FERİDUN KUNAK KIRIŞIKLIK MASKE VİDEOSU

0

Opr.Dr. Feridun KUNAK Kırışıklık Açıcı Maske

Opr.Dr. Feridun KUNAK, Esra CEYHAN’ ın proğramında Kırışıklık Açıcı Mucizevi Maske Tarifini sizler için paylaştı.

Kırışıklık Maskesi İçin Gerekli Malzemeler :
(Yüz, boyun ve gögüs bölgesinde oluşan kırışıklıklar için kırışıklık açıcı maske)

Kil 1 Yemek Kaşığı
Badem Yağı 1 çay kaşığı
Avakado Yağı 1 çay kaşığı
Jojoba Yağı 1 çay kaşığı
Kayısı Yağı 1 çay kaşığı
Portakal Yağı 1 çay kaşığı
Buğday Yağı 1 çay kaşığı
Badem Yağı 1 çay kaşığı
Üzüm Çekirdeği Yağı 1 çay kaşığı
Kaplıca Suyu/Maden Suyu (Karışım Bulamaç Olacak Kadar)

Kuruyana kadar cildinizde bekletilecek ve ılık su ile yıkanacak ardından yukarıda bahsedilen yağlardan oluşan karışım ile cilt silinir.

Popularity: 1% [?]

MEYAN KÖKÜ NASIL KULLANILIR

0

Meyan kökünü nasıl tüketmem gerekiyor?

Aktardan bir miktar meyan kökü aldım. Acaba çiğnemem mi, yoksa kaynatıp suyunu mu içmem gerekiyor? M.İ.

CEVAP :

Meyan kökünü mutlaka toz haline getirin, daha sonra 1 çorba kaşığı tüketin. Vücutta tuz tutarak ödeme yol açtığı için meyan kökünü 2 ay kullandıktan sonra 3 ay dinlenin.

Böbrek, şeker, tansiyon, kalp hastasıysanız meyan kökü kullanmayın. Meyan kökü çok şifalıdır. Bazı çalışmalarda, mide ülserlerini tedavi eden ve asidi ortadan kaldıran ilaçlarla eş değer hatta üstün bulunmuş. Hayvan çalışmalarında mide kanseri ve ülserinden koruduğu gösterilmiş. Ayrıca prostat ve akciğer kanserlerinden de koruyor ve bu kanserlerin tedavisi sırasında yararlı etki gösteriyor.

Popularity: 1% [?]

ERKAN TOPUZ SORU-CEVAP

0

Annem kan kanseri tedavisi gördü. Öksürük şikayeti var. Önerileriniz nelerdir?
Annem (50) 4 yıl önce kan kanseri (AML m3) teşhisiyle 5 kür kemoterapi aldı. 2008 mart ayına kadar yapılan kontroller normaldi. Fakat 1 sene önce çok şiddetli bacak ve bel ağrısı nedeniyle yapılan kontrolde omurilikte nüks görüldü. 15 gün radyoterapi, ardından kemoterapi aldı. Hastalığın başından beri tıbbı ilaçlar dışında bitkisel ilaç kullanmadık. Kemoterapisi biteli 6 ay oldu. Yapılan kontroller şu an için normal. Fakat annemin ayaklarında uyuşma var. Tavsiye ettiğiniz gibi Arnavut biberini kullandık. Fakat bir sonuç alamadık. Annemin 15 gündür öksürük şikayeti var. Bize tavsiyeleriniz nelerdir? Bu arada annemin boyu 1.53 santim, kilosu 110. Ö.C.

CEVAP :

Annenizin öksürüğü devam ediyorsa mutlaka metastaz yönünden akciğeri kontrol edilmeli. Ama öksürük her zaman ciddi bir duruma işaret değil. Lösemi hastaları, bağışıklık sistemleri zayıf olduğu için enfeksiyonlara açıktır. Öksürüğün sebebi üst solunum yolu enfeksiyonu da olabilir. Ayaklardaki uyuşma kemoterapinin yan etkilerinden biri olan nöropatidir. Kemoterapi ilaçlarının sinir köklerinde tahribat yapmasıyla ortaya çıkar, zamanla düzelebilir. Arnavut biberini tüketmek dışında herhangi bir vücut losyonuyla mikserden geçirerek ayaklara sürmek de işe yarayabilir. Bunun dışında doktor tavsiyesiyle günde 3 tane L glutamin faydalı olabilir. Ayrıca Bl, B6 ve B12 vitaminleri denemeye değerdir.
Annenize immün sistemini güçlü tutması için diğer önerilerim şunlar:
- Çok iyi temizlenmiş meyve sebzeler diyetinizde ön planda olsun. Kilolu olduğunuz için meyve suyundan ziyade meyveleri posalı olarak tüketin. Çünkü meyve suyu kilo aldırır.
- Lösemi hastalarında anemi (kansızlık) ortaya çıkacağı için haftada 1 kez yağsız kırmızı et yiyin.
- Her gün yarım kilo yoğurt tüketin.
- Katkı maddesi içeren gıdalardan uzak durun.
- Karahindiba, kuzukulağı, tere, biberiye gibi bitkileri bol tüketin.
- Haftada 2 kez mercimek, kuru fasulye ya da bezelye yiyin.

Lösemide beta karaten en başta gelen desteklerdendir. Havuç, domates, çilek, ahududu, kiraz, vişne, kara üzüm, kara erik, kara kayısı, böğürtlen, karadut ve hurma en zengin beta karoten kaynaklarıdır.
Aşırı yorgunluktan kaçının. Enfeksiyon riskini azaltmak için kalabalık ortamlardan uzak durun. En küçük bir enfeksiyon hastalığınızın nüks etmesine yol açabilir.

Epilasyon yaptırabilir miyim?

5 yıl önce meme kanseri tedavisi gördüm. Lazer epilasyon yaptırmayı düşünüyorum. Sizce bu işlemin kanser yapıcı etkisi var mı? B.S.

CEVAP:

Kanser geçirdiğiniz için lazer epilasyon yaptırmanızı önermiyorum. Özellikle de kanserli sahalara yakın bölgelere bu uygulamanın yapılması doğru değil.

Popularity: 1% [?]

KABIZLIK VE GAZ SORUNU

0

Korkular, endişeler, heyecan veya kararsızlıklar hatta güvensizlik duygusu bile bağırsakta gaz oluşumunu tetikliyor. Uzmanlara göre, sağlıklı insanların yüzde 20’sinde hassas bağırsak sendromu ile ilgili belirtilere rastlanıyor

Önemli bir toplantıda, ciddi bir randevuda, yani en olmayacak yerlerde karşımıza çıkan bağırsak gazları can sıkıcı, keyif kaçırıcı sorunların başında yer alıyor. Her insan bağırsak fonksiyonları sürecinde gaz üretir ama bu bazı insanlarda beklenenden daha fazla ve sık olabilir. Aşırı gaz dışarıya atılamadığında bağırsak spazmlarında, ağrıya ve değişik rahatsızlıklara yol açabilir. Özellikle meyvece, taneli tahıllar ve baklagillerin en gaz yapan besinler olduğunu vurgulayan Yaşasın Hayat ekibi uzmanları sağlık sorununun nedenleri, baş 2 yolları ve beraberinde görülebilecek hastalıkları ayrıntılı olarak ele aldı. Gaz yapan besinlerin aynı zamanda en sağlıklı besin gurubunda bulunmasının bir tesadüf olduğunu vurgulayan ekip, gazın temel nedenini “Bu besinlerde bulunan posa miktarının fazlalığı” diye özetliyor.


Önce nedenleri ortadan kaldırın
Şişkinlik sorununun altında bazı sağlık sorunları da yer alabilir. Bu nedenle hem gaz hem de karın bölgesinde şişkinlikten yakınıyorsanız bunun altında yatan nedenleri araştırmak gerekiyor, örneğin kabızlık… Bu sorunda kullanılacak kabızlık gidericiler gaza, sorunun kendisi ise şişkinliğe yol açar. Yanı sıra bazı mide, bağırsak sorunları da gaz ya da şişkinliğe yol açabilir. İşte o sorunlar ve yapılması gerekenler:


KABIZLIK
Kabızlığın en sık görülen nedeni çok az su ve az lif (posa) içeren beslenmedir. Fazla alkol ve kafeinli içecekler kabızlığa neden olurlar. Bağırsak hareketlerindeki azalma, hareket azlığı ve uzun süre yatakta kalmaktan kaynaklanır. Tiroit hastalıkları ve depresyon gibi sorunlar da kabızlığa neden olabilir. Kalın bağırsağın daralması, tıkanması, tümörleri ve divertikülit hastalığında da kabızlık görülür. Alınan ilaçların birçoğu da kabızlığa yol açabilir. Örneğin antihistaminikler, depresyon ilaçları, adale gevşetici ilaçlar, sakinleştiriciler, bazı tansiyon ilaçları, aliminyumlu mide ilaçlan, demir hapları, ek kalsiyum almak ve daha birçok ilaç kabızlığa yol
açar. Arada bir olan kabızlık zararsız ve yaygındır. Ancak bazen temelde yatan esas hastalığa bağlı olabilir. Eğer uzun zamandır şiddetli kabızlıktan şikayet ediyorsanız hekime başvurmalısınız.

Kabızlık için kuru kayısı
- Her sabah aç karnına kum kayısı, kuru erik veya kuru incir ile ılık su için.
- Her öğünde salata ve sebze tüketmeye çalışın.
- Bitki çaylarıyla bu işi çözmeye çalışmayın.
- Dışkılama hissi gelince gecikmeden tuvalete gidin. Ertelemeler bir süre sonra bağırsağın bu haber verme fonksiyonunu yitirmesine ve artık size haber vermemesine neden olur. Dışkı bağırsakta ne kadar uzun süre kalırsa o kadar sertleşir ve kurur.
- Doğru olan her gün aynı zamanda, tuvalete gitmektir. Vücut fonksiyonları için düzen önemlidir. Tuvalete çıkma hissi yoksa bile belirli saatte tuvalete gidip 10 ila 15 dakika oturmak yararlıdır.
- Kabızlığa karşı alınan ilaçlar sadece kısa süre alınmalıdır. Sürekli alınırsa bağırsak artık ilaçsız çalışmayacak duluma gelir. Ayrıca bir süre sonra bağırsakların alıştığı bu ilaçlar etkisiz olur. Ayrıca ilaçların yan etkileri ve zararları da var.
- Dışkının kurumasını önlemek için günde en az sekiz bardak su için. Alkol ve kafeinli içeceklerden kaçının.
- Lifli yiyeceklerin (sebze, meyve, kuru baklagiller, tam tahıl ürünleri, kepek, patates kabuğu vb) tüketimini artırın. Bu maddeler sindirilmediği için dışkıyı hacimli ve yumuşak tutar. Beyaz ekmek ve peynir gibi işlenmiş yiyecekleri azaltın.
- Düzenli egzersizlerin (yürümek, karın kaslarını güçlendirici hareketler) vücut fonksiyonlarını iyileştirici etkileri kabızlığa da iyi gelir.

SAKIZLARDAKİ ŞEKER BİLE GAZ YAPABİLİR
- Yapay tatlandırıcılardan uzak durun. Sorbitol ve ksilitol ihtiva eden sakız ve şekerlemeler sıklıkla gaz yapar, kullanmayın.
- Yavaş yiyin yavaş için. Besinleri uzun uzun çiğneyin. Küçük parçalar halinde yiyin.
Gaz yapıcı karbonhidratlı besinlerden uzak durun. Gaz yapıyorsa daha az sebze salata, çiğ sebzeler) ve sebze yemekleri (lahana, brokoli, karnabahar) yiyin.

- Bakliyatları (fasulye, nohut vb.) pişirirken ıslatma suyunu kullanmayıp atın, taze suda pişirin. Gaz yapıcı içeceklerden uzak durun.
- Sebzeleri buharda pişirin ya da haşlayın. Süt ürünlerinden kaçının. Mutlaka kullanıyorsanız mümkünse “Laktozsuz” ürünlere yönelin.

Şişkinlik sorununuz varsa
Sık karşılaşılan şişkinlik sorununun arkasında çoğu zaman fazla miktarda sebze (kereviz, lahana, havuç, karnabahar, soğan), bakliyat (kuru fasulye, nohut), çok şekerli meyveler (elma, kayısı, üzüm, erik) tüketilmesi geliyor. Asitli ve gazlı içeceklerin, yağlı ve soslu etlerin ayrıca bazı tatlandırıcıların da gaz oluşumunu arttırdıkları biliniyor.
Eğer sizin de şişkinlik şikayetiniz varsa bu yiyeceklerden uzak durmanızda yarar olabilir.

Kabızlıkla mücadelede günlük su tüketiminin 1.5 litrenin altında olmamasına özen gösterilmeli. Egzersiz ise hem kabızlık hem de gaz sorununa iyi geliyor

İRRİTABLE BAĞIRSAK SORUNU

İrritable barsak sorunu kişiden kişiye farklılık gösteren bir sağlık problemidir. Bazı kişilerde kabızlık, bazılarında ise ishal olarak ortaya çıkar. Düzenli ve günde en az üç ana öğün besin tüketmek, tüketilen besinlerin her not edilmesi, sorunun çözülmesinde yardımcı olur. Rahatsızlık (gaz, şişkinlik, ağrı) hissi yaratanların beslenmeden çıkarılması gerekir. Öğün atlaması, beş saatten fazla besin tüketmemesi bu sağlık sorununun artmasına neden olur.

İrritable bağırsak rahatsızlığı kabızlığa yol açıyorsa bol posalı besinlerin tercih edilmesinde yarar var. Posa bakılan zengin besinler arasında tam unundan yapılmış ekmek ve makarna, kuru baklagil çeşitleri, çilek, elma, kayısı, armut, bezelye yer alır. Bununla beraber kabızlıkla mücadelede, günlük tüketilen su miktarının 1,5 litrenin altında olmaması ve düzenli egzersiz yapmak gerekir.

İrrtable bağırsak rahatsızlığı ishal olarak kendini gösteriyorsa patates, pirinç, makarna, ekmek, yoğurt, ayran ishali durduracak ve bağırsak yapısını düzenleyip, mineral kayıplarını azaltacak besinlerin tüketilmesi gerekir.
Salam sucuk, sosis gibi şarküteri ürünlerinden, fazla yağ içeren sos ve kızartılmış besinlerden, alkol, kahve ve baharat çeşitlerinden uzak durmak gerekir.


CROHN HASTALIĞI

Uzun süredir tekrarlayıp duran karın ağrısı ve kramplardan, diyare ataklarından yakınıyorsanız ve bu belirtilere zaman zaman bağırsak kanaması da eşlik ediyorsa ihtimallerden birinin de Crohn hastalığı olabileceği aklınızda olsun. Bu hastalık ağızdan başlayarak bağırsağın sonuna kadar sindirim sisteminin herhangi bir yerinde ortaya çıkabilir. En sık görüldüğü yer ince bağırsağın alt kısmıyla kalın bağırsaklardır. Hastalığın ortaya çıkmasında kalıtımın, bağışıklık sisteminin hatta bazı mikroorganizmaların etkili olabileceği ileri sürülüyor. Crohn hastalığının 15-30 yaş grubunda daha sık görüldüğü biliniyor. Karın ağrıları ve kramplar hastalığın önemli belirtilerinden. Ağrılara bazen bulantı ve kusma da eşlik edebiliyor. Çoğu hastada ağrılı dönemlerde iştah kaybı ve diyare de görülüyor. Tekrarlayan ishal atakları yaşam kalitesini bozup, uyku düzenini bile altüst edebiliyor. Hastalığın tedavisi için mutlaka bir gastroenteroloji uzmanıyla işbirliği yapmak gerekiyor. Bu hastalığın tedavisinde özel bir diyet yok ancak kişilerin kendilerine rahatsızlık veren ve vermeyen yiyeceklere dikkat ederek beslenmeleri gerekiyor. Bu besinlerde kişiden kişiye değişiyor.


ÇÖLYAK

Çölyak hastalığı ishal, karın şişliği, kabızlık, halsizlik, yorgunluk gibi şiflerle giden ve yaşam kalitesini bozan bir sağlık sorunudur. Aslında çölyak hastalığının bu bilinen belirtileri buz dağının en üstte kalan, görünen yanıdır. Sorunların neredeyse yüzde 90′ı suyun altında kalır ve kendini belli etmez.

Çölyak gözden kaçabilir
Çölyak hastalığında fark edilen ya da edilmeyen birçok sorun olabilir. Örneğin bu hastalarda depresyona, eklem ağrıları ve kimi eklem romatizmalarına, diş bozuklukları ve ağız içinde tekrarlayan aftlara sık rastlanır. Ayrıca Çölyak hastalığında kansızlığın, kısırlığın ve bazı kanserlerin (yemek borusu ve yutak kanserleri, ince bağırsak lenfoması) daha sık görüldüğü belirtiliyor. Bu kişilerin bazı böbrek hastalıklarına, çocukluk diyabetine boy kısalığına ve şişmanlık problemlerine de daha sık yakalanan biliniyor. Çocuğunuzda davranış bozuklukları (hiperaktivite, depresyon) otizm, ciltte kaşıntılı deri altı kabarcıkları, diş gelişiminde bozukluklar, kilo alamama, karında şişkinlik ve şişlik, gelişme sorunları mevcutsa bu sorunlara ishal, eşlik ediyorsa arka planda gözden kaçmış bir çölyak hastalığının yatabileceği aklıda olsun.

Nedeni biliniyor
Çölyak hastalığında hastaların büyük kısmında özellikle buğdaydaki glutene karşı bir duyarlılık söz konusudur. Gluten içeren prolaminler buğdayda, çavdarda, yulafta ve arpada bulunuyor. Hastalıkta genetik faktörler kadar çevresel faktörlerin de önemli olduğu biliniyor.


Beslenme tarzı değişmeli
Hastalığın tedavisinde yapılacak şey öncelikle beslenme planından buğday, arpa, yulaf, çavdar ürünlerinin çıkarılmasıdır. En önemlisi buğday ürünlerinden (un, makarna, mantı, ekmek, erişte) uzak durmaktır. Çok zorda kalınca az miktarda, arpa, yulaf ve çavdara müsaade edilebilir.   Hastalara mısır ve pirinç ürünleri rahatlıkla kullandırılabilir. Laktozdan fakir bir beslenme planı da faydalı oluyor.
Eğer beslenme planı doğru yapılabilmişse en geç altı ay içinde çok iyi sonuçlar alınabiliyor.

Popularity: 1% [?]

7 DERDE 7 DEVA KÜRLER

0

Kürleri Uygulamadan Önce Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar.

1) Adaçayını piyasadan alırken yabani olmayanım almaya özen gösteriniz. Bundan emin değilseniz, bazı büyük marketlerde satılan değişik firmalara ait paketlenmiş adaçayını kullanabilirsiniz.
2) Her gün, ağız temizliği yapıldıktan sonra bir defa gargarasını yapmak ağızdaki bakterilere ve de ağız kokusuna karşı güçlü bir engelleyicidir. Normalde adaçayı gargarasını hazırlayıp lavabonuzdan eksik etmemeniz gerekir. Hazırlanan adaçayı gargarası üç gün bozulmadan lavabonuzun rafında durabilir.
3) Faranjit ve bademcik problemi olanların kürleri uygularken sigara ve asitli içeceklerden (kola, soda, maden suyu gibi) özellikle uzak durmaları gerekir. Buna paralel olarak diş ve ağız temizliğine de özen göstermek gerekir. Yemeklerden sonra mutlaka dişlerinizi fırçalayınız. Uygulamalarda belirtilen gargaraları mutlaka dişlerinizi fırçaladıktan sonra yapınız.
4) Adaçayı memleketimizde son yıllarda sıkça tüketilmeye başlanmış bir çaydır. Ancak hamile bayanların hamileliklerinin ilk üç ayında adaçayını temkinli kullanmaları gerekir. Eğer düşük tehlikesi söz konusuysa kesinlikle adaçayından uzak durmaları gerekir.
5) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarım kesinlikle önermiyorum.
6) Aksi belirtilmedikçe ayın anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi…) içilmemelidir.
7) Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanması gerekmektedir.
8) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.7 DERDE 7 DEVA KÜRLER

Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyucu Kür
Yaklaşık bir su bardağı kaynamakta olan klorsuz suda bir tatlı kaşığı taze adaçayı on dakika ağzı kapalı olarak kısık ateşte demlenir. Demleme süresi tamamlandıktan sonra bitki daha fazla suyunun içinde bekletilmez, mutlaka süzüp ayrılır. Günde iki-üç defa gargarası yapılır. Ayrıca, beraberinde bir ay boyunca her gün bir çay bardağı adaçayı içilir. Hazırlanan gargara kırksekiz saat bozulmadan banyo dolabınızda durabilir.

Not: Aktarlardan satın alacağınız adaçayı hem çok daha ucuz hem de amacınıza daha uygun olacaktır.

Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar varsa mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle, bilmeniz gereken kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikâyetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgilerle kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

Bağışıklık Sistemini Güçlendirici Kür

Üç gün boyunca sabah, öğle ve akşam iki yemek kaşığı halis bal tüketilecektir. Yanında istenirse ebter tohumdan yapılmamış, az miktarda kara ekmek tüketilebilir. Kür boyunca bol su içilmesi tavsiye edilir, ancak başka hiçbir şey tüketilmemelidir.

Dikkat: Halis bal kullanılması kürün basarılı olması için son derece mühimdir.

Safra kesesi ve sindirim şikâyetlerine karşı Kür

Enginarın en dış yapraklarım bu amaçla kullanmayınız. En dış yapraklarının altında kalan tüm yapraklan bu amaçla kullanabilirsiniz. Bir adet enginarın içerdiği yapraklar bir defalık kullanım için yeterlidir ve bunu, yapacağınız kürün bir günlük kullanımı için ölçü olarak alabilirsiniz. Bu konuda sayısal bir değer vermek gerekirse, kür için bir defalık hazırlanan yaprakların toplam ağırlığı 10 gramı geçmemelidir. Ortalama olarak altı-yedi gram kullanılması bir defalık tüketim için normal ölçüdür.

Bir adet orta boy enginarın tüm alt yaprakları iki su bardağı dolusu kadar kaynamakta olan klorsuz suyun içine atılır ve kısık ateşte ağzı kapalı olarak beş dakika haşlanır. Soğuduktan sonra süzülüp suyu içilir. Aç veya tok karnına içilebilir. Bu kür bir ay müddetle haftada iki veya üç gün uygulanır ve daha sonra duruma göre zaman zaman haftada bir defa tekrar edilir. Her defasında taze hazırlanmalıdır.

1) Enginar kolesterolün düşürülmesi için bir ilaç olarak düşünülmemelidir. Daha çok kolesterolünüzün düşürülmesinde, kontrol altına alınabilmesinde veya dengelenmesinde yardımcı veya destekleyici beslenme kürü olarak değerlendirilmelidir. Haftada iki-üç kez çok az sıvı yağda hazırlanmış olarak tüketeceğiniz enginar yemeği kolesterolünüzün kontrolünde, dengelenmesinde ve düşürülmesinde etkin rol oynayacaktır. Eğer yüksek kolesterol probleminiz varsa, mutlaka bir hekime gidiniz ve önerilerini uygulayınız. Enginar kürünü de hekiminizin önerilerine paralel olarak bir takviye olarak uygulayabilirsiniz.
2) Günde üç-dört fincan veya daha fazla kahve tüketiyorsanız ve kolesterolünüz de yüksekse, bu takdirde yüksek kolesterole bağlı şikâyetinizde kahvenin de önemli bir payı var demektir.
3)Laboratuar inceleme sonuçlarına göre rahim ağzı (cervix) kanseri risk grubunda olanlara, mükemmel bir takviye ve önleyici olarak haftada iki-üç defa öğünlerinde çok az suda haşlanmış enginar tüketmelerini özellikle tavsiye ederim. Haşladıkları suyu da dökmeyip içmelerinde çok büyük faydalar vardır. Bu kürü uygularken mümkün olduğu kadar yağ kullanmamaya özen gösteriniz. Eğer yağsız olarak tüketilmesi çok zor geliyorsa, ancak sıvı yağ kullanılmalı ve oram porsiyon basma bir tatlı kaşığını geçmemelidir. Ne kadar az yağ kullanılırsa o kadar etkilidir. Mümkün olduğu kadar enginarın taze olanını tercih etmekte de fayda vardır. Süpermarketlerin derin dondurucu sebze reyonlarında bulabileceğiniz enginar da bu amaçla kullanılabilir. Ancak, pazarlarda tazesi bulunuyorsa öncelikle tazesi tercih edilmelidir.
4) Sindirim ve özellikle de safra şikâyetlerine karşı enginar yapraklarından yapacağınız kürün ne denli etkili olduğunu hayretle gözleyebilirsiniz. Enginarın sadece içi değil yaprakları da insan sağlığı için çok faydalıdır. Pazardan aldığınız enginarın yapraklarını atmayınız. Bu yaprakları gölgede kurutarak ileri zamanlarda aynı amaçla kullanabilirsiniz. Bu yapraklar sağlığınız için çok faydalıdır.
5) Enginar yapraklarından zaman zaman yapacağınız birkaç günlük kür, hem sindirim sisteminizi düzene sokacak hem safra kanallarınızı ve safra kesenizi enfeksiyonlara karşı koruyacak hem de safra kesesi taşı oluşumunda önemli derecede önleyici rol oynayabilecektir.
6) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
7) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi…) içilmemelidir. 8) Tüm kürlerin çelik veya emaye kaplarda hazırlanma
sı gerekmektedir.
9) Kullanacağınız bitkinin raf ömrünün bir yılı geçmemiş olmasına dikkat ediniz.
Not: Hekiminizin verdiği ilaçlar varsa mutlaka kullanınız. Buradaki uygulamayı bir destekleyici olarak kullanınız. Öncelikle, bilmeniz gereken kullanacağınız bitkiye karşı alerjinizin olup olmadığıdır. Bu konuda hekiminizin görüşünü alınız. Hekime gitmeden ve teşhis koydurmadan şikâyetiniz ne olursa olsun, bu kitaptaki bilgilerle kendi kendinizi tedavi etmeye kalkışmayınız. Bu kitabın içindeki bilgilerin kesinlikle bir hastalığı teşhis amacı yoktur.

Genel Yorgunluk ve Halsizliğe Karşı Kür

Kullanılacak olan malzemeler, iki adet büyük havuç ve yirmi adet kuru incirdir. Her ikisinin de ayrı kaplarda hazırlanması şarttır. Yarım litre klorsuz suyu tencerede kaynatınız. Su kaynadıktan sonra içerisine iki adet taze ve gevrek olan iri havucu dört-beş cm uzunluğunda doğrayıp ilave ediniz. Ağzı kapalı olarak yirmi dakika kısık ateşte kaynatınız. Farklı bir kapta yarım litre klorsuz suyu kaynatınız. Su kaynadıktan sonra içerisine yirmi adet kuru inciri bıçakla bir kez kesip ilave ediniz. Ağzı kapalı olarak on beş dakika kısık ateşte kaynatınız. İki ayrı kapta hazırlanan incir ve havuç haşlama sularını, çok fazla ılımadan karıştırınız. Tencerenin dibinde kalan incirlere kaşıkla bastırarak içeriğindeki suyu da alınız. İncir-havuç haşlama suyunu temiz bir şişeye doldurunuz ve buzdola-bında koruma altına alınız. Yirmi gün boyunca, her gün sabah kahvaltısından on-onbeş dakika önce aç karnına bir su bardağı içiniz. Yirmi günlük kürü tek bir defada hazırlamayınız. Saklama şişesi boşaldıkça taze hazırlayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra bir hafta ara veriniz. Bir hafta aradan sonra aynı kürü yirmi gün olarak tekrarlayınız.
Not: Kuru inciri kaynatmadan önce, dışındaki beyaz pudra şekerini soğuk su altında yıkayınız.

Demir Eksikliğine Bağlı Kansızlığa Karşı ISPANAK

1) Ispanak genel olarak tek başına kür olarak kullanılmayan, ancak diğer sebze veya şifalı bitkilerle karıştırılarak kullanılan bir bitkidir. Ispanak-kereviz karışımı içerdiği demirin neredeyse tamamını vücudumuza kazandırmaktadır. Ne tek başına ıspanak kürü, ne de tek başına kereviz kürü kandaki demir açığını kapatmaya yeterli değildir. Aksine, her ikisi de tek başına kullanıldıkları takdirde demirin vücudumuz tarafından alınmasını engellemektedirler.
2) Demir eksikliğine karşı verilen kürleri uygularken ve kür tamamlandıktan soma, çikolata ve aşırı fosfat içeren besinleri ve çay ve kola türü içecekleri tüketirken ölçülü olmak gerekir. Takviye olarak demir ilacı alanlara da tavsiyem, zaman zaman C-vitamini de almalarıdır, zira demirin bağırsaklardaki emilme oranını yükselten daha doğrusu emilmesini en iyi takviye eden C-vitaminidir.
3) Ispanak-maydanoz kürünü tek başına yorgunluk veya tek başına uykusuzluk şikâyetlerine karşı uygulamamak gerekir. Bu kür depresyona bağlı uykusuzluk veya yorgunluk durumlarında mükemmel bir yardımcı tedavidir. Sabah uygulanan ıspanak-maydanoz kürü, akşam vakti kullanılmaz. Hormonların zamana bağlı olarak farklı çalışmalarından dolayı akşam ıspanak-tere otu kürü uygulanır. Bu kürlerin nasıl uygulanacağı maydanozla ilgili bölümde anlatılmıştır.
4) Mide ve onikiparmak bağırsağı ülseri olanların ıspanak tüketiminde dikkatli olmaları gerekir.
5) Ülser problemi olup da aynı zamanda demire bağlı kansızlık (anemi) şikâyeti olanların ıspanak-kereviz kürünü uygulamamaları gerekir. Demire bağlı kansızlık şikâyeti de olan ülser hastaları anemiye karşı ıspanak-kereviz kürünü kullanamayacaklarına göre ne yapacaklardır? Bu sorunun cevabı basittir. Ispanak-kereviz küründe ıspanak yerine maydanoz kullanacaklardır. Kullanılacak olan maydanozların 18-20 adedi geçmemesi, taze olmaları ve saplarıyla birlikte kullanılmaları gereklidir.
6) Gut rahatsızlığı olanların ıspanak tüketiminde ölçülü olmaları gerekir.
7) Hamilelik dönemlerinde demir eksikliği çeken anne adaylarının dünyaya getirdikleri çocuklar ileri yaşlarında çok büyük bir olasılıkla (%85 – %90) yüksek tansiyon hastası olmaktadırlar. Bu nedenle hamile bayanların özellikle hamileliklerinin ilk beşinci ayma kadar demir eksikliği çekmemelerine özen göstermeleri, dünyaya getirecekleri çocuklarının ileri yaşta yüksek tansiyon hastalığına yakalanmamaları açısından çok önemlidir. 8)Hamile bayanların, hamileliklerinin ilk dört ayında özellikle tere otundan uzak durmalarım tavsiye ederim. Tere otunu satın alırken mutlaka dikkat edilmesi gereken nokta, taze olması ve kesinlikle de sararmış olmamasıdır. Yaprakları sararmış olan tere otu zehirli maddeler içermektedir. Depresyon tedavisinde ıspanakla beraber kullanılan tere otunun da taze ve yapraklarının sararmamış olması şarttır. Kurutulmuşu bu amaçla kullanılmaz.

Kronik İdrar Yolları Enfeksiyonuna Karşı Karnabahar Kürü

1) Karnabaharı kullanırken karın bölgesinin çevresindeki dört-beş adet yaprağı da beraberinde pişirmenizde büyük fayda vardır. Çünkü özellikle yapraklarında bol miktarda kansere karşı önleyici gücü olan beş tane koruyucu etkin madde mevcuttur.
2) Mide ülserine karşı kürü uygularken tuz kullanmamalısınız ve kullanacağınız yağ mümkün olduğu kadar az miktarda bitkisel sıvı yağ olmak zorundadır. Kullanılacak yağ porsiyon basma bir tatlı kaşığını geçmemelidir. Sıvı yağı ne kadar az kullanırsanız o kadar iyidir. Kür kullanma şekli için uygulama 2′ye bakınız. Mide ülserine karşı bu kür uygulanırken, aynı zamanda mide kanserine karşı önleyici kür de uygulanıyor demektir.
3) Oniki yaş altı çocukların herhangi bir kürü hekimlerine danışmadan uygulamalarını kesinlikle önermiyorum.
4) Aksi belirtilmedikçe aynı anda birden fazla kür uygulanmamalıdır. Herhangi bir kürün uygulama süresi tamamlanmadan da başka bir bitki çayı (yeşil çay, papatya, ıhlamur, adaçayı, gibi…) içilmemelidir.

250 – 300 gram karnabahar yaklaşık 750 ml kaynamakta olan klorsuz suya ilave edilir. Ağzı kapalı olarak beş-altı dakika kısık ateşte demlenir. Ilıyınca süzülür. Haşlanmış karnabaharın suyunun yansı sabah, diğer yansı da akşam (aç veya tok farketmez) içilir. Her gün taze olarak hazırlanır.
Bu kürün uygulaması şu şekildedir:

3x7U + 3A
7 gün uygulama + 3 gün ara + 7 gün uygulama + 3 gün ara + 7 gün uygulama =
Toplam 21 günlük kür

Bu formülün anlamı şudur: Üç tane yedi gün uygulanıp, her yedinci günün sonunda üç gün ara verilecektir. Toplam yirmibir gün uygulanacak demektir. Her yedinci günün sonunda verilecek olan üçer günlük aralar uygulama süresine dahil değildir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta karnabaharın taze olmasıdır. Pişmiş olan karnabaharın da öğle veya akşam yemeklerinizde salata olarak tüketebilirsiniz. Şikâyetinize göre kürü tekrar edebilirsiniz.

Mide ülserini tedavi edici Kür
Haftada üç defa çok az suda az haşlanmış bir porsiyon karnabahar yemeyi rahatsızlık ortadan kalkana kadar alışkanlık haline getirmek gerekir. Tencerede kalan suyu da tüketmek gerekmektedir. Bu kür uygulanırken çok az miktarda (porsiyon başına en fazla bir tatlı kaşığı) sıvı yağ kullanılabilir.

Popularity: 1% [?]

SARSILMIŞ BEBEK SENDROMU

0

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fatih Yağmur, “Sarsılmış bebek sendromu” konusunda Türkiye’de yeterli çalışma olmadığını, bu nedenle olayın çoğu zaman hekimler tarafından da teşhis edilemeyerek atlandığını söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Yağmur, yaptığıaçıklamada, genellikle ebeveynlerin öfkeyle bebeklerini sallamaları sonucu oluşan “sarsılmış bebek sendromu” olgularının dörtte birinin öldüğünü, hayatta kalanların ise büyük çoğunluğunun nörolojik problemli olarak hayatlarını devam ettirmek zorunda kaldıklarını bildirdi.

Avrupa ve ABD’de bu sendromun çok iyi tanınmasına karşın Türkiye’de çok fazla bilinmediğine dikkati çeken Yağmur, “Sarsılmış bebek sendromu konusunda Türkiye’de yeterli çalışma yok. Bu, çoğu zaman hekimler tarafından da teşhis edilemeyerek atlanıyor” dedi.

Yağmur, söz konusu sendromun, anne, baba, bakıcı ya da bebeğin bakımını üstlenen bireylerin, bebeğin sürekli ağlaması sonucu çileden çıkarak, bebeği göğsün iki tarafından tutarak ileri, geri ve yana yaklaşık 240-260 derece sallaması sonucu ortaya çıktığını belirterek, şu bilgileri verdi:

“Sarsılmış bebek sendromu daha çok 1 yaş altı çocuklarda görülmektedir. Bir yaş altı çocuklarda beyin gelişimini henüz tamamlamamış ve kıvam olarak daha yumuşaktır. Aynı zamanda bebeğin boyun kasları yeterince güçlenmemiştir. Sinir hücreleri etrafını bir koruyucu madde gibi saran miyelin kılıf gelişimini tamamlamamıştır. Damar yapısı yeterince sağlamlaşmamıştır. Çocuğun bu özelliklerinden dolayı, meydana gelen bir sarsmada beyni ciddi hasarlar görebilmektedir. Bu sarsmalar neticesinde kafa içi kanamalar meydana gelmekte, sinir sisteminde kopmalar oluşmakta, göz içi kanamalar ortaya çıkmakta, kemik kırıkları oluşabilmektedir. Genel olarak bu çocukların dörtte biri ölmekte, hayatta kalanlar da ise nörolojik problemler ortaya çıkmakta, körlük, hidrosefali, havale, mental gerilik durumları oluşabilmektedir.”

Aileler farkında değil

Ailelerin bu şekilde çocuklarına zarar verdiklerinin farkında olmadıklarını dile getiren Yağmur, şöyle devam etti:

“ABD’de olduğum süre içerisinde çalışmasına katkıda bulunduğum üç ölümlü vakanın üçünde de daha önce gittikleri hekimler, sarsılmış bebek sendromunu tanınamayıp başka tanılar düşünerek evlerine göndermiş. Daha sonra bu üç olgu şikâyetlerin artması üzerine üniversite hastanesi acil servisine getirildiklerinde çok geç kalınmıştı ve ölüm gerçekleşmişti.
Bu olgular ilk gittikleri sağlık merkezinde istismar yönünden şüphelenilip tanı konulabilseydi evine gönderilmeyip gerekli tedavi yapılarak ölümlerinin önüne geçilebilecekti. Daha sonra bu olgular sağlık çalışanlarınca bebeklerden birinin babası ben ABD’den döndüğümde (kasten adam öldürmekten) yargılanıyordu. Kayseri’de de 2006 yılından sonraki dönemde 4-5 tane bebekte sarsılmış bebek sendromu olduğunu düşündük. Bunlardan iki tanesi maalesef öldü.

Bu olgularla ilgili savcılığa gerekli bildirimler yapıldı. Mahkemelerinin devam ettiğini biliyorum. Bu tür olaylar ne yazık ki bizde de oluyor.”

Yağmur, ABD’de “sarsılmış çocuk sendromuna” neden olan travmaların yüzde 50′sinin bebeğin öz babası, yüzde 25′inin üvey babası ve yüzde 12′sinin öz annesi tarafından gerçekleştirildiğini kaydetti.

Türkiye’de bunun tam tersi olabileceğini dile getiren Yağmur, şunları anlattı:

“Çünkü orada annelerin çalışma oranları son zamanlarda babalardan daha fazla, bu yüzden babalar genellikle evde çocukları ile kalıyor. Dolayısı ile babaların bebekleriyle geçirdiği süre daha uzun olmakta ve tahammül sınırları zorlanmaktadır. Bizde bu konuda bilimsel çalışma olmamakla birlikte annelerin istismar etme oranlarının daha yüksek olabileceğini düşünmekteyim. Çünkü bizde çocuklarla anneler daha çok vakit geçirmekte, bu süreç içerisinde annenin tahammül sınırı zorlanmakta, eşinden beklediği yeterli ilgi ve desteği de görememekte, sonuçta çocuğuna istemeden de olsa zarar verebilmektedir.”

Ebeler eğitim verebilir

“Sarsılmış bebek sendromu” konusunda birinci basamakta hizmet veren hekim, hemşire ve ebelere eğitim verdiklerini dile getiren Yağmur, ebelerin gebelikleri süresince ve doğum sonrası takip ettikleri anne adaylarına bu konuyla ilgili eğitim verebileceklerini söyledi.

Yrd. Doç. Dr. Fatih Yağmur, sarsılmış bebek sendromunun nasıl önleneceğine ilişkin ABD ve Avrupa’da ailelere ve sağlık çalışanlarına eğitim veren birçok internet sitesi bulunduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

“Bu sitelerde (stresinizi nasıl kontrol edersiniz, sürekli ağlayan bebeğinizle nasıl baş edersiniz veya bebeğinizi nasıl zarar vermezsiniz) gibi konularda birçok video veya metin bulmak mümkün. Örneğin (Çocuğunuz sürekli ağlıyor. Altını değiştirdiniz susmadı, beslediniz susmadı, doktora götürdünüz bir şey yok, ama hala ağlıyor. Siz çok gerginsiniz, birkaç gecedir aynı durum olmakta ve çok yorgunsunuz. Ne yapacaksınız?) Bu süreçte annenin, babanın ya da bakıcının bebeğin yanında kalması ona daha fazla zarar verebilir. Bu durumda çocuğu beşiğine bırakın ve odadan çıkın. Ağlasın. Siz yanında kalırsanız daha fazla zarar verebilirsiniz. Hatta siniriniz yatışmadıysa dışarı çıkıp dolaşın. Çocuk odasında ağlasın. 5 dakika ağlaması sizin yanında kalıp kendinizi kontrol edemeyerek yapacağınız bir durumdan daha fazla zarar vermeyecektir.”

Popularity: 1% [?]

TANSİYON VE KOLESTEROL İÇİN KÜR

0

MERCİMEK : TANSİYONU DENGELER KOLESTEROLÜ DÜŞÜRÜR

Mercimek (Lens culinaris), hem tansiyon dengeleyici hem de kolesterol düşürücüdür. Tansiyon dengeleyici özelliği, içerdiği esculin ve choline maddelerinden kaynaklanır. Esculin, tansiyon yükseltici (hypertensive); choline de tansiyon düşürücü (hypotensive) etki gösteren maddelerdir. Sonuç olarak, birbirlerine tamamen zıt özellik taşıyan bu iki etkin maddenin aynı anda bulunması mercimeğe tansiyon dengeleyici özellik kazandırır. Bu özellikler ağırlıklı olarak yeşil mercimekte vardır. Mercimek aynı zamanda mükemmel bir protein deposudur. Etin yerini en iyi dolduran bakliyatlardandır.

Yüksek kolesterol şikâyeti olanlar dikkat:
Değerli okuyucu, yüksek kolesterol şikâyeti olan hastalar hekimlerinin önerileri doğrultusunda kolesterolü baskılayıcı, örneğin, statin grubu ilaç kullanmak zorundadır. Katıldığım bir akşam yemeğinde kolesterol düşürücü ilaç kullandığını söyleyen bir tanıdığım, o akşamki yemekte dikkat etmesi gereken bazı yemekleri ve tatlıları hiç çekinmeden tüketmişti. Yemek sonrası kendisine, bu akşamki ziyafette ölçüye dikkat etmediğini söylediğimde, bana aynen şu cevabı verdi: “Sayın hocam, nasıl olsa ilaç kullanıyorum, pek fazla dikkat etmeme gerek yok.” Kendisine bunun çok yanlış olduğunu anlattım.
Çünkü, kolesterol düşürücü ilaçlar, öğünlerde tükettiğimiz besinlerin içerdiği kolesterolü etkilemez. Kolesterol düşürücü ilaçlar, besinler üzerinden aldığımız kolesterol üzerinde düşürücü özelliğe sahip değildir.

Kolesterol düşürücü ilaçlar, kanda bulunan kolesterolü düşürmez veya parçalamaz. Sadece ve sadece karaciğere daha az kolesterol üretmesi komutunu verir. Değerli okuyucu, hemen hemen tüm kolesterol düşürücü ilaçlar diyabet hastalığına (şeker hastalığına) yakalanma riskini artırır. Şeker hastası iseniz ve statin grubu (kolesterol baskılayıcı) ilaç kullanıyorsanız, kan şekerinizin yükselmesinde etkili olabileceğini göz ardı etmeyiniz.
Kolesterol düşürücü ilaçlar, karaciğerin kendi ürettiği kolesterolü baskılar, yani karaciğerin daha az kolesterol üretmesini sağlar. Ancak, besinler üzerinden aldığımız kolesterol üzerinde herhangi bir düşürücü (azaltıcı) etkisi yoktur. Bu nedenle kolesterol oranı yüksek olan besinlere ve şeker oranı yüksek olan tatlılara karşı mutlaka ölçülü olunması gerekir.

Kemoterapi ve / veya radyoterapi sonrası
Kemoterapi (ilaç tedavisi) ve/veya radyoterapi (ışın tedavisi) gören hastalarda panzitopeni sıkca karşılaşılan bir durumdur. Panzitopeni, demire bağlı kansızlık (anemi), trombosit ve lökosit sayısındaki düşüş olarak tanımlanır. Trombosit sayısındaki düşüş özellikle kemoterapi sonrası gözlenmektedir. Bu durumda olan hastalara haftada en az üç – dört kez çok az sıvı yağ ve az su kullanarak yapılmış yeşil mercimek çorbası tüketmelerini öneririm. Bir aylık bu mercimek kürü, platelerin (trombosit) normal seviyelerine gelmesinde mükemmel bir takviye oluşturacaktır. Bu kür anemiye karşı etkili değildir. Anemiye karşı kullanılacak olan kür, kereviz – ıspanak kürüdür.

Yeşil mercimek çorbasına ek olarak, aynı günün akşam yemeğinden iki saat sonra 10 günlük lavanta kürü, trombosit sayısının daha da hızlı yükseltilmesinde yardımcı olur.

Dikkat:
Lavanta kürünü, tek başına trombosit (platalet) sayısını yükseltme amaçlı kullanmayınız. Ancak, mercimek kürü tek başına uygulanabilir.

Değerli okuyucu, yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum, kemoterapi uygulaması tamamlandıktan en az üç gün sonra bitkisel kür uygulayabilirsiniz. Kemoterapi sonrası üç gün geçmeden ve hekiminize danışmadan herhangi bir bitkisel kür uygulamayınız.

GÜNÜN KÜRÜ
Yağsız yeşil mercimek çorbası kürü

En az enginar kadar kolesterolü düşürücü özelliğe sahiptir. Haftada iki – üç defa tüketeceğiniz yağsız mercimek çorbası, bir taraftan kolestrolünüzü kontrol altına almanızda diğer taraftanda tansiyonunuzun dengelenmesinde yardımcı olacaktır. Burada tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum; mercimek kürü ne tansiyon problemini ne de kolesterol sorununu tedavi eden bir ilaç gibi düşünülmemelidir. Kolesterol veya tansiyon şikayetleriniz var ise mutlaka bir hekime danışınız.

Beslenmeye bağlı olarak kolesterol yüksekliği varsa bu takdirde haftada birkaç defa tüketeceğiniz yağsız yeşil mercimek çorbası kolesterolünüzü kontrol altına almanızda önemli katkıda bulunabilir. Eğer, genetik olarak yüksek tansiyon (hypercholestrol) söz konusu ise bu taktirde bu kürün faydasının olmayacağının bilinmesi gerekir. Genetik olarak kolesterol yüksekliği (hypercholestrol) durumunda hekim kontrolünde ve yine hekimin önereceği ilaçlar söz konusu olacaktır.

Yeri gelmişken belirtmekte fayda gördüğüm bir nokta şudur; kandaki kolesterolün yükselmeye başlaması veya yüksek değerlere ulaşması kişinin her hangi bir rahatsızlık hissetmesine neden olmaz.

Kolesterolün uzun zaman yüksek değerlerde kalması, çoğu kez geri dönüşü olmayan değişik kalp – damar rahatsızlıklarının ortaya çıkmasına neden olur. Bu nedenle, zaman zaman kan tahlili yaptırarak kolesterol seviyesinin belirlenmesinde çok büyük faydalar vardır. Çünkü, erken teşhis edilen kolesterol yüksekliği, ileride yakalanma riski altında olduğunuz birçok hastalığın tedbirini aldırmış olacaktır. Kolesterol yüksekliğinin zaman içerisinde sebep olacağı hastalıklar genelde geri dönüşü olmayan kalıcı rahatsızlıklardır. Unutmayınız ki, kalıcı rahatsızlıklar yaşam kalitesini düşürür.

Popularity: 1% [?]

ERKAN TOPUZ SORU CEVAP

0

E vitamininden zengin besinlerin başında gelen fındık kanserden ve kalp damar hastalıklarından koruyor. Son araştırmalara göre, fındığın iç kabuğuyla birlikte tüketilmesi daha faydalı. Prof. Dr. Erkan Topuz, her gün bir avuç fındık tüketilmesini tavsiye ediyor

Kardeşim tedaviye cevap vermedi. Bize tavsiyeleriniz nelerdir?
Kardeşim 4 yıl önce malin melanom teşhisiyle 5 defa nüks ameliyatı geçirdi. Lenf bezleri temizlendi. Temadol, Dekanone. selenyum ve imuneks kullanıyor. Koltuk altı ve boynundaki lenf bezlerinde şişme var. Kardeşim şu ana kadar uygulanan tedaviye cevap vermedi. Tedavi konusunda sizin önerileriniz nelerdir? Bu hastalığın tamamıyla iyileşmesi mümkün mü? A.A.

CEVAP : Şu anda kardeşinizin boynunda şişlik var. Bu nedenle uygulanan tedavi doğru. 3 ay sonra yapılan değerlendirmede tedaviye yanıt değerlendirilecektir. Eğer kardeşinizin bu ilaçlardan fayda görmediği anlaşılırsa doktorunuz başka bir kemoterapiye geçer. Tümör lokalse radyoterapi de yapılabilir. Fakat malin melanom genellikle radyoterapiyle dirençli bir tümördür. Malin melanomda bağışıklık sistemini güçlendirmek ön plandadır.
Kardeşinize önerilerim şunlar:
- Gece yatmadan yarım saat önce 18-21 miligram melatonin hormonu kullanın.
- Doktorunuza danışarak yüksek dozda (5-6 gram) C vitamini alabilirsiniz. İmmün sisteminizi güçlendirmek için reishi ve cordyceps mantarı haplarını deneyebilirsiniz.
- Son çalışmalarda, hayvan deneylerinde milk thistle’ın (devedikeni sütü kapsülü) faydalı olduğu gösterildi.
- Beta karoten immün sistemini güçlendiren çok önemli bir maddedir. Her gün 1-2 bardak domates ve havuç suyu içerek ihtiyacınız olan beta karoteni temin edebilirsiniz.
- Portakal, mandalina, kan portakalı, turunç, limon gibi turunçgilleri kabuğuyla birlikte rondodan geçirdikten sonra 4-5 çorba kaşığı tüketin.
- Fındık da immün sistemi güçlendiricisidir. E vitamini ve selenyumdan    zengin besinlerin başında gelen fındık kanserden ve kalp damar hastalılarından   korur. Özellikle kavrulmamış fındığı tercih edin. Çünkü kabuğunu kırdıktan    sonra fındığın üzerindeki iç kabuğuyla tüketmek çok daha faydalı. Son  araştırmalar, iç kabuğuyla tüketilen fındığın kabuksuz fındığa göre yüzde 60-65 oranında daha fazla antioksidan ihtiva ettiğini gösteriyor.
- Yoğurdu bol tüketin.
- Mevsimi geçmeden çağlayı bol miktarda yemeye çalışın.
- Günde 2 tane kabuklarıyla birlikte organik elma yiyin ya da suyunu için.
-  Şu dönemde bol bol ısırgan tüketmeye çalışın.
-  Haftada 2 kez kurubaklagil yiyin.
Özellikle yeşil mercimek, kuru fasulye ve nohudu tercih edin.
-  Kemoterapi gördüğünüz için protein almak zorundasınız. Haftada 1 kez kırmızı et tüketin. Diğer günler öncelikle balık, hindi ve tavuğu tercih edin.
- Kuarsetin denen çok faydalı bir madde ihtiva ettiği için her gün yemekler içinde ya da salatanızda 1 soğan tüketmeye çalışın.
- Ellagic asit denen kanser savaşçısı bir madde içerdiği için böğürtlen, böğürtlen yaprağı ve kökü çayı için.
- Acıbademde bulunan bir madde de cilt kanserlerinde faydalı. Ancak günde 5 taneden fazla acıbadem tüketmeyin.


Babam prostat kanseri.
Babam 78 yaşında. 4 yıl önce prostat kanseri teşhisi konuldu. Tümörün 10 üzerinden 9 derecesinde agresif olduğu söylendi. 41 seans radyoterapi uygulandı. 2 yıl PSA (prostat kanserini gösteren kan testi) seviyesi normaldi. Fakat daha sonra PSA 5.5′e yükseldi. Doktor, kemik sintigrafisi istedi ve kemikte metastaz olduğu belirlendi. Takiben 3 ay Estacyt hapı verildi. Fakat kalp yetmezliği, taşikardi yaptığı için bu ilaç bırakıldı. Ardından Ketaconzol ve Delta Cortril uygulandı. Karaciğer enzimlerinde yükselme görüldüğü için bu ilaçlar da bırakıldı. Bu süreçte PSA 60-80′e çıktı. Bel ağrıları olunca 14 seanslık radyoterapi uygulandı. Babam şu anda kemoterapi görüyor. Ancak tedaviye rağmen son PSA’sı 150 olarak belirlendi. Bu arada 10 gün önce yapılan üst batın MR’ında karaciğerde 2 adet 1 santimlik metastaz saptandı. Babam kemoterapi nedeniyle çok halsiz. Son 2 yılda 10 kilo verdi. Yan etkiler konusunda önerileriniz nelerdir? Tedavide doğru yolda mıyız? H.C.

Cevap : Prostat kanseri erken evrelerde ameliyatla tam şifa bulabilir. Metastaz yoksa hastalara hormon tedavisi uygulanır. PSA normale inince 1 yıl sonra bu tedavi kesilir. Ancak ileri evrelerde yalnız radyoterapi ve hormonoterapi yapılır. Bu hastalarda ömür boyu PSA kontrol edilmeli. Hormon tedavisi altında PSA’da yükselme varsa uzak tarama yapılmalı. Kemik metastazı çıkarsa kemik takviye edici ilaçlara geçilmeli. Ağrı çoksa kemiklere radyoterapi de yapılabilir. Kemik metastazı tespit edilirse hormon tedavisi değiştirilmeli. Buna rağmen cevap alınmazsa kemoterapiye geçilmeli. Babanıza da şu ana kadar doğru tedaviler uygulanmış. Şu dönemde böbrek, karaciğer fonksiyon testlerinin sıkı kontrol edilmesi ve beslenmesine özen gösterilmesi gerekiyor. Babanıza her gün 2 bardak domates suyu içirin. Bol miktarda yoğurtlu ısırgan yemeği yedirin. Domates suyu içemiyorsa hapını (likopen) verebilirsiniz. Yaşlı olduğu için hastanızın milk thistle (devedikeni sütü kapsülü) almasında yarar var. Yine prostat kanserinde burdock (dulavrat otu tableti), boswellia bitkisi hapı, dandelion (karahindiba hapı) faydalı besin destekleridir. Şeker ve tansiyonu yoksa babanıza günde 1 çorba kaşığı meyan kökü(kullanım detayı) de verebilirsiniz.

Popularity: 1% [?]

ADET SANCILARINA KARŞI DOĞAL KÜR

0

Prof.Dr. İbrahim A.SARAÇOĞLU Sancılı geçen adet dönemleri ve Hazımsızlık için Civanperçemi bitkisini öneriyor.

Hazımsızlığa karşı etkili
Civanperçeminin, sindirim sistemini uyarıcı, bağırsaklardaki gazı giderici ve tansiyon düşürücü özellikleri de vardır. Doğru türü kullanıldığında, öğünlerden sonra yaşanan hazımsızlığa veya oluşan şişkinliğe karşı da çayı mükemmel bir yardımcıdır. Mide krampları şikâyetlerinde önerdiğim bir bitkidir. Civanperçeminin FaydalarıHafif derecede migreni olanlar için de iyi bir destek tedavi imkânı sağlar. Karaciğer metabolizması, insandan insana farklılık gösterir. Bu nedenle civanperçemininküründen çok olumlu sonuçlar alan bir kimse, maydanoz veya ceviz yaprağı küründen daha az oranda olumlu sonuç alabilir. Aynı şekilde ceviz yaprağı küründen başarılı sonuçlar alan bir kimse, maydanoz kürü uygulamasından daha az oranda istifade edebilir. Kişi, önce maydanoz kürü ile başlamalı eğer istenilen düzeyde karaciğer enzimlerinde (Hepatit B hastalarının zaman zaman karaciğer fonksiyonlarının nasıl çalıştığını gösteren analizlerinde) düzelme görülmüyor ise, bu takdirde lavanta, civanperçemi veya ceviz yaprağı kürlerinin uygulamasına destekleyici olarak geçebilirler.
Prof.Dr. İbrahim SARAÇOĞLU’ nun KADINLARIN sancılı geçen ADET dönemlerine karşı kürü :
Adet döneminin başlamasına üç gün kala uygulamaya başlanır ve bitimine kadar devam edilir. Bir tutam civanperçemi (yaklaşık beş gram) yarım litre kaynamakta olan suyun içine atılır. Ağzı kapalı olarak hafif (kısık) ateşte 3 dakika demlenir. Ilıdıktan veya soğuduktan sonra süzülür. Âdet döneminin başlamasına üç gün kala her gün sabah ve akşam bir su bardağı içilir. Her gün taze olarak hazırlanır. Reglinin bitimine kadardevam edilir. Bu kür her âdet döneminde birkaç ay uygulanır.

Miyomu olan kadınlar dikkat!
Miyomu olan kadınlar dikkatBazı kadınlarda miyoma veya miyomun büyüklüğüne bağlı olarak âdet kanamaları daha fazla olabilir. Hatta ara kanamalar da yaşayabilirler. Miyomu olan kadınların civanperçemi kürünü  uygulamamalarını öneririm. Çünkü, civanperçemi miyoma bağlı kanamaları artırır.

Enteresandır ki, achillin ve achilleine maddeleri kanamayı durdurucu özelliği olan etkin maddelerdir. Bu özellikleri saf olarak (ilaç) alındıklarında geçerlidir. Civanperçeminin çayının içeriğinde bulunmaları durumunda bu etkilerini gösteremezler.

Şüphesiz ki, bunun en  önemli nedeni civanperçeminin  içeriğinde bulunan diğer etkin maddeler, Achillin ve achilleine maddelerinin kanamayı durdurucu özelliğini ortadan kaldırır.

Popularity: 1% [?]

İLKAY KESKİNEL KİMDİR

0

UZ.DR. İLKAY KESKİNEL KİMDİR

UZ.DR. İLKAY KESKİNELDeneyim :
2006-Halen
SUADİYE MEMORIAL TIP MERKEZİ  İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı
2004-2006
SERBEST HEKİM  İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı
2004-2004
MED CLINIC  İstanbul Göğüs Hastalıkları Uzmanı

Eğitimi :
2002-2007
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ ENST.  İstanbul İmmünoloji Doktorası
1996-2001
CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESİ  İstanbul Göğüs Hastalıkları ABD Uzmanlık Eğitimi
1994-1994
PAVIA ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ  İtalya  Kadın Doğum Stajı
1990-1995
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ  İstanbul Tıp Doktoru Eğitimi

Üye Olduğu Mesleki Dernek ve Kuruluşlar

İstanbul Tabip Odası
Toraks Derneği
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği
European Respiratory Society
The Americcan College of Chest Physicians
Toraks Radyolojisi Derneği
İmmünolıoji Derneği
KALİD

Bilimsel Yayınlar

Ulusal ve Uluslar arası kongrelerde sunulmuş yerli ve yabancı dergilerde yayımlanmış toplam 30’un üzerinde yayını;yayımlanmış tıbbi çevirileri; kitap bölümleri ve sunulmuş pek çok semineri mevcuttur.

Kişisel Bilgiler
Doğum Yeri, Tarihi  : İstanbul , 1972
Medeni Hali  : Evli
Bildiği Yabancı Diller  : İngilizce
E-mail Adresi  : ilkay.keskinel@memorial.com.tr

Popularity: 1% [?]

Page 11 of 67« First...910111213...203040...Last »
sayaç
Go to Top