastaların yüzde 95′i temelli kurtulma şansına sahip. Bu nedenle hiçbir şikayetiniz olmasa da 40 yaşından sonra her yıl 1 kez mamografi yaptırın. Mamografi, elle hissedilmeden 2 yıl önce kitlenin tespit edilmesini sağlayan bir tetkik. Ailenizde meme kanseri varsa kontrollere 30 yaşında başlayın. Her ay adet bitiminden soma memelerinizi kendi kendinize muayene edin. Meme kanseri riskini azaltmak için alkolü sınırlandırın, sağlıklı kiloya ulaşın, sigara içmeyin, egzersiz yapın, sebze-meyve ağırlıklı beslenin, diyetinizdeki yağları azaltın ve sofranızda zerdeçal, çörek otu gibi baharatlara yer açın. Her gün en az yarım kilo yoğurt yemeyi ihmal etmeyin. Ailenizde meme kanseri öyküsü varsa doğum kontrol hapı kullanmayın. Ayrıca menopoz döneminde hormon tedavisinden uzak durun.

Popularity: 1% [?]

SAMAN NEZLESİ VE ASTIMA KARŞI KÜR

0

Saman nezlesi, alerjik astım, alerjiye bağlı hapşırma ve genel astıma karşı üzerlik otu tohumu oldukça etkilidir. Üzerlik otu tohumuna bu çok yönlü gücü veren içerdiği vasicinone maddesidir.
Vasicinone aynı zamanda hem bronş genişletici (bronchodilator) hem de solunum uyarıcıdır (respirastimulant). Vascinone maddesi bütün bunlarla da kalmayıp aynı zamanda protein alerjisine karşı da (antianaphylactic) çok etkilidir. Dünyada birçok ülkede yetişen üzerlik otunun Türkiye’de yetişeninin yerini hiçbiri dolduramaz. Memleketimizin topraklarında yetişen üzerlik otunun tohumundaki şifa gücü oldukça yüksektir..

Üzerlik otu tohumunda bulunan diğer bazı etkin maddeler aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Üzerlik otu tohumunun içerdiği bazı etkin maddeler :
Deoxyvasicinone   harman
Harmaline   harmine
Harmalol  vasicinone

SAMAN NEZLESİ NEDİR?

Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde “pollenosis” veya “alerjik rinit” denir. Havada taşınabilecek kadar küçük ve hafif olan hayvan ve bitki proteinleri göz, burun ve boğazdaki zarlar üzerinde birikir.

İlkbaharın erken dönemlerinde alerjik rinite sıklıkla polenler veya çevrede yaygın olarak bulunan ağaçlar neden olur. İlkbaharın geç dönemlerinde ise polenler çayırlardan kaynaklanır. Renkli süs bitkileri nadiren alerjiye neden olurlar, çünkü polenleri havayla taşınamayacak kadar ağırdır.

Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve öksürük görülür. Hastalığın yıl içindeki süresi coğrafi bölge ve iklim ile yakından ilişkilidir. Polen mevsimi dışında hastalar genelde rahattır. Her yaşta ortaya çıkabilen saman nezlesi, 1-20 yaşlarında görülür.

Saman nezlesi, alerjik astım ve genel astım için doğal kür :

Üzerlik Tohumuİki yemek kaşığı üzerlik otu tohumunu kaynamakta olan bir litre suyun içine koyun. Hafif ateşte kaynatarak yüzünüzü buharına tutup hem ağızdan hem de burundan soluyun (teneffüs edin). Buharı iki dakika müddetle içinize çekin. İki dakika tamamlandıktan sonra pamuğu üzerlik otu suyuna daldırın ve her iki burun deliğinin iç kısmına sürün (ıslatın).

Bu işleme 15 gün müddetle gün aşırı (bir gün durup bir gün uygulayarak) devam edin. Daha sonra ihtiyaca göre zaman zaman uygulanır.

Üzerlik otunun tohumunda bulunan vasicinone maddesinin özellikleri :
Antiallergic alerjiye karşı
Antianaphylactic protein alerjisine karşı
Antiasthmatic astıma karşı
Bronchodilator bronşları genişletici
Antihistaminic antihistaminik
Hypotensive tansiyon düşürücü
Respirastimulant nefes almayı uyarıcı

Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

Popularity: 1% [?]

RAHİM AĞZI YARASI VE TEDAVİSİ

0

5 SORUDA RAHİM AĞZI YARALARI

En sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden bir olan servisit kolaylıkla tedavi edilebilen ancak ihmal edilmemesi gereken bir durumdur.


Halk arasında rahim ağzında yara olarak bilinen servisit en sık karşılaşılan jinekolojik problemlerden birisidir. VKV Amerikan Hastanesi Kadın Sağlığı Ünitesi uzmanlarındanDr. Senai AKSOY kadınların yarısından fazlasının hayatının bir döneminde yakalandığı rahim ağzı yaraları hakkındaki en önemli 5 soruyu cevaplandırıyor.

Yaşı ne olursa olsun cinsel yönden aktif her kadın servisit için uygun bir adaydır. Kasık ağrısı ve vajinal akıntısı olan kadınların çoğunda başka bir hastalıkla bir arada ya da tek başına mutlaka servisit bulunur. Belirtileri diğer pek çok hastalığa benzediği ve spesifik yakınmalar yaratmadığı için kişinin kendi kendine servisitten şüphelenmesi zordur. Genelde başka bir nedenden dolayı yapılan jinekolojik muayene ile fark edilir.

Genel anlamı ile servisit rahim ağzı dokusunun iltihabıdır. çok büyük bir olasılıkla bir enfeksiyona bağlıdır ancak bazen irritasyon ya da travma sonrası da ortaya çıkabilir.

1. Rahim ağzı yaralarının belirtileri nelerdir?
Servisitin ilk belirtisi adet kanamasının bitişini takip eden dönemde ortaya çıkan vajinal akıntıdır. Diğer belirtiler arasında anormal vajinal kanama, kaşınma, vajinada yanma, ilişki esnasında ağrı, idrar yaparken yanma ve bel ağrısı bulunur. Hafif vakalarda herhangi bir bulgu olamayabilir ancak olay ilerledikçe kötü kokulu ve iltihabi bir akıntı ortaya çıkar. Uzamış ve tedavi edilmemiş bir servisit mukus yapımını bozarak spermlerin servikal kanala girişini bozabilir ve kısırlığa yol açabilir. Servisiti olan gebe bir kadında da düşük ve erken doğum riski bulunur. Bu tür annelerden doğan bebeklerde doğum sonrası akciğer be göz enfeksiyonları normalden daha fazla görülür.

2. Tanı nasıl konulur?
Servisit, yani serviksin iltihabı, vücudun normal çalışan savunma mekanizmalarının bir sonucudur. Herhangi bir dokuda yaralanma, irritasyon ya da enfeksiyon olduğunda beyaz kan hücreleri yani akyuvarlar o bölgeye göç ederler ve bu bölgedeki kan akımı artar. Bu olay serviskte olduğunda, normalde açık pembe olan serviks kızarır ve şişer. Bu durum muayenede yara şeklinde görülebilir. Servisit tanısı genelde jinekolojik muayene ile konsa da tanıdan emin olmak ve ayırıcı tanı yapabilmek için bazı ek tetkikler gerekebilir.

Biyopsi: Eğer rahim ağzı ileri derecede anormal görünüyor ise lokal anestezi altında serviks biyopsisi alınabilir. İşlem esnasında şüpheli alanlardan örnek alınır. Eğer tek bir alan belirlenemiyorsa saat 3,6,9 ve 12 hizalarından biyopsi alınır ve patolojik incelemeye gönderilir.
Kolposkopi: Rahim ağzının ışık altında büyütece benzer bir optik alet yardımı ile incelenmesidir. Şüpheli alanları daha kolay ortaya çıkarmak için kolposkopi öncesi rahim ağzı bir takım kimyasal maddeler ile silinir ve daha sonra boyanır. Dokunun boya tutmadaki farklılıklarına göre biyopsi alınacak yer tespit edilir. Kolposkopi ile rahim ağzındaki kılcal damarların yapıları da değerlendirilir ve anormal damarlanma olup olmadığı saptanır. Bu damarlanma değişiklikleri servisit ile kötü huylu hastalıkların ayrımında önemlidir.
Smear: Servikal enfeksiyonu ve erken dönem serviks kanserinin taramasında kullanılır. Smear her kadının yılda 1 defa yaptırması gerek son derece basit ancak bir o kadar da önemli bir testtir.

3. Rahim ağzı yaralarının nedenleri nelerdir?
Servisitin başarılı şekilde tedavi edilebilmesi altta yatan nedeninin tanımlanması ile ilgilidir. Eğer buna neden basit bir irritan madde ise bu maddenin kullanılmaması sorunu çözecektir. Eğer altta yatan sebep bir enfeksiyon ise bu enfeksiyonun uygun şekilde tedavisi, servisit problemini de çözecektir. Servisite neden olan en önemli 3 mikroorganizma klamidya, gonore ve trikomonasdır. Bunun dışında bazı alerjik maddeler de bu duruma yol açabilir.

4. Tedavi nasıl uygulanır?
Eğer servisit durumu uzamış ise ve altta yatan etkenin tedavisine rağmen servisit tablosunda gerileme yoksa serviskteki anormal hücreleri tahrip etmek için bazı küçük cerrahi girişimler yapılabilir. Bunlardan en sık kullanılan koterizasyon ve kriyoterapidir. Koterizasyon ısı yardımı ile tahrip etmektir. Halk arasında bu işleme yara yakma adı verilir. Kriyoterapi ise sıvı karbondioksit veya azot yardımı ile anormal dokuların dondurulmasıdır. Buna da halk arasında yara dondurma ismi verilir. Son olarak da Lazer ile hücrelerin tahribi uygulanabilir.

Koter: Kronik servisitteki en eski ve en klasik yöntemdir. Kalam şeklinde bir probun ucundan elektrik akımı geçirilerek ısı elde edilir. 3 yöntem arasında en son tercih edilmesi gereken tedavidir. İşlem esnasında çok hafif ağrı olabilir. İşlem sonrası oluşan nedbe dokusu rahim ağzı kanalında tıkanmalara yol açabilir.

Kriyoterapi: Kotere göre bazı avantajları vardır. Daha az ağrıya neden olur, ve daha kontrollü bir doku tahribine olanak tanır.Daha az nedbe dokusu oluşmasını sağlar.Bu nedenle servikal kanalda daralmaya yol açmaz. Tabanca şeklinde bir cihaz ile uygulanır. Bu tabancanın ucunun değdiği yerler donar. İşlem herhangi bir anestezi uygulanmadan yapılır. Son derece basit ve yaklaşık 10 dakika süren bir işlemdir.
Lazer: Dokuların lazer ile tahrip edilmesidir. Kriyoterapiye bir üstünlüğü yoktur. Tedavi şekli ne olursa olsun hücrelerin tahrip edilmesini takiben 1 – 2 hafta kadar süren bol sulu bir vajinal akıntı görülür. Bu süre zarfında lekelenme şeklinde kanamalar olabilir bu nedenle işlemlerden sonra 2 hafta kadar cinsel ilişkiden kaçınmak gerekir. Tamamen iyileşme 6 – 8 hafta kadar alabilir.

5. Nasıl önlem alınır?
Servisitten korunmak ya da erken dönemde teşhis edilmesini sağlamak için bazı basit önlemler yeterlidir.

•Çok emin olmadığınız kişiler ile ilişkiye girmeyin.
•Partnerinizde gonore belirtileri varsa hemen doktorunuzla görüşün
•Vajinal akıntı varlığında muayene olmayı geciktirmeyin
•Herhangi bir şikayetiniz olmasa bile yılda 1 kez jinekolojik muayeneden geçin
•Kokulu tampon, deodorant gibi irritan maddeleri kullanmayın

Popularity: 1% [?]

Cam’ı kırılan İphone 4 mahkemelik

0

iphone 4

İphone 4 çıktığı günden beri hem popülaritesi artan hemde sorunlarıyla baş gösteren bir telefon çağımızın son teknolojik mobil ürünü olan iphone 4′ler ile ilgili en son Donald Lebuhn isimli bir baba. Kızının, iPhone 4′ü yere düşürüp camının kırılmasına neden olduktan sonra Lebuhn çözümü Apple’a dava açmakta buldu.

iPhone 4′ün yalnızca 1 metre yükseklikten serbest şekilde düştüğünü belirten baba çözümü, iPhone 4 camının helikopterlerde kullanılan malzemeden yapıldığını iddia eden Apple’a toplu dava açmakta buldu. Aynı yükseklikten düşen bir iPhone 3GS’e hiçbir şey olmadığını belirten Lebuhn, Apple’ın iPhone 4′ün tasarımının hatalı olduğunu kabul etmesini ve bu şekilde mağdur olan herkesin parasını geri almasını istiyor.

SquareTrade isimli bir firmanın yaptığı araştırmaya göre de, kaza sonucu hasar gören iPhone 4′lerin sayısı iPhone 3GS‘den yüzde 68 daha fazla.

İphone 4 hakkında blogumuzdaki diğer yazıları inceleyebilir sorularınızı bize iletebilirsiniz

Popularity: 1% [?]

KALP BÜYÜMESİNE KARŞI DOMATES KÜRÜ

0

KALP BÜYÜMESİ VE İYİ HUYLU PROSTAT BÜYÜMESİNE KARŞI DOMATES KÜRÜ

Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU – Domates bir yaz sebzesi olup, yaz mevsiminde tüketilmelidir. Genel bir kural olmamakla beraber her sebze ve meyve mevsiminde tüketilmelidir. Çünkü insan vücudu mevsimlere bağlı olarak farklı çalışır.

Domatesin özelliklerinden istifade edebilmek için, doğal tohumundan yetiştirilmiş olma şartı vardır. Eğer satın aldığınız domates ebter (kısır) tohumdan elde edilmiş ise yararlı özelliklerinden yararlanamıyorsunuz demektir. Adı ister “arılı” ister “organik” olsun; Tohumu ebter  tohum ise değişen bir şey olmaz. Domatesin hiçbir yararından  faydalanamıyorsunuz demektir. Hangi sebze veya tahıl olursa olsun, tohumu ebter ise onun hastalıklara karşı önleyici ve koruyucu gücünden yeterli düzeyde yararlanamazsınız. Tüketeceğiniz sebze ve tahılın veya da bakliyatın ebter tohumlu olmaması gerekir.
Tıpta, henüz kalp büyümesine karşı etkili bir ilaç tedavisi geliştirilememiştir. Özellikle, ağır yük taşıma işinde çalışanların veya ağır spor yapanların veya yüksek tansiyon hastalarının, haftada  iki – üç defa, yemeklerden yarım saat önce, bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu içmeleri, onları kalp büyümesine karşı dirençli kılacaktır. Kullanılacak domatesin mutlaka hormonsuz ve doğal tohumdan üretilmiş olması şartı vardır.

Antremanlarına başlayacak olan sporcuların, aynı gün sabah kahvaltısında bir bardak domates suyu içmeleri halinde, domatesin kalp büyümesini önleyici ve durdurucu etkisinden mükemmel bir şekilde faydalanabilirler.

Kalp büyümesindeki bir sorun da, büyüme sırasında kalbin kas kütlesinin artmasına karşın, kendini besleyen damar yapısının aynı kalmasıdır. Böylelikle her bir kas kütlesine düşen damar miktarı göreceli olarak azalmış olacaktır. Bu da kalp kasının beslenmesini bozacak ve yeterli beslenemeyen kalp kası hasara uğrayacaktır. İşte böyle bir hasara karşı, haftada üç-dört kez içilecek bir çay bardağı taze sıkılmış domates suyu mükemmel bir önleyicidir.

Domates alerjisi olanlara brokoli
Domates veya brokoli kürleri iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu idrar yapma zorluğuna karşı mükemmel bir çözümdür. Domates, bazıları için alerjendir. Eğer domatese karşı alerjiniz varsa brokoli kürünü öneririm.

Domatesin yararları
- Antioksidan
- Kalp büyümesine karşı önleyici
- Kalbin dıştan yağlanmasına karşı hem koruyucu hem de yok edici
- Makula dejenerasyonuna karşı önleyici ve koruyucu
- Makula dejenerasyonu başlangıç aşamasında ise tedavi edici
- İyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar yapma zorluğuna karşı
- Yüksek göz tansiyonun düşürülmesinde olumlu etki
- Kolestrolün düşürülmesinde ve dengelenmesinde yardımcı

Dikkat:
Egzama şikâyeti olanlar domatesi ölçülü tüketmeli. Domates, içerdiği bazı etkin maddeler bakımından egzamayı azdırır.

GÜNÜN KÜRÜ
Kalp büyümesine ve iyi huylu prostat büyümesi şikâyetlerine karşı
Kalp büyümesine ve iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu idrar yapma zorluğuna karşı aynı kür uygulanır. Burada dikkat edilecek en önemli nokta, satın alınan domateslerin, ebter tohumdan üretilmemiş ve de hormonsuz olmasıdır.

Bir ay boyunca her gün akşam yatağa gitmeden bir saat önce bir bardak taze sıkılmış domates suyu içilir. Bu en önemli bir aylık başlangıç kürüdür.
Bir aydan sonra haftada iki veya üç defa uygulamaya devam edilir.

Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

Popularity: 1% [?]

İBRAHİM SARAÇOĞLU SUYUN FAYDALARI

0

Suyun önemini daha iyi vurgulayabilmek için, ben ona “beyaz kan” diyorum. İnsanın yemek yemeden birkaç hafta yaşaması mümkündür. Su içmeden ise insan ancak birkaç gün yaşayabilir.

Prof.Dr. İbrahim Adnan SARAÇOĞLU

Değerli okuyucu, bugün sizlere sudan bahsetmek istiyorum. Suyun yerini hiçbir şey dolduramaz. Etin, sütün, tahılın, sebzenin veya meyvenin alternatiflerini bulabilir ve aralarında seçim yapabilirsiniz. Suyun alternatifi kesinlikle yoktur.

Suyun önemini daha iyi vurgulayabilmek için, ben ona “beyaz kan” diyorum. İnsanın yemek yemeden birkaç hafta yaşaması mümkündür. Su içmeden ise insan ancak birkaç gün yaşayabilir.

Yapılan araştırmalar, kadınların erkeklere göre daha az su tükettiklerini göstermiştir. Halbuki, kadınlar bir bilseler ciltteki kırışıklıkların oluşumunda ve artmasının arkasında az su içmenin yattığını… Cildin taze ve canlı görünmesinde vücudun ihtiyacı olan yeterli suyun alınması çok önemlidir.Günde en az 1.5 litre su içmeyi alışkanlık haline getirmek gerekir.Susayınca su içilir diye bir kural yoktur. İster susayın ister susamayın, gün boyu en az 1.5 litre su içmeyi ihmal etmeyiniz. Hele gece yatağa giderken içeceğiniz bir bardak suyun hikmeti saymakla bitmez…

Normal kilosu olanlar, fazla kilosu olanlara göre vücutlarında daha fazla su tutarlar. Normal kilonun üzerine çıkıldıkça vücut daha az su içerir.

Yumuşak suyun etkileri

Vücudumuzun ihtiyacı olan oksijeni bir tek havadan almayız. Hücrelerimiz tıpkı bir elektroliz reaksiyonunda olduğu gibi suyun moleküler yapısında bulunan oksijeni de kullanarak oksijen ihtiyacını karşılar.
Suların sertliği üzerine pek çok spekülasyon var. Değerli okuyucu, suyun sertlik derecesinin insan sağlığı üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi yoktur. Aksine, yumuşak suların insan sağlığı üzerinde olumsuz etkisi vardır. Azor adalarında  ve İskandinav ülkelerinde kalp-damar rahatsızlıkları yüksektir.  Bunun nedeni içme sularının yumuşak olması olarak açıklanmaktadır. Suyun yumuşak olması demek, içerdiği tuzların (kalsiyum, magnezyum, potasyum…) miktar olarak az bulunması demektir. Yumuşak su içilmesi demek, vücuttan tuz emilmesi demektir. Yumuşak suda potasyum miktarı da düşük olduğundan dolayı, yumuşak su içildiğinde vücudumuzdan potasyum uzaklaştırılır. Kalp kaslarında çok önemli görevi bulunan potasyum, azaldığı taktirde, kalpte ritim bozukluğuna sebep olabilmektedir.

Kabızlığa karşı

Kabızlık şikâyetine karşı her öğünde sofradan kalkmadan önce en son olarak iki bardak su içme alışkanlığını edinmek, kabızlığın çözümünde önemli bir destekleyicidir. Vücudumuzun önemli bir yüzdesi su içermektedir. Bu yüzde oranı yağ dokusuna bağlıdır. Vücut ne kadar yağlı ise su da o oranda daha az olacaktır. Kısaca, şişman bir insan fazla yağ içerdiğinden, zayıf bir insana göre vücudunda daha az su bulunur. Bazı kişiler susuzluklarını daha sağlıklıdır düşüncesiyle bitkisel çay veya taze sıkılmış meyve sularıyla gidermeye çalışır. Bu yanlış bir uygulamadır. Vücudunuzu meyve suyu ile yıkayabilir misiniz? Öyleyse susadığınızda da susuzluğunuzu sadece ve sadece su ile gideriniz.

Saç ve tırnak sağlığı için

Tırnak sağlığı büyük oranda yeterli su alıp almadığımıza bağlıdır. Saçlara canlılık ve parlaklık veren yine vücudumuzun ihtiyacı olan suyu dengeli olarak alıp almadığımıza bağlıdır. Günlük ihtiyacımız olan suyu tüketmediğimiz taktirde saçların parlaklığı veya canlı görüntüsü kalıcı değildir. İdrarınızın rengi koyulaşmış ise biliniz ki vücudunuz susuz kalıyor ve böbreğiniz zorlanıyor demektir. Rengi açılana kadar gün içerisinde su içiniz. Eğer bir-iki gün içerisinde rengi hâlâ açılmıyorsa mutlaka hekiminize danışınız.

Selülit oluşumuna karşı

Selülit oluşumunu hızlandıran birinci sıradaki etken, az su tüketilmesidir. Normalden ne kadar az su içilirse, selülit oluşumu da o kadar hızlı olur. Böbreğin sağlıklı çalışması, yeterli miktarda su tüketmemize bağlıdır. Bazı insanlar günde yedi-sekiz bardak çay veya kahve içtiklerinden vücutlarına bu yolla yeterli su aldıklarını sanırlar. Gerek kahve ve gerekse de çay, diüretik özelliği olan etkin maddeler içerdiklerinden, idrar yoluyla vücudumuzdan fazla su atılmasına neden olurlar. Bu nedenle, fazla çay veya kahve içenlerin ayrıca su içmeleri gereklidir.

Toksinlerin atılabilmesi için

Vücudumuzdan toksinlerin atılabilmesi, gün içerisinde yeterli ölçüde su tüketmemize bağlıdır. Organlarımızın sağlığı için gün boyu vücudumuzun ihtiyacı olan en az bir buçuk litre suyu tüketmemiz gerekir. Yeterli derecede su içilmesi kanın rahat akışını sağlar. Kanın rahat akması demek, kalbimizin de rahat çalışması demektir. Yeterli ölçüde suyun vücuda alınması kalbin yükünü hafifletir. Bu sayede kandaki oksijen daha hızlı bir şekilde tüm vücuda dağılır. Oksijen dağılımı ne kadar başarılı ise organlar da o kadar sağlıklı çalışır.

Popularity: 1% [?]

BAĞIRSAK KANSERİ İÇİN ÖNERİLER

0

Prof.Dr. Erkan TOPUZ’dan Bağırsak Kanseri için Öneriler….

Bağırsak kanseriyim. Karaciğerimde kitle var. Tedavi önerileriniz nedir?

47 yaşındayım. Bağırsak kanseri teşhisi konuldu. Karaciğerimde 2.5 santim kitle tespit edildi. Doktorlar kemoterapi önerdi. Karaciğerimdeki kitle için ameliyat olmam gerekir mi? M.G.

CEVAP:

Ailesinde bağırsak kanseri olanlar, aşırı miktarda kırmızı ve tuzlu et yiyenler, uzun süre sigara içenler, aşırı şişmanlar bağırsak kanseri için riskli grupta.

Tedaviye gelince… Tümör lenf bezlerine atlamadıysa, polip yoksa, tümör 1 santimin altındaysa ve belli bir bağırsak tabakasını geçmediyse (serozaya taşmadıysa) kemoterapi yapmayız. Ama serozaya taşmış ve lenf bezine atlamışsa muhakkak 6 kür kemoterapi veririz. Bağırsak kanseri tedavisinde çok büyük aşamalar kaydedildi. Eskiden yüzde 60 kür elde ettiğimiz hastalarda yeni ilaçlarla yüzde 80-85′lere varan oranlarda temelli kür elde ediliyor. Metastaz olan hastalarda bile iyi neticeler alınıyor. Karaciğerinizdeki kitle kemoterapiyle küçültülüp ameliyatla temelli çıkarılabilir. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz çok önemli. Bunun için milk thistle (deve dikeni sütü kapsülü), bromelain (ananas hapı), maitake mantarı hapı, boswellia bitkisi hapı, dandelion (karahindiba hapı), folik asit, kalsiyum alın. Bol bol yoğurt yiyin.

Günde 1 çorba kaşığı keten tohumu yiyin. Soya yağı kullanın. Yemeklerinize zerdeçalkatın. Posa bırakan bütün meyveler sizin için faydalıdır, bol miktarda tüketin. Katkı maddesi içeren gıdalardan kaçının. Tuzlu, şekerli ve beyaz undan yapılmış yiyeceklerden kaçının. Meyve suyu yerine meyveleri posasıyla tüketin. Karahindiba, kuzukulağı, tere, biberiye ve rezeneyi sofranızdan eksik etmeyin. Her gün 1 porsiyon beyaz et, 5-7 porsiyon da sebze ve meyve tüketin. Kırmızı eti diyetinizden çıkarın. Haftada 2 kez kurubaklagil yiyin. Önceliği kuru fasulye, bezelye ve barbunyaya verin. Daha sonra nohut ve mercimeği tercih edin. Her gün 2 bardak domates suyu ve 1 bardak havuç suyunu dönüşümlü olarak tüketin. Kabız kalmayın, normalde her gün 1-2 kez büyük abdeste çıkmanız gerekiyor. Kabızlık ortaya çıkarsa bol bol kuru kara erik ve kayısı tüketin. Her gün yarım kilo probiyotik yoğurt yiyin. Katkı maddesi içeren besinlerden uzak durun. Organik gıdaları tercih edin.

Popularity: 1% [?]

Page 12 of 67« First...1011121314...203040...Last »
sayaç
Go to Top